İstanbul
Parçalı bulutlu
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

İmparatorun yeni kıyafetleri ya da Venezuela’nın ABD’nin midesine indirilişi

YAYINLAMA:

Geçtiğimiz sene Venezuela ile yazdığımız bir yazıyı şöyle bitirmiştik. ABD, Venezuela dosyasını kapatmak için olası senaryolar içerisinde- ki maalesef senaryoların hiçbiri Venezuela için müjdeli bir haber içermiyor- kendisi için en maliyetsiz ve Batı Yarımküre hakimiyeti adına en güçlü mesajı veren seçeneği bulmak için düşünüyor ve hazırlanıyor. Bu satırlar kaleme alındığında henüz ABD, Venezuela teknelerini batırmaya yeni başlamış, Batı Yarımküre hakimiyetini önemsediğini gösteren Ulusal Güvenlik Strateji Belgesini (NSS 2025) henüz ilan etmemişti. 

O günden bugüne ABD’nin kuvvet kullanma biçimi, Venezuela meselesini ulusal güvenlik açısından kamuoyu önünde ilan ettiği tehditlerin (narkoterörizm, yasadışı göç, sınırların güvenliği) merkezine oturtması ve tabi Batı Yarımküre hakimiyetinin çok ciddi kazançlar vadetmesi bize Venezuela’nın başına ne gelebileceği konusunda ciddi sinyaller gönderiyordu. Nihayetinde ABD, çok fazla işi uzatmadan 2026’nın ilk günlerinde “özel bir performans” ile Venezuela dosyasını kapattı. Elbette, bu Venezuela ile ilgili her şey süt liman, tüm pürüzler gitti, artık Venezuelalılar yeni imparatorun konsorsiyumunun yoluna güller döşeyecek demek değil. Ama yeni açılan, açılacak Venezuela’nın yönetilmesi dosyası, bugüne kadar ABD’nin önünde duran Venezuela dosyası ile aynı değil. Venezuela’da seçilmiş başkan ve eşinin derdest edilerek rejim değişikliğinin nerdeyse 15 dakikada gerçekleşmesi eski Venezuela dosyasını ABD adına kapattı. Bu meselenin kapatılış biçimi de kapatılma amacı da Trump’ın yarı uykulu gözlerle ve yanına ABD askeri gücünü alarak yaptığı konuşmasında verdiği mesajlar da bize bugünün Washington’u ile ilgili çok şey anlatıyor.

YENİ BİR MÜDAHALE PERFORMANSI

Venezuela operasyonunun amaçları çok yazılıp çizilecektir. Üç aşağı beş yukarı ABD, emperyal ve emperyalist bir projeye sahip, amaçlar da her emperyal ve emperyalist projede görebileceğiniz amaçlar. Zaten ABD, daha önce Panama başkanını ele geçirdiği tarih olan 3 Ocak’ta operasyonu gerçekleştirerek, Batı Yarımkürede işlerin nasıl yürüdüğünü herkese hatırlatıyor. Fakat elbette imparatorun yeni giysileri var ve bu giysilerin gerçek tarzını anlayabilmemiz için 3 Ocak operasyonunu bir performans, bir güç gösterisi performansı olarak da görmek ve incelemek lazım. ABD, savaşmadan ama konvansiyonel gücünü hibrit ve müşterek olarak kullanarak darbe ile işgal denemesi arası özel bir operasyon yaptı. Operasyonun başarılı olduğunu başkan ve eşinin ikametgahından tereyağından kıl çeker şekilde uyku kıyafetleri ile alınmasından anlıyoruz. Bu operasyon gerçekleştirilirken Venezuela’nın askeri ve hatta sivil alt yapısına ABD askeri operatif gücünün ulaştığını da anlıyoruz. Rejimler güçlerini ideolojik ve gerçek savunma kapasitelerinden alırlar. ABD; bu kapasitenin ortaya çıkmasına, örgütlenmesine, milliyetçi-anti-emperyalist duyguların, bağımsızlık aşkının, üçüncü dünyacılığın çıkmasına izin vermeden yani kendisi için maliyet yaratmadan rejimi dışarıdan ve içeriden değiştirebilecek operatif kabiliyete sahip olduğunu gösterdi.

