Okul bahçesinden sosyal medyaya: Akran zorbalığının yeni yüzü
Bir çocuğun okul çantasından daha ağır ne olabilir? Görünmeyen yükler. Alay edilmenin, dışlanmanın, küçük düşürülmenin ağırlığı… Akran zorbalığı dediğimiz mesele tam da burada başlıyor: Aynı yaş grubundaki çocukların birbirine sistematik biçimde fiziksel, sözel ya da psikolojik zarar vermesi.
Eskiden zorbalık daha çok okul bahçesinde yaşanırdı. İtme, kakma, lakap takma, teneffüste yalnız bırakma… Bugün ise tablo değişti. Zorbalık artık cebimizde taşıdığımız telefonların içine kadar girdi. Sosyal medya gruplarında dışlama, WhatsApp yazışmalarında alay, anonim hesaplardan hakaret… Dijital çağ, zorbalığın mekânını genişletti; süresini de uzattı. Artık çocuk eve geldiğinde bile zorbalık bitmiyor.
Akran Zorbalığı Nasıl Gelişti?
Akran zorbalığı yeni bir olgu değil. Ancak son yıllarda artmasının birkaç temel nedeni var:
1. Dijitalleşme:
Sosyal medya platformları, görünürlük ve beğeni üzerinden bir değer sistemi kurdu. Çocuklar ve ergenler, “like” sayılarıyla ölçülen bir dünyada rekabet etmeye başladı. Bu da farklı olanı hedef haline getirdi.
2. Empati Eksikliği:
Hızlı tüketim kültürü, sabırsızlık ve bireysellik; çocukların karşısındakini anlamasını zorlaştırıyor. Ekran üzerinden yapılan bir hakaret, yüz yüze söylenenden daha “kolay” geliyor.
3. Aile İçi İletişim Sorunları:
Sevgi eksikliği, ilgisizlik ya da aşırı otoriter tutumlar; çocuğun öfkesini ya bastırmasına ya da başka birine yöneltmesine yol açabiliyor.
4. Rol Model Sorunu:
Toplumda güçlünün haklı sayıldığı, sertliğin prim yaptığı bir iklim varsa; çocuk da bunu model alıyor. Televizyonda, sokakta, hatta siyasette gördüğü dili okul bahçesine taşıyor.
Zorbalığın Tarafları: Sadece Mağdur mu?
Zorbalık denince akla ilk mağdur gelir. Oysa bir de zorba var. Ve çoğu zaman zorbalık yapan çocuk da aslında bir şeylerin mağdurudur: Duygusal ihmalin, sevgisizliğin, değersizlik hissinin…
Bir diğer önemli aktör ise “seyirci”dir. Sessiz kalan, görmezden gelen, bazen gülerek destekleyen… O sessizlik, zorbalığın en büyük besin kaynağıdır.
Akran Zorbalığı Nasıl Aşılır?
Bu sorunun sihirli bir formülü yok. Ama güçlü adımlar var:
1. Erken Farkındalık:
Öğretmenler ve aileler, davranış değişikliklerine dikkat etmeli. İçe kapanma, okula gitmek istememe, ani öfke patlamaları alarmdır.
2. Açık İletişim:
Çocuğa “Anlatırsan sorun çıkar” değil, “Ne yaşarsan yaşa yanındayım” mesajı verilmelidir.
3. Empati Eğitimi:
Okullarda sosyal-duygusal öğrenme programları yaygınlaştırılmalı. Çocuklara duygularını tanıma ve ifade etme becerisi kazandırılmalı.
4. Dijital Okuryazarlık:
Siber zorbalık konusunda hem çocuklar hem ebeveynler bilinçlendirilmeli. İnternet özgürlük değil, sorumluluktur.
5. Seyirciyi Güçlendirmek:
Zorbalığı durduracak en büyük güç, çoğunluğun tavrıdır. “Gülmeyen kalabalık”, zorbayı yalnız bırakır.
Son Söz
Akran zorbalığı bir çocukluk meselesi değil, bir toplum meselesidir. Çünkü çocuk, evde gördüğünü okula taşır; toplumda gördüğünü arkadaşına yansıtır.
Bir çocuğu korumak istiyorsak önce dili yumuşatmalı, öfkeyi azaltmalı, empatiyi çoğaltmalıyız. Unutmayalım: Bugünün zorbası ya da mağduru, yarının yetişkini olacak.
Ve biz, nasıl bir yetişkin görmek istiyorsak; bugün o iklimi kurmak zorundayız.