İstanbul
Hafif yağmur
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

İki dalga arasında yeni bir dünya: Hegemonya rejimi ve teknoloji paradigmasında değişim

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

2026 yılının 2025 yılına göre çok daha yumuşak geçeceğini öngörmekteydim ki, daha yılın başında ABD Başkanı Venezuela Operasyonu ile – ABD’nin kendi kurduğu uluslararası hukuk sistemi ve organizasyonları hiçe sayarak - Başkan Maduro’yu “uyuşturucu kaçakçılığı” bahanesi ile yakalayıp ABD’ye getirdi. Akabinde “Venezuela’nın doğal kaynaklarını – petrol, doğal gaz ve altın - bir süre biz yöneteceğiz”, dedi. Son olarak da Danimarka’dan Grönland’ı istedi. Kulislerde ise yeni bir İran Operasyonu olacağına dair söylentiler dolaşmakta… Üçüncü Dünya Savaşı mı başlayacak, yoksa çoktan sonlandı da yeni bir küresel rejim mi kuruluyor?

GİRİŞ: AYNI ANDA İKİ FIRTINA

Dünya haritasına bugün bakınca, rüzgâr tek bir yönden esmiyor. Bir yanda savaşların sıcaklığı, vekâlet cephelerinin bitmeyen uğultusu; öte yanda yaptırım ağları, tedarik zinciri kırılmaları, enerji koridorlarının yeniden çizilen rotaları… Sanki harita, aynı anda hem askerî bir gerilimle hem ekonomik bir yeniden örgütlenmeyle kabarıyor. Ve bütün bunların üstünde, görünmez bir üçüncü katman: Çipler, veri merkezleri, algoritmalar ve yapay zekânın başını çektiği yeni bir teknoloji paradigması…

Bu yüzden 2020’ler bir “kriz dönemi” olmaktan ziyade bir eşik dönemi: Eski küresel hegemonya düzeni çözülürken, yenisinin temelleri atılıyor. Büyük güçler yalnız rakipleriyle değil, aynı zamanda zamanla yarışıyor. Çünkü tarih bazen tek bir fırtına çıkarır; bazen de iki fırtınayı aynı ufka bindirir.

İşte bu yüzden hem küresel hegemonya değişimini hem de teknolojik paradigma değişimini birlikte ele alan üç yazılık bir diziye başlamaya karar verdim. Bunun için de size iki önemli modelden bahsetmem gerekiyor: George Modelski’nin Hegemonya Döngüleri ve Kondratieff Dalgaları…

1. MODELSKİ’NİN HEGEMONYA DÖNGÜLERİ

George Modelski, modern dünya siyasetini, tek seferlik bir “hegemon yükselişi” hikâyesi olarak değil, yaklaşık bir yüzyılı aşan ritimlerle tekrarlanan bir küresel liderlik döngüsü olarak okur. Burada hegemonya, “emir verip itaat ettirmeden” çok, dünya sisteminin işleyişine düzen üretebilme kapasitesidir: Koalisyon kurma, güvenlik sağlama, kuralları ve kurumları işletme, deniz aşırı erişimi sürdürme… Yani yalnız güç değil, örgütleme yeteneği de önem arz etmektedir.

Modelski’ye göre küresel düzen, uzun dönemli bir “öğrenme/örgütlenme” süreciyle ilerler: dünya siyasetinde liderlik eden güç, sadece güçlü olduğu için değil, dünyaya düzen üretme kapasitesini belli bir dönem taşıyabildiği için “lider” olur. Bu süreç tekrar eden “uzun döngüler” halinde işler.

Literatürde Modelski’nin uzun döngüsü çoğunlukla şu dört faz ile özetlenir:

Gündem Kurma (Agenda-setting): Yeni sorun alanları, yeni teknoloji/örgütlenme biçimleri ve yeni jeopolitik öncelikler belirginleşir.

