Patron kim?
‘Galatasaray’ın halka açılması operasyonunu ben yürüttüm ve bu yolla kulübün kasasına milyonlarca dolar para girmesini sağladım. Şimdi bu paralarla transfer yapmak da benim hakkım.’ diye konuşuyordu Manchester City maçı dönüş uçağında Abdullah Kavukçu…
Bir başka ortamda aynı Kavukçu etrafındakilere dert yanıyor ve ‘Avrupa’nın büyük kulüplerinden birisine özel uçakla apar topar bir oyuncuyu almak için gittiğini, ancak muhatap kulüp yetkililerinin kendisine Galatasaray adına kulübü temsilen başka 3 kişi ile muhatap olduklarını ve bu transferin onlarla konuşulan şartlarla yapılabileceğini söyledikleri için gerçekleşmediğini’ söylüyordu.
Yani anlaşılan o ki Galatasaray’da yönetim kurulunda üyeler arasında olması gerektiği gibi bir iletişim yok ve birileri birilerinden rol çalma peşinde. Ve daha da önemlisi 120 yıllık Galatasaray’da bugün görev alanlar yaptıkları icraatların tüm getirisini kendi kafalarına göre harcamayı bir hak olarak görüyor.
Galatasaray’da son Dursun Özbek yönetimi sürecinde 150 milyon Eurosu bu sezon başında olmak üzere toplamda üç buçuk yılda yaklaşık 300 milyon Euro bedelle 50’den fazla oyuncu transfer edilmiş. Bu transferler için menajerlere yaklaşık 40 milyon Euro ödemesi ve oyuncuların maaşları bu tutara dahil değil. Onları da eklersek toplam tutar 500 milyon Euroyu bulur… Sadece bu yıl Galatasaray’ın A takım futbolcularına ücret ödemesi aylık 11 milyon Euro civarında.
Tüm bu gerçekler ortada iken, Galatasaray teknik direktörü Okan Buruk sanki Play Station’da takım kurar gibi ve her sezon 14-15 futbolcu transfer ettirdiği halde, halen yeni transfer istiyor. Yapılan ve istenen transferler de öyle bedava değil. Artık kapı 30 milyondan açılıyor. Bu sürdürülebilir mi? Bu takımdaki en değerli oyuncu Osimhen ve onu da yarın Galatasaray satacak olsa bonservis bedelini ödeyecek kulüp çıksa da kimse 20 milyon Euro civarında bir futbolcu maaşını ödemek istemez. Örnek vermek gerekirse Mbappé Real Madrid’den 17 milyon Euro maaş alıyor üzerine artı 11 milyonu onun kendi sponsoru olan firmalar ödüyor. Yani görünen o ki; Galatasaray bitmek bilmeyen bir transfer sarmalına sokulmuş ve birileri benden sonra tufan yaklaşımıyla kafasına göre hareket etmek istiyor.
Bu transfer çılgınlığının dinamosu olarak da taraftar baskısı diye bir şey icad edildi. Sosyal medya yanında konvansiyonel medya üzerinden yapılan güdümlü yayınlar Galatasaray gerçeğinden uzak yeni Galatasaray modeli popülist yönetici arkadaşlar tarafından manüple edilip Dursun Özbek adeta kıskaca alınmaya çalışılıyor.
Bu yeni ve kulüp dinamiklerinden bi-haber arkadaşlara belirtmek isterim ki Galatasaray tribünler tarafından yönetilmez. Aradaki dengeyi iyi kurmak lazım. Milyonlarca taraftarı bol keseden uçuk söylemlerle boş beklentiye sokmayın. Dürüst olun... Bilesiniz ki, taraftara rağmen de orada durmak zordur, kızdırmaya gelmez. Teknik direktörleri ve oyuncuları tribünler gönderse de yönetimleri Galatasaray Genel Kurulu değiştirir. Dursun Özbek bunu gayet iyi bilen tecrübeli bir başkan. Onu iyi dinleyin. Dursun Başkan her ne kadar Galatasaray’da sevgi iklimini hakim kılmak istese de kulüp ve Sportif AŞ yönetiminde 5 ayrı gurup, futbol takımında 4 ayrı gurup ile bu yıl işlerin daha zor olduğunu görüyordur. Galatasaray’ın kadrosu iyi çalıştırılarak, konsantre olunarak, daha az gece gezmesi daha çok antrenman yapılarak bu yıl da şampiyon olur. Ben onu istedim, ben şunu istedim ama almadılar hikayesini ne tribünler satın alır ne Galatasaray’ın genel kurul üyeleri. Herkes her şeyi görüyor, duyuyor, biliyor. O yüzden Galatasaray’daki bu suni transfer gündeminden süratle çıkmak ve hedefe koşmak gerek. Türk futbol tarihinin en pahalı takımı ile sadece Mayıslar bizimdir masalının son yılındayız. Artık bu masal kimseyi uyutmuyor. Başarı 3 yılda, 4 yılda sadece Türkiye Ligi’nde şampiyonluk diyenlere çok basit bir gerçeği hatırlatırım. Bu süreçte ligde alınan her bir puanın kaç Euro maliyeti var ona baksınlar. Bir de bundan önceki 22 şampiyonluğun maliyetini hesaplasınlar. Son söz Dursun Abi’me; ‘Sayın Başkan, yumurta küfesi senin sırtında, Galatasaray Genel Kurulu seni seçti, seni bilir ve faturayı da sana keser. Sen bu hariçten gazel okuyan, kulüp gerçeklerini pek bilmeyen kerameti kendinden menkul arkadaşların her söylediğine bakma. İyi başladın, iyi bitir. Patron kim sen biliyorsun.’