Asıl mesele Epstein değil

YAYINLAMA:

Dünyanın aynı anda hem şaşırıp hem de ürpererek konuştuğu çok az isim vardır. Jeffrey Epstein bunlardan biri oldu. Ne bir devlet başkanıydı ne de küresel ölçekte tanınan bir iş insanı. Buna rağmen siyasetçilerden sanatçılara, milyarderlerden akademisyenlere kadar uzanan geniş bir çevreyle kurduğu ilişkiler, onu modern zamanların en karanlık sembollerinden birine dönüştürdü. Epstein’i asıl “ünlü” yapan şey serveti değil, o servetin arkasına saklanan görünmez güç ağlarıydı.

Epstein Neden Bu Kadar Konuşuldu?

Jeffrey Epstein’in adı ilk kez sıradan bir suç dosyası gibi gündeme girmedi. Onu farklı kılan, suçlamaların büyüklüğü kadar temas ettiği çevrelerin ağırlığıydı. Reşit olmayan kızlara yönelik cinsel istismar, insan ticareti ve sistematik bir sömürü ağı iddiaları, normal şartlarda bile sarsıcıyken; bu iddiaların merkezindeki kişinin dünya siyasetinin, sanatının ve finansının zirvesindeki isimlerle aynı karelerde yer alması meseleyi küresel bir skandala dönüştürdü.

Epstein, yalnızca suçlanan bir fail değil; aynı zamanda birçok kişi için potansiyel bir tehdit, bir sır küpü ve hatta bir şantaj mekanizmasının merkezindeydi. Bu yüzden adı anıldığında insanlar sadece “ne yaptı?”yı değil, “kimler biliyordu?”yu da sormaya başladı.

Siyasetçiler, Sanatçılar ve Şarkıcılar Neden Aynı Hikâyede?

Epstein skandalının en rahatsız edici yönü, farklı ideolojilerden siyasetçilerin, farklı alanlardan sanatçıların ve küresel şöhrete sahip isimlerin aynı çemberde yer almasıydı. Bu ortaklık, bir fikir birlikteliğinden değil, güç ve erişim ilişkilerinden doğuyordu.

Epstein, paranın ötesinde bir şey sunuyordu: ayrıcalıklı alanlar, kapalı kapılar ardında kurulan temaslar ve kayıt altına alınmayan ilişkiler. Onun özel adası, lüks malikâneleri ve seçilmiş davetli listeleri; görünürde sosyalleşme, perde arkasında ise kontrol ve bağımlılık alanlarıydı. Bu nedenle Epstein, sadece “zenginlerin arkadaşı” değil, zenginliğin karanlık tarafıyla temas edenlerin buluşma noktasıydı.

Skandal Nasıl Ortaya Çıktı?

Bu tür yapıların çöküşü genellikle büyük bir itirafla değil, küçük bir çatlakla başlar. Epstein dosyasında da öyle oldu. Yıllar boyunca görmezden gelinen tanık ifadeleri, bastırılan davalar ve şaşırtıcı derecede hafif cezalar, sonunda kamuoyunun dikkatini çekti. Özellikle 2019’da yeniden tutuklanması, geçmişte “kapanmış” sanılan dosyaların aslında hiç kapanmadığını ortaya koydu.

Basının ısrarı, mağdurların susmamayı seçmesi ve kamuoyu baskısı, bu dosyanın üstünün bir kez daha örtülmesini engelledi. Epstein’in hapishanede hayatını kaybetmesi ise soruları bitirmek yerine çoğalttı. Birçok kişi için bu ölüm, adaletin tamamlanması değil, gerçeğe giden yolların kararması anlamına geldi.

Epstein’le Yolu Kesişenler Bu Süreçten Nasıl Çıkacak?

Bu sorunun net bir cevabı yok. Çünkü Epstein skandalı, hukuki bir dosyadan çok ahlaki bir sınav niteliği taşıyor. İsmi geçen herkes suçlu değil; ancak sessiz kalan, mesafe koymayan ya da açıklama yapmaktan kaçınan herkes, kamuoyunun vicdanında bir gölgeyle yaşamaya devam edecek.

Bazıları için bu süreç, kariyerlerin yavaş yavaş erimesi anlamına gelecek. Bazıları hukuki olarak aklanmış olsa bile, toplumsal hafızada “o fotoğraf karesinde yer alanlardan biri” olarak anılacak. Epstein’in gerçek mirası da tam burada yatıyor: O, yalnızca kendi suçlarıyla değil, başkalarının sessizliğiyle de tarihe geçti.

Asıl Mesele Epstein Değil

Jeffrey Epstein’i bu kadar önemli kılan şey, tek başına bir sapkınlık hikâyesi olması değil. Asıl mesele, modern dünyada gücün nasıl denetimsizleştiğini, paranın ve statünün nasıl dokunulmazlık hissi yarattığını göstermesi. Epstein öldü, ama onun temsil ettiği sistem sorgulanmadıkça benzer hikâyelerin tekrar etmesi kaçınılmaz.

Belki de bu yüzden Epstein adı hâlâ konuşuluyor. Çünkü bu hikâye, sadece bir adamın değil; onu mümkün kılan düzenin hikâyesi. Ve o düzen, henüz gerçekten hesap vermiş değil.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...