Koalisyon Kurma (Coalition-building): Aday lider, uluslararası meşruiyet ve ittifaklar biriktirir; rakip(ler) belirginleşir.

Makro-Karar (Macro-decision): Genellikle büyük sistem savaşları/çatışmalar üzerinden liderlik seçimi yapılır (kimin düzen kuracağı “karara bağlanır”).

İcra (Execution): Yeni lider, kuralları/kurumları yerleştirir; düzenin “normal zamanı” yaşanır—sonra yıpranma ve yeni gündem birikimi başlar.

Modelski’nin “uzun döngü” çerçevesinde savaş/çatışma, çoğu zaman sistemin liderliği “seçtiği” yüksek gerilim eşiği gibi okunur. Modelski, modern dönemde (kabaca 1500’lerden itibaren) dünya liderliği dizisini çoğunlukla şöyle verir:

Portekiz → Hollanda → Britanya (iki döngü) → ABD.

Bu şema, liderliğin özellikle deniz aşırı erişim/deniz gücüyle bağını vurgulayan çalışmalarda tekrar edilir.

Modelski’nin şablonu ilk bakışta fazla deterministik kabul edilebilir. Ancak tarih onun anlattığı gibi belirli bir periyotta (100 – 120 yıl) dalgalanmayabilir. Dalganın periyodu değişebilir, bu dört fazın her biri uzar veya kısalır, hatta bu fazlar birbiri içine geçebilir. Yine de Modelski’nin küresel hegemonya şablonu bize güçlü bir mekanizma ile olayları açıklama imkânı tanır: Dünyada belli bir zaman içinde geçerli olacak ticaret, finans ve savaş kuralları, bunları yönetecek organizasyonlar, karar alma süreçleri nasıl kurulur, hangi şartlarda zayıflar ve ne şekilde çöker?

2. KONDRATİEFF DALGALARI VE TEKNOLOJİ PARADİGMASI

“Kondratieff dalgaları” (K-dalgaları), modern kapitalist ekonomilerde Kondratieff’in kendi ifadesiyle yaklaşık 48–60 yıllık uzun iniş-çıkışlar olduğu hipotezidir. Kondratieff, uzun dalgaların “ara (Juglar tipi) çevrimlerle” aynı dinamik sürecin parçası olduğunu; uzun yükselişlerde görece daha çok “refah yılı”, uzun inişlerde daha çok “bunalım yılı” görüldüğünü vurgular.

Joseph Alois Schumpeter, Kondratieff Dalgalarını teknoloji paradigmaları ile eşleştirir. Uzun dönemli bu dalgaların dayanakları şu şekilde sıralanabilir:

1.Yeniliklerin kümelenmesi (cluster/swarms of innovations): Schumpeter’e göre ekonomik gelişmenin motoru, tekil icatlardan ziyade yeniliklerin dalgalar hâlinde kümelenerek yatırımı ve üretim yapısını dönüştürmesidir. Bu kümelenme uzun çevrimi besler.

2.Kredi-yenilik bağı (endogenlik): Schumpeter, kapitalist dinamizmin merkezine bankacılık-kredi yaratımı ile yenilik arasındaki bağı koyar; kredi genişlemesi yenilik yatırımını finanse eder, sonra doygunluk/borç çözülmesiyle ters faza geçilir. “Kredi yaratımı ile yenilik arasında yakın bir ilişki” kurduğu bölüm bu mantığı çok açık yazar.

Özetle Schumpeterci bakışa göre K-dalgalarının temel nedeni, kapitalist rekabet içinde radikal teknolojik yenilik kümeleri + bunların yayılımını finanse eden kredi dinamiğinin birlikte yarattığı uzun dönemli “yaratıcı yıkımdır.”

İktisatçıların mutabık kaldığı beş K-Dalgası kısaca şöyledir:

1. Dalga (yaklaşık 1780’ler – 1840’lar) - İlk sanayileşme kümelenmesi: mekanize üretim, erken buhar gücü, fabrika sistemi; tekstil/imalatın sıçraması.

