Akdeniz’in kavurucu sıcaklarından bunalan tatilciler, Soli, Kızkalesi ve Narlıkuyu hattındaki deniz keyfinin ardından rotayı Silifke’nin tarih kokan coğrafyasına kırıyor. Binlerce yıldır doğanın ve tarihin iç içe geçtiği Cennet ve Cehennem obrukları, bugünlerde tarih meraklıları ile serinlemek isteyenlerin ortak buluşma noktası. Ziyaretçiler, dışarıdaki yüksek sıcaklığa tezat bir şekilde obruğun tabanındaki doğal serinliği "klima etkisi" olarak tanımlıyor.

Yeraltında 5. Yüzyıldan Kalan Tarih
Sadece jeolojik yapısıyla değil, barındırdığı zengin kültürel mirasla da dikkat çeken Cennet Obruğu, içerisinde M.S. 5. yüzyıla tarihlenen Meryem Ana Kilisesi’ni saklıyor. Bir dönem kitabeleri ve mimarisiyle dikkat çeken, 1980'li yıllarda ise kısa bir süre ibadethane (cami) olarak işlev gören bu tarihi yapı, obruğun mistik havasını güçlendiriyor. Mitolojik efsanelerde Zeus’un ejderha Typhon’u hapsettiği yer olarak anılan bölge, ziyaretçilerine adeta zaman içinde bir yolculuk vaat ediyor.


452 Basamaklı Ziyaret Yolculuğu ve Seyir Terası
Cehennem çukuru derinliği ve dik yapısı nedeniyle yalnızca seyir terasından izlenebilirken, Cennet obruğunun tabanına inmek isteyen tatilcileri 452 basamaklı bir merdiven parkuru karşılıyor. İnişi yorucu ancak tabandaki atmosferi büyüleyici bulan doğaseverler için sunulan asansör imkanı ise dönüş yolculuğunu oldukça kolaylaştırıyor.
Bölgeyi ziyaret eden yerli ve yabancı turistler, obruk tabanında karşılaştıkları doğal serinlik ve kanyon hissiyatının verilen tüm emeğe değdiğini belirterek, Silifke’deki bu eşsiz deneyimi herkesin yaşaması gerektiğinin altını çiziyor.

