Çocuklarla iletişim

YAYINLAMA:

İnsanların temel özelliklerinden biri, karşılıklı iletişim kurma ihtiyacıdır. Karşılıklı iletişim ile insanlar, birbirlerine duygu ve düşüncelerini aktarırlar. Çok basit biçimde tanımlamak gerekirse iletişimin, bir kaynaktan bir başka kaynağa mesaj aktarımı olduğu söylenebilir. İletişimde rol oynayan üç önemli öğe; kaynak (verici), alıcı ve iletişimin gerçekleştirildiği çevredir.

İletişim genel olarak sözel ve sözel olmayan iletişim olarak da ikiye ayrılır. Sözel iletişim; bireylerin doğrudan (yüzyüze) sözlü konuşmalar ve dolaylı olarak, yeni bir araç yardımıyla gerçekleştirdikleri sözlü mesaj alışverişidir. Anlatılmak istenenlerin tam olarak aktarılabilmesi için sözel iletişim her zaman yeterli olmayabilir. Doğrudan iletişimde, sözel olmayan mesaj alışverişi çok önemlidir. Sözel olmayan iletişim, öteki bireylerle girişilen etkileşim sırasında bedenin hareketleri, özellikle jest ve mimiklerin oluşturduğu mesajlardır. Beden dili de denilen sözel olmayan iletişim konusunda, çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Özellikle duygusal durumların aktarılmasında beden dilinin rolü büyüktür.

Ana-baba-çocuk ilişkisinin sağlıklı olmasında, ailedeki iletişim ortamının etkisi çok büyüktür. Ancak çocuklarıyla sağlıklı bir iletişim kuramama, birçok anne-babanın ortak sorunudur. Nitekim, çocuk eğitimi konusunda bilgili olmak, tek başına yeterli olmamaktadır; aslolan bilinenlerin uygun bir dille aktarılmasıdır. Ailede sağlıklı bir iletişimin temel koşulu karşılıklı saygıdır. Araştırmalar, anne ile baba arasındaki iletişimin çocuklar üzerindeki etkisinin büyük olduğunu ortaya koymuştur.

Anne-baba ile çocuklar arasındaki iletişimi etkileyen önemli bir etken de anne-babaların iletişime açık olup olmadıklarıdır. Birçok anne-baba, herhangi bir sorunları olduğunda çocuklarının kendileri ile rahatlıkla konuşmalarını sağlayacak ortamı oluşturamamaktadır. Bu durum, çoğunlukla anne-babanın daha önceki çeşitli söz ve davranışlarından kaynaklanabilir. Oysaki ailedeki iletişim ortamı, çocukların ihtiyaç duyduklarında rahatlıkla her sorunlarını konuşabilmelerini sağlayacak biçimde olmalıdır.

Sağlıklı bir iletişimde temel öncelik; bireylerin düşündüklerini ya da iletmek istedikleri mesajları, karşı tarafın anlayabileceği şekilde düzenlemeleri ve aktarabilmeleridir. Böylece, iletişimin püf noktasının, anlatılmak isteneni karşıdaki kişinin anlayabileceği bir biçimde aktarabilmek olduğu söylenebilir. Mevlana’nın da dediği gibi “Bütün söyledikleriniz karşınızdakinin anlayabildiği kadardır.”

Çocuklarla büyüklerin düşünce biçimleri arasında bazı önemli farklılıklar olduğu bilinmektedir. Hem zihinsel yapıları henüz gelişme aşamasında olduğundan hem de ilgileri ve istekleri büyüklerden farklı olduğundan; çocuklarla iyi bir iletişim kurabilmek için onların bu özelliklerini dikkate almak gerekir. Eğer çocuğunuz, onunla 15-20 dakika konuştuğunuz halde aynı yanlışları tekrar yapıyorsa, aranızda bir iletişim sorunu var demektir.

           Çocuğunuza düşüncelerinizi, istediklerinizi; onun ilgilerini ve isteklerini göz önünde bulundurarak anlatmaya çalışmak önemlidir. Ayrıca, söylemek istediklerinizin hepsini bir seferde söylemek, boşa zaman harcamak olacaktır. Çünkü, çocuk ilgilenmediği kısımları duymayacak ve sıkılacaktır. Bu nedenle, ona anlatmak istediğinizi, kendi içinde kısa-öz ama tutarlı, anlaşılır ve anlamlı parçalara bölüp anlatmaya çalışmak etkili olacaktır. Ayrıca, bu anlamlı parçayı aktardıktan sonra, mesajınızın çocuğunuza ulaşıp, ulaşmadığını hemen kontrol etmek de önemlidir. Eğer ulaşmamışsa tekrar deneyin. Bu arada amacınızın onunla anlaşmak, ona yardımcı olmak olduğunu, dolaylı olarak davranışlarınızla da sezdirin.

