Yeni Birlik Gazetesi
55,1696 %0.05
64,5646 %0.09
33,7799 %0.21
3.026.696 %-0.51
Yeni Birlik Gazetesi Ekonomi Türk savunma sanayiinde 25 yıllık devrim: Dışa bağımlılıktan küresel aktörlüğe

Türk savunma sanayiinde 25 yıllık devrim: Dışa bağımlılıktan küresel aktörlüğe

Son 25 yılda yerlilik oranını %20’den %80’in üzerine çıkaran Türk savunma sanayii, lisanslı üretim dönemini geride bırakıp kendi platformlarıyla küresel pazarda oyun kurucu konumuna yükseldi.

Türkiye, son çeyrek asırda savunma ve havacılık alanında dünyada eşine az rastlanır bir dönüşüm hikayesine imza attı. 2000’li yılların başında büyük oranda hazır alım, lisans altında montaj ve sınırlı teknoloji transferine dayanan savunma konsepti; yerini tamamen özgün tasarımlara, yerli mühendislik çözümlerine ve kritik teknolojilerde tam bağımsızlığa bıraktı.

2002 yılında sadece 56 firmanın faaliyet gösterdiği ve 62 projenin yürütüldüğü ekosistem, bugün adeta devasa bir sanayi ordusuna dönüştü. Aktif firma sayısının 4 bin 500’ü, yürütülen proje sayısının ise 1400’ü aştığı sektörde; 5,5 milyar dolar seviyesindeki toplam proje hacmi 100 milyar dolar barajını geride bıraktı. Aynı dönemde yıllık Ar-Ge yatırımları 49 milyon dolardan 3,5 milyar doların üzerine çıkarken, sektördeki yerlilik oranı da %20 seviyelerinden %80’in üzerine fırladı. Yaş ortalaması 34 olan ve 100 bini aşan nitelikli nitelikli istihdam ise bu başarının en dinamik gücü oldu.

İhracatta Rekorlar Çağı: Tesis Satışından Stratejik Ortaklığa

Teknolojik sıçrama, rakamlara da doğrudan yansıdı. 2002 yılında yalnızca 248 milyon dolar olan savunma ve havacılık ihracatı, 2025 yılı itibarıyla 10,05 milyar dolar gibi tarihi bir eşiği yakaladı. İhracat ivmesi artarak devam ederken, 185 ülkeye ulaşan ürün yelpazesiyle Türk savunma ürünleri küresel pazarda en çok aranan çözümler arasına girdi.

Bugün dünya genelinde 230 farklı Türk savunma ürünü aktif olarak kullanılıyor. Üstelik Türkiye'nin ihracat modeli de dönüştü; sadece doğrudan ürün teslimatı yapmak yerine, bakım-onarım, yazılım güncellemesi, ortak üretim ve teknoloji transferini içeren uzun soluklu stratejik iş birlikleri kuruluyor. 2002’de 1,1 milyar dolar olan sektör cirosunun 20 milyar dolar sınırını aşması, bu küresel yayılımın en net göstergesi.

Gökyüzünün Yeni Hâkimleri: SİHA’lardan Beşinci Nesil Jetlere

Kuşkusuz dönüşümün en görünür ve dünya basınında geniş yer bulan ayağını insansız hava araçları oluşturdu. Bayraktar TB2 ile başlayan küresel görünürlük, Bayraktar AKINCI ile stratejik taarruz boyutuna taşındı. İnsansız muharip jet sınıfındaki BAYRAKTAR KIZILELMA ve deniz aşırı operasyon kabiliyeti sunan Bayraktar TB3 ise konsept değiştiren platformlar olarak öne çıktı. ANKA ve AKSUNGUR da stratejik keşif ve gözetleme görevlerinde rüştünü ispatladı.

İnsanlı havacılıkta ise Türkiye kendi ligini değiştirdi. Beşinci nesil savaş uçağı projesi KAAN ve jet eğitim uçağı HÜRJET, milli aviyonik ve radar sistemleriyle Türk havacılık tarihinin zirve noktaları oldu. Döner kanat teknolojisinde ise T129 ATAK helikopterinden elde edilen tecrübe, özgün helikopter T625 GÖKBEY ile taçlandırıldı.

MİLGEM'den Çelik Kubbe'ye: Mavi Vatan ve Semalarda Tam Koruma

Denizlerde başlatılan MİLGEM projesi; korvetlerden fırkateynlere, TF-2000 Hava Savunma Muhribi'nden milli denizaltı projesi MİLDEN’e uzanan köklü bir doktrine dönüştü. TCG ANADOLU ile dünyada ilk kez SİHA konuşlandırılan bir amfibi hücum gemisi konsepti hayata geçirildi.

Hava savunmasında ise bağımsızlık vizyonu "Çelik Kubbe" ile zirveye ulaştı. HİSAR ve SİPER sistemleriyle oluşturulan katmanlı hava savunma ağı; katmanlı radarlar, elektronik harp unsurları ve yapay zeka destekli komuta-kontrol altyapısıyla entegre edildi. SOM, ATMACA ve TAYFUN gibi füze sistemleri ise Türkiye'nin caydırıcılık kapasitesini stratejik seviyeye çıkardı.

Yeni Hedef: Seri Üretim Gücü ve Tam Bağımsız Teknoloji

Kara sistemlerinde ALTAY tankı etrafında biçimlenen devasa sanayi ekosistemi, motor ve güç grubu alanındaki milli projelerle (PD170, TF6000 vb.) destekleniyor. KORAL gibi elektronik harp ve tespit sistemleri ise modern muharebe sahasında oyunu değiştiren unsurlar olarak işlev görüyor.

2000'li yılların başında ihtiyaçlarını iç piyasadan karşılamayı hedefleyen Türk savunma sanayii, bugün kritik teknolojilerde tam bağımsızlığı derinleştirmeyi, yüksek adetli seri üretim kapasitesine ulaşmayı ve küresel pazardaki payını kalıcı kılmayı ana hedef olarak önüne koymuş durumda.