Kocaeli'de yaşayan emekli makine teknisyeni Ender Samsa, babasından kalan küçük bir kömürlüğü, unutulmuş teknolojileri günümüze taşıyan bir inovasyon merkezine dönüştürdü.
Derince ilçesindeki evinin bahçesinde bulunan 12 metrekarelik alanı, babasının vefatının ardından profesyonel bir üretim merkezine çeviren Ender Samsa, sanayinin unuttuğu teknikleri el emeğiyle yaşatıyor. Emekli olduktan sonra tüm vaktini pirinç ve bakır işçiliğine ayıran Samsa, özellikle 19. yüzyılın aydınlatma teknolojisi olan karpit lambalarını, modern mühendislik dokunuşlarıyla yeniden hayata kazandırıyor.
Mühendislikte güvenlik ve estetik buluşması
Karpit lambalarının çalışma prensibi olan kalsiyum karbür ve su reaksiyonunu, günümüz standartlarında güvenli hale getiren Samsa, özel tasarım tanklar geliştiriyor. Asetilen gazının yarattığı yüksek basınç ve ısıyı yönetebilmek için 82 bar basınca dayanıklı özel bir sistem tasarlayan Samsa, bu lambaları sadece dekoratif bir obje değil, işlevsel birer sanat eseri olarak üretiyor.
Geçmişin mirasını geleceğe taşıma tutkusu
Samsa, yaptığı çalışmaların temelinde yatan motivasyonu, "Geçmişini bilmeyen bir toplumun gelecekte varlık göstermesi mümkün değildir" sözleriyle açıklıyor. Babasından devraldığı metal işleme bilgisini, antika tutkusuyla birleştiren Samsa, sadece restorasyon yapmakla kalmıyor; piyasada bulunması imkansız olan nadir parçaları da sıfırdan üretiyor.
Gençlere ilham veren üretim vizyonu
Sadece Türkiye'de değil, yurt dışında da dikkat çeken ürünlere imza atan Samsa'nın en büyük hedefi, Türk üretim gücünü dünyaya kanıtlamak. Genç nesillere "üretmenin" önemini aşılamak istediğini belirten Samsa, atölyesinde pirinç pipolardan, dayanıklı saklama kaplarına ve özel maket parçalarına kadar geniş bir yelpazede üretim yapıyor.
Kendi ifadesiyle "üretmeden duramayan" bir zihniyete sahip olan Samsa, babasının mirasını sadece bir atölye olarak değil, bir üretim kültürü olarak oğluna ve kendisinden sonra gelecek hevesli zanaatkarlara devretmeyi amaçlıyor. Samsa, "Bunu başarmadan ölmeyeceğim" diyerek, yerli üretimin ve el işçiliğinin değerini küresel ölçekte göstermekte kararlı olduğunu vurguluyor.