Bu arada havaya kaç helikopter kalktı, nereler kaç kg’lık bombayla bombalandı, Venezuela’nın yarısı nasıl karanlığa gömüldü soruları için etkileyici askeri nitelikte rakamlar veriliyor. Ama operatif kabiliyetten kastımız askeri kabiliyet değil- ya da sadece askeri kabiliyet değil. Rejimin en sert en milliyetçi figürlerinden Maduro’nun sağ kolu başkan yardımcısı Rodriguez vekaleten başkanlık koltuğunu devraldı ve anlaşılan ABD, geçiş dönemi için Rodriguez’in iyi bir isim olduğunu düşünüyor. Rubio veya başkaları veya “bazı önemli şirketlerin yetkilileri” sanki Rodriguez ya da çevresindeki birilerine ulaşmış ya da mucizevi bir biçimde Rodriguez ile ABD yönetimi arasında olağanüstü bir anlayış birliğine ulaşılmış gibi bir tablo çiziliyor. Operasyon sonrası kameralar karşısına çıkan Trump, Maduro ile beraber Machado’yu da harcayan bir konuşma yaptı. İşte emperyalizmin gözü kör olsun, siz gider Nobel barış ödülünüzü Trump’a adarsınız, o sizin güçsüz ve yeterince saygı duyulmayan bir figür olduğunuzu söyler. Bugün Venezuela büyük bir çalkantıya uyanmadığından (zavallı halkın ne hissettiğini kimsenin umursadığı yok) rejim değişikliği olmadığını -haklı olarak- savunanlar var. Zaten Rodriguez ve bürokrasi, sanki başkanları götürülmese nasıl yola devam edeceklerse öyle iş yapmaya devam ediyorlar. Rodriguez, Trump’ın kendisi ve Venezuela’yı yönetecek ABD şirketler konsorsiyumu ile ilgili sanki hiçbir şey duymamış gibi Macron’un ABD operasyonunu öven sosyal medya paylaşımını eleştiriyor.

REJİM DEĞİŞİKLİĞİ DEĞİL DE REJİMİN YENİDEN ŞEKİLLENDİRİLMESİ

Trump, uluslararası hukukun Batı Yarımkürede ABD’nin yasal değerlendirmelerinin üzerinde olmadığını (Amerikan milliyetçiliği ve egemenlik söylemi) gösterirken sınırların nasıl yumuşak bir biçimde esnetilebileceğini de kanıtlıyor (Donroe doktrini). Ve tüm bunları yaparken Trump, Venezuela’da hiçbir şeyin aynı gitmeyeceğini, hatta tamamen aynı insanlarla da sürdürülmeyeceği uyarısında bulunuyor. İşte Caracas- Konsorsiyum ilişkisi kurumsallaştırılırken başta Trump’ın yalakası gibi görünecek bir figür olmayacak da rejimin kimi unsurları koltuğunu koruyabilir vaadini de taşıyan, Venezuela’nın bağımsızlık ve direniş kapasitesini kameralar karşısında bağırarak söyleyebilecek bir figür olacak. Post-Truth/ gerçeklik-ötesi müdahale ile ulus/rejim şekillendirme mi dersiniz, çoklu pazarlık etme kabiliyeti (sadece diplomatların değil iş adamlarının da dahil olduğu) mi dersiniz, ABD çok yalancı (zira bir yandan Maduro ile de pazarlıklar sürüyordu ve hatta bazı aracılar Bolivar’ın kılıcının önünde resim çektirmişti), Rejimin bazı unsurları çok hain mi dersiniz. Hepsi doğru, rejim şekillendirme rejim değişikliğinin yeni makyajı ve ABD kendi toplumuna ve Venezuela’ya emperyalizmin maliyetsiz ve insani (!) bir yöntemini bulduğunu gösteriyor. Kesinlikle yaratıcı ve bu makyajı yapma kabiliyetine sahip bir Washington var karşımızda.

Zaten vaat edilen sadece MAGA değil MVGA (Venezuela’yı yeniden büyük yap). Dünyanın her yerinde olduğu gibi Venezuela’da da karnı zil çalanlar mutlaka vardır. Hem gerçek anlamda zil çalanlar (Güney Amerika, Orta Amerika, Latin Amerika buralar çok açlıkla çok tokluğun, garip bir yoklukla garip bir zenginliğin yan yana yaşadığı yerler) vardır, hem de açlıktan değil tokluğun vermiş olduğu aç gözlülükten karnı zil çalanlar. MVGA, kulaklara Batı Yarımkürede kolektif bir emperyalizm (kapitalizmin doğasına çok uygun bir emperyalizm) vaat ediyor. Petrole DNA testi mi yapacağız, meyve ve tarım ürünlerinin menşeini mi yücelteceğiz, halka/topluma/ulusa ait zenginlikler yeniden paylaşılırken halka ve topluma hayali zenginliklerin hayali yeniden dağıtımı vaat ediliyor. Trump, entelektüel bir figür değil ama neredeyse yeniden dağıtım adaletine dayalı Rawlscu adalet kuramını çarpıtarak Venezuelalılara karşı kullanıyor. Gerçek bir yurtsever ve gerçek bir emekçi bu masalı elbette satın almaz ama işte orada ABD çıplak gerçekliği Trump’ın basın toplantısında eski Rejimin tüm unsurlarının ve Venezuelalıların yüzüne vuruyor (bu arada Rodriguez’e işbirlikçi diyecek varsa onun da önüne geçiyor): Şöyle diyor Trump; Rodriguez’in kabul etmekten başka şansı yoktu. Venezuelalıların kabul etmekten başka şansı yok. ABD, direnişin bir umuda, başka bir şey mümkün umuduna dayandığını bildiğinden, farklı tercihler yapabilecekken ABD askerinin bir ülkeye dingonun ahırına girer gibi girebileceğini göstererek gerçek bir direniş duygusunu felç etmeyi amaçladı. ABD, bu performansın çok başarılı olduğunu düşünüyor ve saha kadar algıyı da yönetmekten mutlu.