Asıl amacınızın ona yardım etmek olduğunu belirtecek olan, anlatış biçiminizdir. Ses tonunuzdan, mimiklerinize ve duruşunuza kadar pek çok öğe, sizin bu amacınızı yansıtmalıdır. Çünkü, çocuklar, söylediklerinizden çok, bunları nasıl söylediğinize önem verirler.

Eğer, çocuğunuzla konuşurken benzer bir iletişim biçimi kullanıyorsanız ve hala mesajınızı iletemiyorsanız, o halde sorun, sizin, çocuğunuzun sorununu doğru ve tam olarak tanımlayamamış olmanızdan kaynaklanabilir. Bunun nedeni de eğer başka etkenler yoksa, yine iletişim eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Sizin ve onun ilgi, istek ve zihinsel yetenek farklılıklarınızdan dolayı sorunuyla ilgili verdiği ipuçlarını yakalayamamış olabilirsiniz. Bu durumda hazır çözümler sunmak yerine, çocuğa ipuçları verilerek kendi kendisinin çözümlere varması sağlanabilir. Çünkü, çocukları dinlerken dikkat edilecek en önemli noktalardan biri, çocuğun açık olarak ne dediği değil, aslında ne demek istediğidir. Böylece çocuğun, söyledikleri ve davranışlarıyla verdiği gizli mesajı çözebilmek mümkündür. Bunu yapabilmek için ise çocuğunuzu iyi tanımanız ve sabırlı olmanız gerekir. Ve çabanız sonucunda elde edeceğiniz sonuç ve kuracağınız sağlıklı bir iletişim, gelecekteki sorunların çözümü ve çocuğunuzla aranızda sağlam bağlar kurabilmeniz açısından her şeye değecektir.

Buraya kadar anlatılanlar ile sorunu bir yönü açıklamaya çalıştık. Madalyonun ikinci ve belki de daha önemli yüzünü “çocuğunuzu ne derecede dinlediğiniz” esprisi oluşturmaktadır. Gerçekten de birçok anne-baba, iletişimi tek yönlü olarak düşünürler. Çünkü onlara göre, her şeyin en iyisini kendileri bilir ve bu bilinenler çocuklara hep aktarılmalıdır. Oysa günümüzde, “Büyükler anlatır, küçükler dinler.” anlayışı artık değişmiştir. Anne-babalar, çocuklarına çeşitli konularda bilgi aktaracaklar ve en iyi şekilde yetişmeleri için birçok şeyi öğrenmelerini sağlayacaklardır, doğal olan da budur. Ancak bunun yöntemi bilmek, uygun zaman ve ortamın sağlanması çok önemlidir. Hem bilgi aktarımında hem sorunların çözümünde çocukların meraklarının, sorularının, en önemlisi isteklerinin göz önünde bulundurulması gerekir.

Anne-babalar, her şeyi kendilerinin vermelerinden çok, çocukların yeni bilgilere ulaşmalarında onlara rehber olmalı ve onları yönlendirmelidirler. Böylece çocukların edilgen (pasif) alıcı durumundan kurtarılarak etkin (aktif) hale gelmeleri sağlanabilir.

İletişim problemlerinin çözümünde de yöntem aynı olmalıdır. Anne-baba, teşhislerini koymadan önce, çocuklarını dinleyebilmelidirler. İletişim ortamında, çocuk sorununu objektif biçimde dile getirmesi için teşvik edilmelidir. Hazır çözümler sunmak yerine, çocuğa ipuçları verilerek kendi kendisinin çözümlere varması sağlanabilir. Böyle bir yöntem uygulandığında, çocukların çok çeşitli çözümler getireceği görülecektir. Büyüklerinin yardımıyla bu sonuçlara kendileri vardıkları için bunları kabul etmeleri ve uyum göstermeleri daha kolay olacaktır. Bu şekilde yetişen çocuklar, kendine güvenir ve problemler karşısında yaratıcı güçlerini kullanarak çeşitli çözümler getirebilirler.

Unutulmamalıdır ki sağlıklı bir iletişim, anlaşmanın ve mutluluğa giden yolun önemli bir aşamasıdır.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...