Çeyrek asırlık destan

YAYINLAMA:

Kimi siyasi partiler bir seçim kazanır, ardından tarihin dipnotları arasında yerini alır. Kimisi iktidara gelir fakat ülkesine istikamet veremez. Kimisi ise iktidar olur; bir dönemin ruhunu değiştirir, devlet ile millet arasındaki ilişkiyi yeniden tarif eder.

14 Ağustos 2001'de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi, bugün çeyrek asrı geride bırakırken uzun soluklu bir siyasi hareket olmanın ötesinde; Türkiye'nin son çeyrek yüzyılına yön veren en önemli dönüşüm destanının adı olmuştur.

Yirmi beş yıl önce bana, "Bu ülkede en çok neyin değişmesini istersin?" diye sorulsaydı, hiç düşünmeden iki şey söylerdim: Başörtüsü özgürlüğü ve terörsüz bir Türkiye.

Üçüncü bir talebim de olmazdı.

Bugün geriye dönüp baktığımda, çocukluk ve gençlik yıllarımızın en büyük özlemlerinden ikisinin aynı çeyrek asır içerisinde gerçeğe dönüşmesine şahitlik etmiş olmanın son derece huzurunu yaşıyorum.

Bu yüzden AK Parti'nin 25 yıllık hikâyesi, yalnızca seçim başarılarının veya uzun süre iktidarda kalmanın hikâyesi değildir. Bu hikâye; vesayet zincirlerini kıran, özgüvenini yeniden kazanan ve kendi geleceğine yön verme iradesini ortaya koyan bir milletin destanıdır.

ESKİ TÜRKİYE’DEN GÜÇLÜ TÜRKİYE'YE

Bir başarıyı doğru değerlendirebilmek için, başlangıç noktasını unutmamak gerekir.

2000'li yılların başındaki Türkiye; hastane kuyruklarının, ilaç yokluklarının, ekonomik krizlerin, koalisyon hesaplarının ve vesayet tartışmalarının gündelik hayatın bir parçası olduğu bir ülkeydi.

Başörtülü genç kızlarımız üniversite kapılarında hayallerini ertelemek zorunda kalmış, ikna odaları insan onurunu zedeleyen uygulamaların sembolü hâline gelmişti.

Milletin oyuyla seçilen siyaset kurumu üzerinde, kendisini millî iradenin üstünde gören vesayet anlayışı hüküm sürüyordu.

AK Parti, tam da böyle bir dönemde milletin içinden doğdu ve siyasetin merkezine yeniden milleti koydu.

MİLLÎ İRADENİN SARSILMAZ GÜCÜ

Cumhuriyet tarihimiz boyunca millî irade birçok kez farklı yöntemlerle sınanmaya çalışıldı.

27 Nisan e-muhtırası...

367 krizi...

Kapatma davası...

Gezi kalkışması...

17-25 Aralık yargı darbe girişimi...

Ve 15 Temmuz hain darbe teşebbüsü...

Her biri, Türkiye'nin yürüyüşünü durdurmayı hedefleyen farklı müdahalelerdi.

Ancak bu kez tablo farklıydı.

Çünkü karşılarında vesayet karşısında geri adım atan bir siyaset anlayışı değil; milletinden aldığı güçle yoluna devam eden kararlı bir liderlik vardı.

Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu irade ve aziz milletimizin desteğiyle, Türkiye vesayet odaklarına karşı tarihî bir mücadele verdi.

Böylece millî irade, anayasal bir ilke olmanın ötesine geçerek devlet yönetiminin gerçek belirleyicisi hâline geldi.

HİZMET SİYASETİNİN ÇEYREK ASRI

AK Parti'nin en büyük başarısı siyaseti eserle buluşturabilmesidir.

"Halka hizmet, Hakk'a hizmettir" anlayışıyla ulaşımdan sağlığa, eğitimden enerjiye, savunma sanayiinden şehirciliğe kadar birçok alanda Türkiye'nin çehresi değişti.

Şehir hastaneleri...

Bölünmüş yollar...

Marmaray...

Avrasya Tüneli...

Yavuz Sultan Selim Köprüsü...

TOGG...

İHA ve SİHA'lar...

Akkuyu Nükleer Güç Santrali...

Bunların her biri, Türkiye'nin kendi imkânlarına güvenmesinin, büyük hedefler koyabilmesinin ve bunları başarmasının somut nişaneleridir.

KÜRESEL BİR TÜRKİYE

Bugün Türkiye, yalnızca bölgesinin gelişmelerini takip eden bir ülke konumunda bulunmuyor.

Bölgesel denklemlerin kurucu aktörlerinden biri olarak hareket ediyor.

Afrika'dan Balkanlar'a...

Kafkasya'dan Orta Doğu'ya...

Türk Devletleri Teşkilatı'ndan NATO'ya kadar uzanan geniş bir diplomasi sahasında söz söyleyen, kriz çözen ve inisiyatif alan bir Türkiye var.

"Dünya beşten büyüktür" çağrısı, uluslararası sistemde adalet arayışının en güçlü sembollerinden biri hâline gelirken; tahıl koridorundan Karabağ'a, Suriye'den Gazze'ye kadar birçok meselede Türkiye'nin ortaya koyduğu diplomatik duruş küresel ölçekte büyük karşılık buluyor.

Recep Tayyip Erdoğan'ı yalnızca seçim kazanan bir siyasetçi olarak değerlendirmek eksik olur.

O, millet ile devlet arasındaki mesafeyi kısaltan, siyaseti vesayetin gölgesinden çıkararak yeniden milletin emrine veren güçlü bir liderdir.

"One Minute" çıkışı...

"Dünya beşten büyüktür" çağrısı...

Ayasofya'nın yeniden ibadete açılması...

Yerli ve millî savunma sanayiinde ortaya konulan irade...

Her biri, yalnızca siyasi karar olmanın ötesinde, özgüven kazanan bir milletin hafızasında ve hayatında anlam bulan tarihî dönüm noktalarıdır.

TÜRKİYE YÜZYILI'NIN AYAK İZLERİ

AK Parti'nin 25. kuruluş yıl dönümü, geçmişi hatırlamanın yanında geleceğe bakma sorumluluğunu da beraberinde getiriyor.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı vizyonu; bilimde, teknolojide, üretimde, diplomaside ve demokraside daha güçlü bir Türkiye hedefini ifade ediyor.

Çeyrek asır önce yakılan meşale, bugün çok daha büyük hedefleri aydınlatıyor.

İnanıyorum ki, milletimizle kurduğu güçlü gönül bağını koruyan AK Parti, eser ve hizmet siyasetiyle önümüzdeki dönemde de Türkiye Yüzyılı hedeflerine yürümeye devam edecektir.

Çünkü bu çeyrek asır, yalnızca geride kalan yirmi beş yılın özeti değildir.

Aynı zamanda Türkiye Yüzyılı'nın ilk satırlarıdır.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...