Ortadoğu’da savaşın tetikleyicisi: Bir füze mi, bir senaryo mu?
Ortadoğu’da savaşlar bazen tanklarla başlamaz.
Bazen bir haberle başlar.
Bazen bir görüntüyle.
Bazen de tek bir füzenin kimin tarafından atıldığı konusundaki sis perdesiyle…
Son günlerde yaşanan gelişmeler tam da böyle bir tabloyu işaret ediyor. Gökyüzünde imha edilen füzeler, birbirini yalanlayan açıklamalar ve giderek büyüyen bir şüphe atmosferi…
Sorulması gereken soru şu:
Gerçekten bir saldırının ortasında mıyız, yoksa bir savaşın psikolojik altyapısı mı hazırlanıyor?
ORTADOĞU’NUN EN TEHLİKELİ SİLAHI: ALGI
Türkiye’ye yöneldiği açıklanan füze havada imha edildi. Resmî açıklamalar füzelerin İran’dan geldiğini söylüyor. Devletlerin kriz anlarında kendi istihbaratlarına dayanarak açıklama yapması doğaldır.
Ancak işin diğer tarafında bambaşka iddialar dolaşıyor.
İran yönetimi bu saldırıları kendilerinin yapmadığını söylüyor. Hatta bazı açıklamalarda bunun bir “sahte bayrak operasyonu” olabileceği ima ediliyor.
Dahası, uluslararası askeri çevrelerde dolaşan bazı iddialar saldırıların İran’a yakın sulardan gerçekleştirildiğini öne sürüyor.
Doğru mu? Yanlış mı?
Bilmiyoruz.
Ama bildiğimiz bir şey var:
Ortadoğu’da savaşların çoğu gerçeklerden önce hikâyelerle başlar.
TARİH BUNU DAHA ÖNCE GÖRDÜ
Bugün yaşanan tartışmalar yeni değil. Dünya bunu daha önce gördü.
1964 yılında yaşanan , modern savaş tarihinin en çarpıcı örneklerinden biridir.
O dönemde ABD yönetimi, Kuzey Vietnam’ın Amerikan destroyerlerine saldırdığını iddia etti. Bu olay, ABD’nin ’na tam ölçekli müdahalesinin gerekçesi oldu.
Yıllar sonra ortaya çıkan belgeler şunu gösterdi:
O saldırı anlatıldığı şekilde gerçekleşmemişti.
Ama gerçek ortaya çıktığında milyonlarca insan çoktan ölmüştü.
İşte bu yüzden bugün Ortadoğu’da dolaşan her iddia, her görüntü ve her açıklama iki kez düşünülmek zorunda.
BİR BÖLGESEL SAVAŞ NASIL BAŞLATILIR?
Büyük savaşların başlama yöntemleri genellikle benzerdir.
Önce gerilim yükseltilir.
Sonra suçlama yapılır.
Sonra kamuoyları hazırlanır.
Ve en sonunda “artık başka çare kalmadı” denir.
Bugün bölgede dolaşan söylemlere bakıldığında bu senaryonun ilk sahneleri sanki tekrar yazılıyor gibi görünüyor.
Üstelik bu kez mesele yalnızca İran değil.
Ortadoğu’nun tamamını içine çekecek bir yangının fitili ateşlenmek isteniyor olabilir.
KUTSAL MEKÂNLAR ÜZERİNDEN KURULAN TEHLİKELİ DİL
Son günlerde dikkat çeken bir başka unsur ise söylemlerde kutsal mekânların giderek daha fazla yer almaya başlaması.
Özellikle gibi üç din için de sembolik değeri son derece yüksek bir yerin askeri propagandada kullanılması, bölgede duygusal bir patlama yaratabilecek potansiyele sahip.
Ortadoğu’da kutsal mekânlar yalnızca ibadet yerleri değildir.
Onlar aynı zamanda milyonlarca insanın kırmızı çizgisidir.
Eğer bir gün bir füze bu tür bir mekânın yakınına düşerse, o an yalnızca bir askeri olay yaşanmaz.
O an bir medeniyet krizi başlar.
ORTADOĞU’NUN EN BÜYÜK TUZAĞI
Bölgedeki ülkeler yıllardır aynı tuzakla karşı karşıya:
Bir provokasyonla savaşa sürüklenmek.
Ortadoğu’nun yakın tarihi bunun örnekleriyle dolu.
Bir saldırı olur.
Bir suçlama yapılır.
Ve bir anda herkes kendisini hiç istemediği bir savaşın içinde bulur.
Bugün konuşulması gereken şey tam da budur.
Bir füze nereye düştü sorusu kadar önemli olan soru şudur:
O füzenin hikâyesini kim yazıyor?
BAYRAM GÜNLERİNDE GELEN SAVAŞ
Ortadoğu’da siyasi provokasyonlar çoğu zaman sembolik tarihlerde yapılır.
Çünkü o günlerde toplumların duygusal refleksi daha güçlü olur.
Bir bayram günü yaşanacak büyük bir olay yalnızca askeri değil, psikolojik bir kırılma yaratır.
Ve tam da bu yüzden bugün bölgede konuşulan senaryolar ciddiye alınmak zorundadır.
Çünkü bazen savaşlar yanlış hesapla değil, bilinçli bir senaryoyla başlar.
TÜRKİYE’NİN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK SINAV
Bugün Türkiye’nin ve bölgedeki diğer ülkelerin önündeki en büyük sınav askeri değil, siyasi bir sınavdır.
Soğukkanlı kalabilmek.
Provokasyonlara kapılmamak.
Algı operasyonlarını doğru okuyabilmek.
Çünkü Ortadoğu’da bir savaş başladığında kazanan taraf olmaz.
Sadece daha fazla yıkım olur.
Daha fazla göç olur.
Daha fazla kaos olur.
SAVAŞIN GERÇEK SAHNESİ
Bugün gökyüzünde uçan füzeler kadar tehlikeli olan başka bir şey var:
Savaşın hikâyesi.
Eğer o hikâye doğru yazılmazsa, gerçeklerin hiçbir önemi kalmaz.
Ve o zaman tarih bir kez daha aynı cümleyi kurar:
Bir savaş başladı…
Ve kimse o savaşın gerçekten kimin tarafından başlatıldığını asla öğrenemedi.