Gerçekten bu kadar yoğun muyuz?

YAYINLAMA:

Hayat hızla akıyor. Gerçekten zamana yetişemiyoruz. Her yeni gün başka bir telaş, başka bir koşuşturma… Çevremde kime sorsam aynı cümleleri duyuyorum: “Çok yoğunum, uykusuzum, hiç durmadan çalışıyorum.”

 

Hayatın gerçekleri içinde elbette koşturmak gerekiyor. Ama gerçekten bu kadar yoğun muyuz? Yoksa statü mücadelesi içerisinde kendimizi konumlandırmaya çalışırken yaşamı es mi geçiyoruz? Sevdiklerimizi ihmal mi ediyoruz?

 

İletişim dediğimiz kavramda bütün iletileri duymaya çalışırken, kendi iç sesimizi duymayı mı kaçırıyoruz?

 

Biraz kendimizle kalmanın, kendimize vakit ayırmanın değerini bilmeliyiz. “Yoğunum” derken, bizimle kaliteli zaman geçirmek isteyen sevdiklerimizi ne kadar ihmal ettiğimizi fark ediyor muyuz?

 

Bırakın bazı işler yerinde dursun. O gün eşinizle, çocuklarınızla, dostlarınızla, akrabalarınızla geçirilen değerli zaman; bütün maddi kavramlardan daha kıymetli değil mi? Sosyal statünüzden, size ait marka değerinden önce; iyi bir baba, iyi bir eş, iyi bir dost, iyi bir insan olabilmek… Sevdiklerinin hayatına dokunabilme telaşı, hepsinden daha önemli değil mi?

 

Dijitalleşen çağ ile birlikte gözü sürekli ekranda olan insan, en son ne zaman sevdiğinin gözlerine bakıp öylece kalabildi?

 

Yoğunum. Yoğunsunuz. Herkes yoğun.

 

Ama bu kaostan biraz olsun sıyrılmak için bir çare olmalı. Çünkü bu hayat, sevdiklerimizi ihmal edebilecek kadar uzun değil.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...