İstanbul’da 17 yıl boyunca hukuk dünyasının stresli koridorlarında avukatlık yapan Mücahit Kibar, memleketi Aydın’a dönerek hayvancılıkta ezber bozan bir modele imza attı. Yerli ırkları taşıyıcı anne olarak kullanan Kibar, geliştirdiği yöntemle hem maliyetleri düşürdü hem de yüksek verimli üretimle sektörde dikkatleri üzerine çekti.
İstanbul’un yoğun iş temposunu geride bırakıp Aydın’da yeni bir hayata başlayan Mücahit Kibar, avukatlık mesleğini sürdürürken tarım ve hayvancılık sektöründe de profesyonel bir girişimciye dönüştü. Küçük bir adımla başladığı çiftlik serüveninde, dışarıdan besi materyali almanın maliyetli olduğunu fark eden Kibar, kendi çözümünü üreterek yerli ırkları verimlilik odaklı bir sistemin merkezine yerleştirdi.
Taşıyıcı anne sistemiyle verim artışı
Kibar’ın geliştirdiği sistemin temelinde, bölgenin zorlu şartlarına uyum sağlayan yerli ırkların dayanıklılığından faydalanmak yatıyor. "Anası 50 lira, danası 100 lira" sloganıyla özetlediği modelde, yerli anaç hayvanlar taşıyıcı anne görevi görüyor. Etçi ırklardan alınan kaliteli spermlerle melezleme yapan Kibar, bu sayede genetik olarak üstün ve yüksek et verimine sahip buzağılar elde ediyor. Yerli hayvanların bakım maliyetlerinin düşüklüğü ve hastalıklara karşı dirençli olmaları, işletmenin sürdürülebilirliğini sağlayan en önemli unsurlar arasında yer alıyor.
Doğal süreçlerle gelen karlılık
Üretim modelinin başarısını düşük maliyetli bakım süreçlerine bağlayan Kibar, hayvanlardan süt sağımı yapmayarak tüm verimi buzağıya odakladıklarını belirtti. Bu yöntemin hayvan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerine değinen Kibar, "Buzağı annesini dilediği kadar emebiliyor. Böylece hem mastitis gibi hastalıkların önüne geçiyoruz hem de buzağının bağışıklığını doğal yollarla güçlendiriyoruz. İlaç veya suni besleme gibi uğraşlara gerek kalmadan, doğanın işleyişine uygun bir modelle çalışıyoruz" dedi.
Yerli üretimle dışa bağımlılığa son
Türkiye’deki et açığının kapatılması için yerli ırkların stratejik bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Kibar, dövizle yurt dışından hayvan ithal etmek yerine yerli üreticinin desteklenmesi gerektiğini savundu. Kendi çiftliğinde elde ettiği sonuçların, ithal hayvanlarla yarışır düzeyde olduğunu belirten Kibar, doğru melezleme teknikleriyle yerli üretimin çok daha karlı bir hale getirilebileceğinin altını çizdi.
Stresli meslekten huzurlu çobanlığa
Avukatlık mesleğini hala severek yaptığını ancak hayvancılığın kendisine bambaşka bir huzur verdiğini ifade eden Kibar, sözlerini şu şekilde noktaladı: "Hukuk bürosundaki stresimi, çiftliğe geldiğimde çobanlık yaparak atıyorum. Daha az insan, daha çok doğa ve huzur... Babam başta bu işi yapmamı istemese de, bugün elde ettiğimiz sonuçlar ve yakaladığımız verimlilik, doğru bir yolda olduğumuzu kanıtlıyor."