30 Ocak Haftası’nda TCMB rezerv rekoru: Akım mı, değerleme mi?
Bir Merkez Bankasının brüt rezerv rekoru güven verir; fakat rezerv artışının ne kadarının ‘gerçek birikim’ (akım), ne kadarının “piyasa fiyatı” (değerleme) kaynaklı olduğu burada kritiktir. Altın payı yüksekse, rezerv manşeti altın fiyatına duyarlı hale gelir; bu da hem avantaj hem dezavantaj üretir. Hızlı altın fiyat artışları rezervi aşırı şişmiş gösterirken, hızlı fiyat düşüşleri de rezervin çöktüğü intibaı yaratır.
1.GİRİŞ
2026 yılının Ocak ayında altın ve gümüş fiyatları hızlı bir ralliyle rekor düzeylere çıktı. Akabinde 30 Ocak’tan 6 Şubat’a kadar her iki fiyat da ciddi ve sert düşüşler yaşadı. Geçen yazıda bu konuyu ele almıştık. Ancak konunun TCMB rezervleri ile de temelden bir ilişkisi vardır. 2026 yılının Ocak ayında tıpkı altın fiyatında olduğu gibi, TCMB rezervlerinde de tarihi rekorlar kırıldı. Bilindiği üzere TCMB rezervlerinin önemli bir kısmı altın ve altına dayalı menkul kıymet kaynaklıdır. Altının fiyatındaki artış, TCMB rezervlerindeki altının değerini dolar cinsinden ne kadar etkilemiştir? Eğer bu etki yüksekse, Şubat’ın ilk haftasındaki düşüş yaklaşık ne kadar rezerv kaybına yol açacaktır? İşte bu yazının ana konusu budur.
Merkez bankası rezervleri, iktisadi açıdan iki temel işlev görür. Birincisi “sigortadır”: Ödemeler dengesi şoklarında (sermaye çıkışı, dış borç çevriminde tıkanma, emtia fiyat şokları) ülkenin döviz likiditesini ve kur istikrarını koruyacak tamponu sağlar. İkincisi “beklenti yönetimidir”: Rezerv seviyesi, piyasanın para politikasına ve genel ekonomi yönetimine duyduğu güvenin ölçüldüğü kritik göstergelerden biridir. Bu yüzden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası rezervlerinin manşet olarak “rekor” seviyelere çıkması önemlidir; fakat iktisadi değerlendirme, yalnızca seviye üzerinden değil, kompozisyon ve kullanılabilirlik üzerinden yapılmalıdır.
2. TCMB REZERVLERİNDE “KOMPOZİSYON” NEDEN EN AZ SEVİYE KADAR ÖNEMLİDİR?
Rezerv, tek bir kalem değildir; farklı rezerv varlıkları farklı risk profilleri taşır. IMF’nin uluslararası rezerv şablonu (SDDS “International Reserves and Foreign Currency Liquidity Template”) tam da bu nedenle, rezervin miktarını ve bileşimini birlikte şeffaflaştırmayı hedefler: resmi rezerv varlıkları, diğer döviz varlıkları, kısa vadeli döviz yükümlülükleri ve “predetermined drains” gibi rezervleri tüketebilecek kalemler aynı çerçevede raporlanır.
Bu çerçeve bize şunu söyler: Aynı brüt rezerv seviyesine sahip iki ülke, kompozisyonları farklıysa aynı güveni üretmez. Çünkü bazı rezerv kalemleri fiyat dalgalanmasına daha açıktır, bazıları daha likittir; bazıları ise kısa vadeli yükümlülüklerle birlikte okunmadığında yanıltıcı manşetler üretebilir. IMF’nin “rezerv yeterliliği” yaklaşımı da zaten tek bir sayı yerine ülkenin kırılganlıklarına ve maliyetlerine göre değerlendirme önerir.
3. TCMB’DE ALTIN PAYI YÜKSEKSE “REZERV MANŞETİ” ALTIN FİYATINA DUYARLI OLUR
30 Ocak 2026 haftası itibarıyla TCMB’nin resmi rezerv varlıkları 218,2 milyar $, altın rezervleri ise 133,8 milyar $ civarında raporlanıyor. Burada iki teknik nokta önemli:
TCMB şablonunda altın kalemi, tanım gereği “altın mevduatları ve altın swapları dahil” biçimde ele alınabiliyor; dolayısıyla yalnızca “fiziki altın tonajı” olarak düşünmemek gerekir.
