En iyi COP sözü
Uluslararası organizasyonlar konusunda gerçekten başarılı bir ülkeyiz.
Spordan sanata, güçlü bir deneyim oluşturmuş durumdayız.
Şimdi, bir başka büyük organizasyon için geri sayım sürüyor.
Birleşmiş Milletler Taraflar İklim Konferansı, COP31 Antalya için, yüksek motivasyonla çalışılıyor.
Hazırlık süreci kapsamında Ankara’da; kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve özel sektör temsilcileri katılımıyla "COP31 İstişare Toplantısı" gerçekleştirildi. COP31 Başkanı Murat Kurum, aynı zamanda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olarak, vizyonu şu sözlerle açıkladı: "Yaklaşımımız; tek ses değil, diyaloğa; ayrılığa değil, uzlaşıya; durağanlığa değil, aksiyona dayalı olacak. Artık, söz değil, eylem zamanı diyeceğiz. COP31, kararların yazıldığı bir toplantı dışında; kararların hayata geçtiği bir zirve olsun istiyoruz!" Toplantının açış konuşmasını yapan İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar da bu oturumlardan çıkacak sonuçların önemine dikkat çekiyordu.
"Oturumlarda belirlenen başlıklar, hem müzakere hem de eylem gündemimizle doğrudan ilişkilidir. Ortaya çıkan önerilerin, Türkiye’nin COP31 sürecindeki güçlü, kapsayıcı ve yapıcı duruşuna önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Süreci, uygulamanın güçlendiği bir dönemeç olarak planlıyoruz." Toplantı kapsamında ortak aklı büyütmek için çok sayıda tematik başlıkta oturum düzenlendi: - Azaltım, Enerji Dönüşümü ve Adil Geçiş - İklim Değişikliğine Uyum - Uygulama Araçları: İklim Finansmanı, Teknoloji ve Kapasite Geliştirme - Eylem Ajandası: Sıfır Atık, Döngüsel Ekonomi, Tarım/Gıda Sistemleri, Deniz ve Okyanuslar - Gençlik ve İklim Elçileri
Katılımcıların, “COP31’i “tarihi” bir COP yapmak için tüm gücümüzle çalışmaya söz veriyoruz” yaklaşımı, ülke olarak nasıl ciddiyetle hazırlandığımızın da göstergesi.
Finans paydaşları, ülkemizin Küresel İklim Finansmanından en büyük payı almasını hedefliyor. Bölge coğrafyalarının Yeşil Finansman Hub’ı olmak gibi bir hedefimiz var.
Küresel yeşil ekosistemin lideri olmayı kendimize yakıştırıyoruz.
Kamunun bu alandaki yaklaşımı da umut verici.
Koordinasyonun merkezinde Sıfır Atık Vakfı var.
Vakıf, şu ana dek BM tarafından da takdir edilen çalışmaları yoluyla atık–iklim ilişkisini görünür kılıyor. “İklim meselesi” yaklaşımını kurumsal düzeye taşıyor. Döngüsel ekonomi perspektifini COP31’e entegre etmeyi hedefliyor. Bu an çerçevenin altında birçok işlev daha, özellikle gençlikle buluşarak gelişiyor.
Bu nedenle, COP31’i en iyi COP haline getirmek gerçekçi bir vizyon sunuyor. 
***
GENÇLİK VE İKLİM ELÇİLERİNİN YERİ
Gençlik ve İklim Elçileri, COP31 İstişare toplantılarının önemli başlıkları arasındaydı.
Onlar, “davet edilen” bir kitle değil; müzakere süreçlerine yansıyan, politika belgelerine katkı veren ve karar alma mekanizmalarında görünür olan bir aktör olarak tanımlandı. Katılımın temsilden ibaret kalmaması, “etki” üretmesi için fikirler tartışıldı.
Gençlik ekosisteminin daha güçlü ve sürdürülebilir bir paydaş yapısıyla desteklenmesi gerekiyor.
Gençlik ve İklim Elçileri ile kamu, akademi, özel sektör ve sivil toplum arasındaki etkileşimin daha sistematik ve sürekli hale getirilmesi, COP31 sürecinin etki alanını genişletecektir.
Bu çerçevede; gençlik çalışmalarının yalnızca bireysel çabalarla değil, kurumsal sahiplenme ve koordinasyon temelinde ilerlemelidir.
Böyle bir yapı, gençlik katkısının politika süreçlerine daha etkin biçimde yansımasını sağlar.
Aynı zamanda iklim elçilerinin çalışmalarını da diyalogdan uzlaşıya, uzlaşıdan aksiyona taşıyacak bir zemin oluşturma potansiyeli oluşuyor.
