Üç kademe ile inşa edilen Nuh’un gemisi
Birinci dokuz yıllık dönem 2026–2035 yıllarını kapsayan “Milli Birlik, Devlet kapasitesinde Stratejik Dönüşüm ve Kalkınma Hamlesi Dönemi”.
İkinci dönem 2036–2044 yıllarını kapsayan “Merkez Ülke Türkiye Dönemi”.
Üçüncü dönem 2045–2053 yıllarını kapsayan, “Küresel Liderlik ve Medeniyet İnşa Dönemi”.
Türkiye’nin; Terörsüz Türkiye ve Türkiye Yüzyılı başlıklarıyla yeni dünya nizamını dizayn edeceği ÜÇ AŞAMALI GEÇİŞ PROGRAMI, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından açıklandı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin konuşmasında yer verdiği ve üç döneme ayırdığı bu programın ilk hedefi 2053 yani İstanbul’un fethinin 600.yıldönümünü.
“2053 yılına kadar olan 27 yıllık dönem dokuzar yıllık üç aşamalı bir stratejik planlamayla ihya edilmelidir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak 2053 yılına kadar küresel alanda güç merkezi haline gelmiş bir Türkiye’yi oluşturmaya kararlıyız” diyen Devlet Bahçeli, bence artık Nuh’un Gemisi’ni inşa ediyor. Ve bu gemi ile nizama taşınması gereken başlıkların çerçevesini çiziyor.
Zira dünya ve insan nesli çöküş devrinin getirdiği dezenformasyonlar eşliğinde aklını, vicdanını, adaletini, merhametini, inancını, umutlarını ve değerlerini kaybetmiş durumda. Bu süreçte Epstein Dosyası gibi ardı ardına yüzleşilen küresel gerçekler de, insanlığın “dokunulmazlara” karşı öfkesini ve nefretini daha da arttırmış durumda.
Böylesi bir tablo içerisinde Türkiye’nin varlığı tüm ülkeler için oksijen tüpü ya da kaçış rampası niteliğinde vazgeçilmez ve hayati öneme sahip. Türkiye “dünya dengesi” olma yolunda kararlılıkla ilerlerken bir yandan da kendi içindeki “sözde dokunulmazlara” dokunmaya başladı çünkü başından beri şunu söyledik; Terörsüz Türkiye, komple temizlik demek!
Türkiye yeni bir nizama rehberlik ederken ve Nuh’un Gemisi’ni inşa ederken elbette ki emsal olmalı insanlığa. Yeni Nizamda yer verilecek anlayış, “önce insan” diyecektir çünkü Türkiye tarihi boyunca önce insan demekten asla vazgeçmedi.
Dünya ve bölgemiz yeni dünya nizamına Türkiye rehberliğinde hazırlanırken, siyaset mecramızın ve bilhassa da muhalefet partilerinin gelişim sergilemesini beklemek hakkımız olsa da maalesef göremiyoruz. CHP; uyandığımız her yeni günde kendi içindeki kavgalar eşliğinde büyük bir gaf-polemik salatası ile karşımıza çıkıyor… DEM Parti; Terörsüz Türkiye konusunda öncü olması gerekirken tam tersine geçmişin prangalarından kurtulamıyor… Diğer partiler; papatya falı gibi birleşip ayrılma görüşmeleri yapmaktan bir türlü fırsat bulamıyor ne vatandaşa ne de Türkiye’ye dönüp bakmaya… Dinamik olması gereken STK’ların çoğu; Terörsüz Türkiye’nin ne olduğunu halâ tam anlamıyla kavrayamadığı için konuyla ilgili hiçbir katkı sunmuyor-sunamıyor ve sadece kendisine dair isteklerde bulunmaya devam ediyor… Akademik camia; kitaplardan, üniversiteden, akademik kimliklerinden çıkıp gerçek hayata karışamadığı için çözüm üretiminden ziyade polemik üretimine yönelik çalışmalar yapıyor…
Doğu ve Güneydoğu’daki STK temsilcilerinin Terörsüz Türkiye’ye dair Ankara’ya getirdiği taleplerin çoğu mevzu ile alakası olmayan durumları içeriyor. Terörsüz Türkiye konusunda yakın vadede isteğim şu olurdu; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve Diyarbakırlılar ile birlikte Diyarbakır’da oynanacak bir milli maçı izlemek istiyorum. Muhteşem olmaz mıydı? Sesimiz, yüreğimiz, coşkumuz, dualarımız hep birlikte göğe ulaşıp milli takımımızın üzerine yıldızlar misali yağardı…
Özetle dünyanın dengesi olarak Nuh’un Gemisi’ni inşa ederken “komple temizliğe” de devam etmeli ve “kim var diye sorulduğunda sağına soluna bakmadan ben varım” diyen, eleğin üstündekilerle yola devam demeli…