Bu arada rejim şekillendirme, rejim değişikliğinin makyaj yapılmış hali olsa da Trump, bir demokratik rejim değişikliği peşinde olmadığını konuşması ile bize anlatıyor. Mühim olan ideolojik ya da siyasi tercihlere dayalı kimlikler değil. ABD, kendisi ile çalışmaya hazır, MAGA ideolojisi ile uyumlu sonuçların çevrede ortaya çıkmasına direnmeyecek tüm figürlerle iş tutabileceğini söylüyor. Rodriguez gibi devrimci, Maduro’nun “kaplan” lakabını taktığı biri ile de pekala çalışılabilir. Bir açıdan bakılırsa Rodriguez veya bu misyonu yerine getirebilecek herhangi biri Venezuela’yı açık bir işgalden korumuş bir kahraman olarak da addedilebilir. Trump ve ABD, Venezuela’nın elinde bir intihar seçeneği olmadığını biliyor; şu anda Batı Yarımkürede kimsenin elinde böyle bir seçenek yoktu ama Venezuela farklı adreslere farklı mesajların taşınması için en uygun nasıl muamele yapılabileceğiyle ilgili güzel bir “örnek” oluşturdu.

BATI YARIMKÜREYE, RUSYA’YA, ÇİN’E MESAJLAR

Batı Yarımküreye verilen Donroe/Monroe mesajı çok net. Venezuela; Küba, Kolombiya, Meksika gibi Batı Yarımkürenin direnenlerinden biri değildi sadece petrol/enerji üzerinden küresel/bölgesel ilişkilerini çeşitlendirebileceğini düşünen aktörlerden biriydi de. Trump, petrol üzerinden Batı Yarımkürede caydırıcılık devşirilemeyeceğini, Rusya ve Çin’in karizmasını görünür biçimde çizerek gösterdi. Çin heyeti, simülasyonlar ve ziyaretler üzerinden caydırıcı ince mesajlar vermek için uğraşadursun atı alan Maduro’yu devirdi. Çin’in ABD yeni emperyalizminin yeni lejyonları (iş adamları/şirket diplomasi ile askeri gücün birleşimi) konusunda çok düşünmesi, ciddi düşünmesi gerekiyor. Rusların, Maduro’nun başına ne geleceğini tahmin ettiği Sputnik’in yayınladığı esprili yeni yıl mesajından anlaşılıyordu. Putin’den Maduro’ya en işe yaramaz armağan- DJ seti- gelmişti. Ancak Trump, Venezuela petrollerine ve topraklarına bir şirketler konsorsiyumu ile el koyup (Venezuela OPEC ülkesi bu arada) ABD petrolünü dünyaya daha çok satacağını müjdelerken Rusya’ya doğrudan askeri olarak rahatsız edecek mesajlar yollamayı ihmal etmedi. Gerçi hepimiz Alaska’ya giden yolu biliyoruz, Rusya’yı doğrudan askeri olarak tehdit edersen karşılığında tehdit edilir ve ortalarda bir yerde buluşmak durumunda kalırsın. Yine de ABD’nin Rusya’nın Ukrayna’da neredeyse 3 koca yıldır yapmaya uğraştığı şeyi 15 dakikada gerçekleştirmesi Moskova açısından yeterince rahatsız edici. ABD’nin Batı Yarımküre hakimiyetinden büyük kazançları olacak. Eğer Washington başarabilirse bu mesele sadece rakipleri Batı Yarımküreden söküp atma meselesi değil, ABD ekonomisi ve sanayisinin yeniden yapılandırılması meselesi. Tüm Batı Yarımküre bu yapılandırmanın parçası olacak (kaynak ve pazarın ötesinde bir ilişki ve yönetişim ağı üzerinden parçası olacak). Bu konudaki yazımız yine Yeni Birlik sayfalarında 1 Aralık’ta yayınlanmıştı. Meraklı okuyucumuz geriye dönüp Venezuela müdahalesinin ayak seslerinin nasıl işitildiğini takip edebilir.

NE YAPMALI?

Venezuela operasyonu örnek bir müdahale performansı. Eğer işlerse Trump, Batı Yarımkürenin NSS 2025’te vaat ettiği gibi diplomat, iş adamı, asker ABD varlığına açılacağını tahmin ediyor. Bu bir savaş değil reconquista, ön cephede gururla büyük şirketlerin temsilcileri yürüyecek. İmparator çıplak tabi, emperyalizm emperyalizm, büyük güç saldırganlığı büyük güç saldırganlığıdır. Ama her emperyalist saldırganlık aynı güçte değildir; Trump, tarihsel, ideolojik, kimliksel hiçbir belirteç kullanmadan tutarlı bir saldırgan emperyal performans sergiliyor. Bu tür bir performans karşısında soğukkanlı akılcı bir performans ile durabilirsiniz ancak. Direnişin yolu kaba direnişten değil, akıldan, akılı stratejilerden geçiyor.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...