İklim Elçiliği yapısının merkeziyetçilikten ekosistem modeline evrilmesi; bölgesel koordinasyon, coğrafi temsiliyet ve farklı gençlik oluşumlarıyla iş birliği gibi mekanizmalarla güçlenmesi gerektiği dile getirildi.
En önemlisi: COP31’in gençlik açısından kalıcı bir miras bırakması gerektiği ortak bir görüş olarak belirlendi.
Tüm bu anlayışın tek kelimelik çıktısı, ‘umut’tur.
***
COP31’İN BAŞARI ÖLÇÜTÜ “AKSİYON” OLACAK
COP31’in Türkiye’de yalnızca bir organizasyon değil; bir yönetişim ve uygulama projesi olarak ele alındığı ortada.
Türkiye için büyük bir fırsat.
Antalya içinse yalnızca bir ev sahipliği değil; sürdürülebilirlik odaklı dönüşümünü hızlandıracak bir kaldıraç olabilir.
Enerji dönüşümü ve adil geçişten iklim değişikliğine uyuma; iklim finansmanı, teknoloji ve kapasite geliştirme araçlarından sıfır atık ve döngüsel ekonomi uygulamalarına, geniş bir çerçeve oluşuyor.
Türkiye Yüzyılı vizyonu, 2053 Net Sıfır hedefi ile buluşunca ortaya ağır bir çalışma süreci ve güçlü bir potansiyel de çıkıyor.
Yeni öyküler anlatma fırsatı da bu sürecin parçasıdır.
Türkiye’nin temiz enerji üretimi, bu alanını katma değerli ürünü yeşil hidrojeni de parlatıyor.
Uluslararası iş birliktelikleri gelişiyor.
Almanya, Türkiye’de üretilecek yeşil hidrojenin ne şekilde taşınabileceğini araştırıyor
İngiltere, üreteceği hidrojenli lokomitiflerin bizim demiryollarımızda kullanılması için aşama aşama ilerliyor.
Yeşil Hidrojen Üreticileri Derneği (H2DER), aralarında, üretici, sanayici ve OSB yönetimlerinin de yer aldığı 12 temsilcisi ile İngiltere ile iş birliğini geliştirecek geziler planlıyor. Birleşik Krallık, Birmingham’da düzenlenecek Hidrojen Konferansını ve saha gezileri ile destekleyerek resmi davetlere dönüştürüyor.
Bu güçlü gelişmeler, Türkiye’de ETKB çalışmaları ile de paralel yürüyor. Hidrojene özel bir otorie belirlenmesi ve mevzuatın tamamlanması, eko sistemin hep vurgulanan öncelikleri.
Yeni bir öykü için yeşil hidrojeni COP31 gündeminde tutabiliriz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, ortak faydada birlikte çalışmaları oluşturabilir.
COP31 için hedeflenen ‘aksiyon’ ölçütüne güçlü bir önerme de yeşil hidrojen alanıdır.
***
İP ÜSTÜNDE OKAN BURUK
Mourinho dahil hiç kimse ile kişisel didişmelere girişmedi.
Florya’dan Kemerburgaz’a, yenilenen, gelişen kadrosuyla hep çalıştı, daha çok çalıştı.
Odak olarak hep zirveyi belirledi.
Övgüler, asla hak ettiği kadar yükselmedi.
Her fırsatta, hak etmediği kadar sert eleştirildi.
Alanyaspor maçı sonrası, TRT yorumcusu Serdar Kelleci’nin nefis sorusuna da aynı çizgide yanıt verdi.
“Ben bir ipin üzerinde yürüyorum. Galatasaray'da çalışıyorsanız her hafta başarılı olmak zorundasınız. Dengeyi kaybettiğimiz yerler oluyor ama çok şükür düşmüyoruz.”
Okan Buruk, “Çok mütevazısın. Bundan dolayı insanlar seni eleştiriyor.' diyorlar. Ben Okan Buruk'um. Ben buyum. Bunun dışında biri olamam. Benim için öncelik Galatasaray'ın başarısı.” sözleriyle çizgisini korudu. Sokaktaki ilgiyle sosyal medyada yazılanların farkından söz etti.
Hep sorumluluğun altın çizdi.
Üç yıl üst üste şampiyon olan takımın hocası.
Hala tevazuyla, iddiayı aynı çizgide götürüyor.
Hala güleryüzlü ve bağırmadan konuşuyor.
Hak ettiği saygı ve övgüyü görmesinin tek yolu, her sene şampiyonluk değildir.
Sonsuz şampiyon olan takım yoktur.
Ancak, özellikle Avrupa’da yaşattığı gurur dolu maçların, yüksek oyun aklının karşılığı verilmelidir.
“Ön alan baskısında Avrupa’nın en iyi takımı” cümlesini rakip teknik direktörleri kurmuştur.
Yeterli değil mi?