Altın, USD cinsinden piyasa değeriyle raporlandığı için ons fiyatındaki sert hareketler, miktar değişmese bile rezervlerin dolar karşılığını yukarı-aşağı iter.
Bu nedenle “rezerv arttı” manşetinin arkasına şu soruyu koymak şart: “Artışın ne kadarı gerçek akımdan (rezerv biriktirmek), ne kadarı değerlemeden (altının pahalanması) geliyor?”
4. OCAK 2026: REZERV ARTIŞININ YÜZDE 76’SI ALTIN FİYATI ETKİSİ Mİ?
Haftalık TCMB altın rezervi, döviz rezervi ve toplam rezerv değerleri ile aynı haftalara ait haftalık ortalama ons fiyatını birleştirince çok öğretici bir ayrıştırma yapılabiliyor. Temel ayrım şudur:
Δ(Q⋅P)≈Q⋅ΔP+P⋅ΔQ
Δ(Q⋅P) : altın rezervlerindeki toplam değişim
Q⋅ΔP: miktar sabitken yalnızca fiyat değişiminin yarattığı değerleme etkisi
P⋅ΔQ: fiyat sabitken miktar değişiminin yarattığı akım/miktar etkisi
Bu çerçeveyle 2026’nın başındaki ilk gözlem şu: 02 Ocak 2026 → 30 Ocak 2026 arasında toplam rezerv yaklaşık 29,1 milyar $ artarken, yalnızca altın fiyatındaki yükselişin (miktarı sabit varsayımıyla) yaratacağı değerleme artışı yaklaşık 22,1 milyar $ çıkıyor. Bu da toplam artışın yaklaşık yüzde 76’sına karşılık geliyor. (Bu oran, TCMB haftalık verileri ve aynı haftaların ons altın fiyat ortalamalarıyla yaptığım hesaplamadır.)
Bu bulgu iki şeyi aynı anda gösterir:
Ocak ayındaki “rezerv rekorunun” önemli bir parçası altın fiyat rallisinin mekanik yansımasıdır. Altın payı yüksek oldukça, rezervlerin manşet seviyesi küresel altın oynaklığına daha bağımlı hale gelir. Nitekim Ocak sonu–Şubat başı döneminde küresel değerli metal piyasasında olağanüstü volatilite görüldü; vadeli piyasalarda marjin/teminat koşullarının sıkılaştırıldığı haberleri bile gündeme geldi. Bu tür oynaklık dönemlerinde “değerleme etkisi” rezervlerde bir anda artıdan eksiye dönebilir.
5. 30 OCAK → 6 ŞUBAT 2026: ALTIN DÜŞÜŞÜ REZERVİ NE KADAR AŞAĞI ÇEKEBİLİR?
Şimdi asıl kritik kısma gelelim: Şubat’ın ilk haftasında altın fiyatının sert gerilediğini biliyoruz; bu etki henüz TCMB’nin veri setine girmemiş olabilir, ama yaklaşık bir senaryo kurabiliriz. Goldprice.org verisine göre:
30 Ocak 2026 kapanış altın fiyatı: 5.439,35 $/ons
6 Şubat 2026 kapanış altın fiyatı: 4.705,05 $/ons
Bu iki fiyat arasında değişim yaklaşık -%13,5. (Hesap: 4705,05 / 5439,35 − 1.)
Şimdi 30 Ocak haftasında TCMB altın rezervinin dolar değeri yaklaşık 133,8 milyar $ idi. Eğer (basitleştirerek) altın miktarının aynı kaldığını ve diğer rezerv kalemlerinin değişmediğini varsayarsak, yalnızca fiyat düşüşünden gelecek rezerv kaybı:
133,8 × %13,5 ≈ 18,1 milyar $
Bu durumda toplam brüt rezerv (30 Ocak haftası için 218,2 milyar $ düzeyinden) yalnızca altın değerlemesiyle yaklaşık (218,2 − 18,1 ≈) 200,1 milyar $ bandına gerileyebilir. Bu hesap, “200 milyar $ altı” tartışmasının neden sadece akımla değil, kompozisyon ve değerleme ile de ilgili olduğunu teknik olarak gösterir.
