Ramazan ayı iyilik ayı!
Yine bir koşturmacanın, bitmek bilmeyen o dünya telaşının tam ortasındayız. Her gün bir yere yetişiyor, her gün bir şeyi hallediyoruz. Ama bazen durmak gerekir ya.. İşte o durak noktasına geldik: Ramazan.
Biliyorum, her yıl olduğu gibi yine sofralar kurulacak, pideler sıcak sıcak fırınlardan çıkacak. Ama bu yıl sizden bir ricam var. Bu kez orucumuzu sadece midemize değil, ruhumuza da tutturmaya ne dersiniz?
Ramazan sadece aç kalmak değildir; o nefis denen devle bir ay boyunca el sıkışmaktır. Öfkemize hakim olmak, dilimizin ucuna gelen o kırıcı kelimeyi geri yutmak, sabrın o en derin köşesini keşfetmektir. Ben hep derim ya, “direkt olun ama kalp kırmayın”. İşte bu ay, o “direkt”liği kendimize yöneltme ayı.
BİR “ARTI” DA BİZ KOYALIM
Etrafınıza bir bakın… Kimin kalbi kırık, kimin sofrası eksik, kimin duaya ihtiyacı var? Biz kadınlar, toplumu ayakta tutan o görünmez direkleriz. Bir tas çorbayı bölüşmek kadar, bir komşunun “Nasılsın?” sorusuna vereceği cevabı yürekle dinlemek de bu ayın bereketindendir. Ramazan iyilik ayıdır, sessizce yapılan, karşılık beklenmeyen o saf iyiliğin adı.
TEVEKKÜLÜN GÜCÜ
Hayat yorucu, kabul ediyorum. Bazen, “Yetişemiyorum” dediğiniz anlar oluyor, biliyorum. İşte bu ay, omuzlarımızdaki yükü biraz olsun hafifletmek için en güzel ilaç: Tevekkül.
“Ben elimden geleni yaptım, gerisi O’nun takdiri” diyebilmek… Duanın gücüne sığınmak, o gece yarısı sahurdaki o sessiz huzurda kendinle barışmak.
Sevgili dostlarım;
Bu Ramazan, soframızda sadece sevdiklerimiz değil, niyetimizde de sadece “insanlık” olsun. Gönül kırmadan, incitmeden, sabırla ve şükürle geçireceğimiz bir ay diliyorum.
Kendi içinize dönün, orada çok güzel bir hazine var. Onu bu ay dualarla, iyilikle parlatın. Hayırlı, huzurlu, bereketi bol Ramazanlar olsun…