2. Dalga (yaklaşık 1840’lar – 1890’lar) - Buhar + demiryolları; kömür-demir-çelik bağlantılı ulaştırma devrimi, pazarların ulus-ötesi genişlemesi

3. Dalga (yaklaşık 1890’lar – 1940’lar) - Elektrik, çelik, ağır mühendislik ve kimya; ölçek ekonomileri, kentleşme/altyapı

4. Dalga (yaklaşık 1940’lar sonu – 1980’ler/1990 başı) - Petrol-otomobil-kitlesel üretim, petrokimya, banliyöleşme/fordist organizasyon

5. Dalga (yaklaşık 1980’ler/1990’lar – 2020’ler eşiği) - Mikroelektronik-bilgi ve telekomünikasyon; dijital ağlar, yazılım, finansal küreselleşmeyle iç içe yayılım

İçinde bulunduğumuz çağın yeni bir teknoloji paradigmasının başlangıcı olduğu düşünülüyor. Bu yeni teknolojik paradigmada yapay zekâ ve robotlar en önemli üretim faktörü olacakken yeni teknolojiler olarak da nano - teknoloji ve/veya biyo – teknoloji olacağı öngörülmektedir. Yani, büyük ihtimalle Altıncı Kondratieff Dalgasının başlangıcında bulunuyoruz.

O yüzden “Altıncı Kondratieff Dalgası başladı mı?” tartışması, bir tarih tespiti kadar, aynı zamanda, bir gözlem meselesidir: “Yeni teknoloji paketi, yatırımı kendine çekiyor mu?” “Bu yatırımlar yeni altyapıya dönüşüyor mu?” “En önemlisi, toplumsal-kurumsal yapı bu dönüşümü taşıyacak bir forma evriliyor mu?” Uzun dalganın başlayıp başlamadığı bu sorulara verilecek cevapla anlaşılır.

3. HEGEMONYA DÖNGÜSÜ VE KONDRATIEFF DALGASINDA NEREDEYİZ?

Şimdi asıl soru, iki saat mekanizmasının aynı anda çalışıp çalışmadığı: Hegemonya döngüsünde hangi fazdayız, teknoloji dalgasında hangi eşiğe geldik? 2020’ler bize, bir yandan “makro-kararı” andıran sertleşmeyi gösteriyor: Çatışmaların çoğalması, blokların test edilmesi, yaptırımların bir dış politika tekniği olmaktan çıkıp bir rejim aracına dönüşmesi… Öte yandan “icrayı” çağrıştıran işaretler de var: standartların sertleşmesi, tedarik zincirlerinin yeniden haritalanması, kritik teknolojilerde erişim rejimlerinin inşası.

Belki de en doğru teşhis şu: Karar sürerken icra başlıyor. Yani dünya, “kim lider olacak?” sorusunu tamamen kapatmadan, “hangi kurallarla işleyecek?” sorusuna cevap üretmeye girişmiş durumda. Bu geçiş hali, deterministik bir takvimle değil, üçüncü ve dördüncü fazın üst üste binmesiyle açıklanabilir.

Öte yandan teknoloji iktisadı literatüründe 2020 – 2030 arası ya da daha geniş bir bantta 2015-2035 arası yeni bir Kondratieff Dalgasının, ki bu Altıncı Dalga olacaktır, başlayacağı öngörülür. Bunun emareleri de her gün ortaya çıkmaktadır: yapay zekânın hızla genişlemesi, üretimde robotların kullanımı, biyo-teknoloji ve nano-teknolojide gelişmeler, bize hep yeni bir teknoloji paradigmasını çağrıştırmaktadır. Bu yeni dalga tam da yeni bir küresel hegemonya rejimi başlangıcında gelişiyor.

