Takip mesafenizi koruyunuz

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Karayollarında direksiyon sallayan he şoförün ezbere bildiği, levhalarda en sık gözümüze çarpan o meşhur uyarıdır: "Takip mesafenizi koruyunuz." Kural basittir; hızınız neyse, en az yarısı kadar metre boşluk bırakırsınız öndekiyle aranızda. Neden? Çünkü öndeki araç aniden frene bastığında, o şeritte beklenmedik bir çukur çıktığında ya da bir kaza olduğunda, durabilmek için kendinize bir "reaksiyon süresi" satın almanız gerekir. Aksi takdirde çarpışma kaçınılmazdır; kaporta ezilir, can yanar.

Fiziksel dünyada bu kadar hayati olan bir kuralı, ne oluyorsa ruhsal dünyamızda ve sosyal hayatımızda tamamen unutuyoruz. İkili ilişkilerde, dostluklarda, akrabalık bağlarında çoğu zaman adeta "tampon tampona" gidiyoruz. Sevdiğimiz insanlarla aramıza o sağlıklı mesafeyi koymayı soğukluk ya da kibir zannediyoruz. Dip dibe yaşamanın, sınırları tamamen ortadan kaldırmanın samimiyet olduğuna inandırılmışız. Oysa hayatımızdaki o insan aniden duraksadığında, bir hata yaptığında ya da ruh hali değiştiğinde, aramızda bir fren mesafesi olmadığı için bütün hızıyla bize çarpıyor. Beklentiler enkaz altında kalıyor, ruhumuz ağır hasar alıyor.

İşte tam bu noktada devreye girmesi gereken altın bir kural var: Önce kendi emniyetimiz. Uçaklardaki o meşhur anonsu düşünün; "Oksijen maskesini başkasına yardım etmeden önce kendinize takınız." Kendi duygusal emniyetimizi sağlamadan, kendimize bir adım geri atıp düşünecek o reaksiyon alanını bırakmadan kurduğumuz her 'fazla yakın' ilişki, aslında potansiyel bir kazaya davetiye çıkarıyor.

İşin bir de dijital boyutu var ki, günümüzdeki asıl zincirleme trafik kazaları tam olarak orada yaşanıyor. Sosyal medya mecralarında, milyonlarca insanın hızla aktığı o devasa otobanda hiç kimsenin birbiriyle takip mesafesi yok. Herkes birbirinin ensesinde seyahat ediyor. Kim nereye gitmiş, ne yemiş, kime laf çarpmış... Başkalarının hayatlarını adım adım, saniye saniye izlerken öndeki araca o kadar yaklaşıyoruz ki, kendi yolumuzu, kendi manzaramızı kaçırıyoruz. O sahte kusursuzluk vitrinlerine çok yakından bakmak, bir süre sonra kendi hayatımızın bize yetersiz gelmesine sebep oluyor ve bir anda zihinsel bir karambolün tam ortasında buluyoruz kendimizi. Oysa dijital dünyada o minicik "Sessize Al" ya da "Takipten Çık" butonları, bizim en temel emniyet kemerimizdir.

Özetle; ister gerçek hayatta ister sanal alemde olsun, sınır koymak ve araya mesafe çekmek insanları sevmemek demek değildir. Aksine, bir ilişkiyi uzun yolda sağ salim yürütebilmenin, hem kendini hem de karşıdakini güvende tutabilmenin tek yoludur.

Hayatın hangi şeridinde, hangi hızda ilerlerseniz ilerleyin; ani frenlere, beklenmedik savrulmalara ve ruhsal kazalara karşı o görünmez kuralı hiç unutmayın: Lütfen, takip mesafenizi koruyunuz.

 

Muhabbetle…

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...