Amerikan iradesi nasıl rehin alındı?

YAYINLAMA:

​Bu analiz, sıradan bir savaş güncesi değil; Washington'ın karar mekanizmalarının nasıl felç edildiğini ve Tel Aviv'in bu boşluğu nasıl doldurduğunu gösteren adeta jeopolitik bir otopsi...

Her başlık, küresel sistemin yeni ve karanlık bir evresine kapı aralıyor...

Axios tarafından paylaşılan o haber, Orta Doğu’daki büyük pusuyu deşifre etti. Habere göre ABD, İran’a yönelik saldırısını aslında tam bir hafta önce gerçekleştirmeyi planlamıştı.

​Ancak Trump, diplomasi masasını son ana kadar açık tutmak ve Umman üzerinden yürütülen gizli kanalları zorlamak için operasyonu bir hafta erteledi.

​Bu bir haftalık bekleme süresi, sadece bir zaman kaybı değil; Trump’ın kendi idealleri ile içine itildiği gerçeklik arasındaki son can çekişmeydi.

​Trump "Savaşı durdurabilirim" umuduyla fren yaparken, İsrail sahada öyle bir kaos inşa etti ki; Washington sonunda hazırlıksız yakalandığı bu ateşe "evet" demek zorunda bırakıldı. O yedi gün, diplomasinin sessizce infaz edildiği bir yas haftasıydı.

​MARCO RUBIO’NUN İTİRAFI: İPLER BİZDE DEĞİL

​ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, tarihe geçecek o itirafı yaparak süper gücün egemenlik açmazını deşifre etti: "İsrail'in eylemde bulunacağını biliyorduk ve bu durum Amerikan güçlerine saldırıyı tetikleyecekti."

​Bu cümle, diplomatik bir açıklamadan ziyade, süper gücün vasiyetnamesi gibi. Rubio, ABD’nin bu savaşı kendi ulusal çıkarları için değil, müttefiki İsrail’in başlatacağı bir yangının altında kalmamak için "mecburiyetten" üstlendiğini kabul etti.

​Ateş Tel Aviv’de yakıldı, dumanı Washington’da tüttü; ancak faturayı ödeme sırası şimdi Amerikan askerinin omuzlarında. Bu, Amerikan dış politikasının artık Beyaz Saray’dan değil, başka bir başkentten yönetildiğinin kanıtı.

​SAVUNMA BAKANI HEGSETH: BİZ BİTİRECEĞİZ!

​Pentagon’un yeni patronu Pete Hegseth, tartışmalara son noktayı koyan cümleyi kurdu: "Bu savaşı biz başlatmadık ama Başkan Trump yönetiminde biz bitireceğiz"

​Hegseth’in bu çıkışı, ABD’nin içine sürüklendiği bu bataklığı bir "zafer hikayesi" gibi ambalajlama çabasından başka bir şey değil.

Aslında Hegseth, operasyonun hedefinin rejimi sadece uyarmak değil, tamamen felç etmek olduğunu belirterek İsrail’in "çözüm" ajandasına askeri taahhütte bulundu.

Pentagon, artık bir barış gücü değil, bir müttefikin intikam planlarını uygulayan devasa bir icra dairesi..

​NETANYAHU’NUN "BAĞIŞIKLIK" BAHANESİ

​İsrail sözde Başbakanı Netanyahu, İran’ın nükleer programının yakında "bağışıklık kazanacağını" iddia ederek Trump’ı harekete geçmeye mecbur ettiğini büyük bir kibirle anlatıyor.

​Buradaki amaç, sadece nükleer tesisler değil sanılanın aksine; Türkiye gibi köklü, dengeleyici bir gücün olduğu coğrafyada, İran’ın devlet yapısını tamamen devre dışı bırakarak İsrail’i hâkim güç haline getirmek. İşgali bölgeye yayarak ve Arz-ı Mevud sapkın hayaline giden yolu açmak!

​Netanyahu, Washington’da bulduğu bu "koçbaşı" sayesinde, onlarca yıldır hayalini kurduğu “Orta Doğu haritasını” Amerikan kanıyla çizmek istiyor. Bu, bir savunma stratejisi değil, bir bölgeyi yeniden tasarlama projesidir.

​ARAGHCHI’NİN TEŞHİSİ: AMERİKA REHİN ALINDI

​İran Dışişleri Bakanı Araghchi’nin "Amerikan halkı ülkelerini geri almalı" çıkışı, Rubio’nun itiraf ettiği o "zorlanma" noktasına tuz basar nitelikte.

Araghchi, bugün dökülen her damla Amerikan kanının "İsrail Firsters" (Önce İsrailliler) ekibinin eseri olduğunu, Washington’ın milli çıkarları için değil, tamamen İsrail’in güvenlik fanatizmi için feda edildiğini söyleyerek, ABD’nin içindeki en büyük yarayı, yani egemenlik krizini deşti.

​Tahran’dan gelen bu mesaj, sadece bir propaganda değil; Amerikan halkına, vergilerinin ve evlatlarının kimin uğruna harcandığını sorgulatan bir ayna!

​SONUÇ: ABD'NİN İZLEDİĞİ YOLUN SONU

​Bugün geldiğimiz noktada Orta Doğu’da taşlar yerinden oynamadı, yerle yeksan oldu.

​ABD, kendi diplomasisini yürütemeyecek kadar müttefik baskısı altında felç olurken; İsrail, dünyanın en büyük askeri gücünü kendi bölgesel operasyonlarının bir uzantısı haline getirdi.

​Bu bir operasyon değil; bir süper gücün iradesinin, işgalci ve bir yapı tarafından nasıl rehin alındığının göstergesi.

Artık kimse "küresel liderlik" vasfını ABD'ye yüklemesin, zira ortaya konan acziyetten başka bir şey değil:

İsrail zorladı, ABD boyun eğdi, Hegseth ise bu teslimiyeti bir kahramanlık gibi servis etti.

​Amerikan halkı ise; bu süreçte Amerikan iradesinin nasıl el değiştirdiğini izledi.

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...