4. HANGİ STANDARTLAR KURULUYOR?

Yeni rejimler çoğu zaman top sesinden önce, standart diliyle kurulur. Bugün dünyanın üzerinde pazarlık ettiği şey, sadece sınırlar değil; erişim hakları, veri akışları, tedarik zinciri güvenliği ve finansal dolaşımın kuralları. Başlıca standart alanları kabaca dört başlıkta toplanıyor.

Birincisi teknoloji: Çip ekosistemleri, bulut altyapıları, yapay zekâ modellerinin eğitimi ve denetimi, veri güvenliği. İkincisi finans: Ödeme sistemleri, yaptırım rejimleri, rezerv paranın etki alanı, sermaye hareketlerinin filtrelenmesi. Üçüncüsü enerji ve kritik hammaddeler: Enerji dönüşümünün gerektirdiği madenler, lojistik koridorlar, yeni bağımlılık haritaları. Dördüncüsü güvenlik: İttifakların formatı, savunma sanayi ağları, deniz yollarının ve boğazların rejimi.

Bu standartların her biri, aslında hegemonya sınırlarının cetvelidir. Çünkü kuralı kim yazarsa, oyun alanını o çizer; oyun alanını kim çizerse, kazananları ve kaybedenleri de büyük ölçüde o belirler.

5. KİM OYUN KURUYOR?

Eğer yeni bir küresel rejim kuruluyorsa bu rejimin en kritik sorusu, “kim haklıdan önce kim oyun kurucu?” sorusudur. Klasik anlatıda sahneye yalnız ulus-devletler çıkar; oysa bugün sahne çok daha kalabalıktır. Devletler hâlâ güvenliğin ve zor aygıtının merkezindeler; ama firmalar artık sadece piyasanın aktörü değil, altyapının sahibi: bulut, veri, platform, çip tasarımı, savunma-teknoloji ekosistemleri… Bir de üçüncü katman var: entegrasyon bölgeleri ve bloklar. Pazar ölçeği, regülasyon gücü ve standart üretme kapasitesiyle coğrafyayı yeniden tanımlıyorlar. Bu üç oyuncu arasında karşılıklı ilişkiler ve sürtüşmelerle dinamik ve çok merkezli bir ağ yapısı oluşmakta ve bu ağın ağırlık merkezleri de zaman içinde yer değiştirmektedir.

Bu üç aktör tipi aynı anda oyun kurunca, hegemonya da biçim değiştiriyor. Şu anda içinde bulunduğumuz süreç “Lider emreder, herkes uyar” dönemi değildir; daha çok “lider çerçeve çizer, diğerleri o çerçevede pazarlık eder” dönemidir. Müttefikler, bağlılık ile çıkar arasında salınarak payını büyütmeye çalışır; muhalifler, maliyeti yükseltip alan açmaya uğraşır; orta güçler ise faydayı maksimize, kaybı minimize etmek için sürekli pozisyon alır. Yeni rejim böyle kurulur: emirle değil karşılıklı müzakereyle... Ancak bu, Alevî Erenlerinin deyimiyle “kıldan ince kılıçtan keskin” bir süreçtir ve 15 -20 yılı bulan sürede tamamlanır. 

SONUÇ: “İKİ SAAT” METAFORU

Bugünü anlamak için iki saate bakıyoruz: Bir saat, dünya liderliğinin ritmini gösteriyor: gündem, koalisyon, makro-karar, icra… Diğer saat, kapitalizmin teknoloji nabzını tutuyor: yeni paradigma, yeni altyapı, yeni yayılım. Bu iki saat aynı anda hızlanınca tarihin akışı karmaşıklaşıyor; ama karmaşanın içinde bir düzen var. Önümüzdeki yıllar, kimin daha çok efelendiğine göre değil, kimin standart kurduğuna, kimin altyapı inşa ettiğine ve kimin pazarlığı yönettiğine göre belirlenecek. Bir sonraki yazıda soruyu keskinleştireceğim: Makro-kararın içinde miyiz, yoksa icranın eşiğinde mi?

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...