Önemli Not: Bu, mekanik bir değerleme senaryosudur. Aynı hafta döviz rezervleri artabilir veya azalabilir; TCMB’nin değerleme referansı (haftalık ortalama/kapanış) farklı olabilir; ayrıca altın kaleminin tanımı mevduat/swap bileşenleri içerdiği için “miktar sabit” varsayımı birebir tutmayabilir. Yine de bu yaklaşım, “rezerv manşetinin altın fiyatına ne kadar duyarlı olduğunu” görünür kılar.
6. YÜKSEK REZERV TUTMANIN AVANTAJLARI VE DEZAVANTAJLARI
Konu buraya gelince okuyucunun kafasında şöyle bir soru doğabilir: “Hocam, siz hem TV’de hem de buradaki yazılarda TCMB’nin yüksek rezerv tutması gerektiğini söyler durursunuz. E şimdi, TCMB rezervleri rekor kırıyor da, siz bunu niye kabul etmiyorsunuz?” Her şeyden önce rekor rezerv tutmaya karşı değilim, aksine rezervin en az Türkiye’nin kısa vadeli dış borç miktarı kadar olması gerektiğini savunurum ki, bu da 220 – 230 milyar $ bandına karşılık gelir. Ancak bir Merkez Bankası’nın tuttuğu rezerv kadar bu rezervin anlık kullanılabilirliği, altın / dolar kompozisyonu da çok önemlidir. Yani kâğıt üstünde güçlü olan rezervin gerçekte de etkin olması gerekir. Bu anlamda yüksek rezerv tutmanın avantaj ve dezavantajlarını aşağıda sıraladım.
Avantajlar
Şok Tamponu: Rezerv, dış finansman stresi döneminde kur ve likidite yönetimi için sigorta işlevi görür; politika yapıcıya zaman kazandırır.
Kredibilite: Güçlü rezerv pozisyonu, piyasanın risk algısını iyileştirebilir; finansman maliyetini ve kırılganlık algısını düşürebilir.
Politika Alanı: Kur oynaklığı ve likidite şoklarında araç setinin etkinliğini artırır (iletişim gücü dahil).
Dezavantajlar / Riskler
Taşıma ve bilanço maliyeti: Rezerv birikimi, sterilizasyon gerektiriyorsa (TL likiditesini çekmek) kamu maliyesi/MB bilançosu üzerinde maliyet yaratabilir.
Değerleme oynaklığı: Altın payı yüksekse, manşet rezerv seviyesi küresel altın volatilitesine bağlanır; “rekor → sert düşüş” görüntüsü beklenti yönetimini zorlaştırabilir.
Likidite kalitesi ayrımı: Altın rezervi değerli bir varlık olmakla birlikte, kriz anında “anında kullanılabilir döviz likiditesi” ile aynı şey değildir; bu yüzden rezervleri değerlendirirken IMF şablonundaki likidite kalemleri ve kısa vadeli “drain” göstergeleri birlikte okunmalıdır.
7.SONUÇ: “REZERV OKUMAK” İÇİN KISA KONTROL LİSTESİ
Bu yazının teknik çıktısı şudur: Rezervler önemlidir; fakat seviyeyi konuşurken kaliteyi ihmal ederseniz yanlış sonuca gidersiniz. Bu nedenle rezerv değerlendirmesinde dört maddeyi birlikte izlemek gerekir:
Brüt rezerv seviyesi (manşet)
Kompozisyon (altın payı / döviz payı)
Akım mı, değerleme mi? (Ocak 2026 örneğinde görüldüğü gibi)
Netlik ve kısa vadeli yükümlülükler (IMF şablonundaki “drains” mantığı)
Ocak 2026’daki rekorun önemli kısmı altın rallisinden geliyorsa, Şubat başındaki düzeltme de aynı kanaldan rezervleri aşağı çekebilir. Bu nedenle tartışmanın ana sorusu “rezerv kaç milyar dolar?” değil; “rezerv artışı ne kadar sürdürülebilir ne kadar likit, ne kadar fiyat riskine duyarlı?” sorusudur.