Beynimizin gizemleri
İnsan beyni muazzam bir yapı. Biyolojik ve zihinsel içerikleri olan duygusal bir yazılım. Bu duygusal yazılım günümüz sanal çağında çok farklı, çok yönlü ve asimetrik alanlara yönlendiriliyor. Bunun içindir ki beynimiz geçmişe göre daha fazla uyum ve denge sorunu yaşıyor. Öyle ki günümüz insanı kendisine rağmen ve çoğu zaman farkında olmadan yönlendirilebiliyor. Dolayısıyla dengesi bozuluyor. Bozulan dengeyi korumak için koçlar, yogacılar, rehberler, meditasyoncular vs. çoğalıyor. İnsanlar bozulan psikolojik dengeleri için seanslardan seanslara koşuyor. Oysaki temel ihtiyaç; beyni yoracak gereksiz uyaranlardan korumak ve insan insana sade bir iletişimdir. Sıcak bir sohbet ve insan insana etkileşim dengemiz için birebirdir.
İnsan olarak doğarız, gelişiriz yani fıtrat insandır. Ama insan olmayı sürdürmek, yani fıtrat üzere bir yaşam sürdürmek ciddi bir mücadele gerektirir. Bir anlamda insan olmak belki kolay çünkü hazır olarak doğarız. Ama insan olmayı sürdürmek ciddi bir uğraştır. Zira insanın dünyaya gönderilme amacı da budur. İmtihanın özü insan olmayı, fıtrata uygun sürdürüp sürdürmeyeceğimizdir. Bütün amaç, beynimizi yönetebilmek, farklı alanlara eğilimlerini irademizle önlemektir. Zira beyni kendi başına bıraktığımızda bedenimizden ve dışarıdan gelen uyaranlar, irademizi zayıflatır ve içgüdülerin emrine kolayca girebiliriz. Bu anlamda beynin bazı taraflarca örtülmesine izin vermemek gerekir. Mecnunun aklının Leyla tarafından örtülmesi gibi. Dolayısıyla bin yıllardır söylene geldiği üzere insanı anlamak, insanın kendisini okuması aslında insanın kendi beynini, zihinsel işlevlerini anlaması buna çaba göstermesi demektir. Nitekim beynimizi, zihinsel güçlerimizi tanıyıp etkin kullandıkça yani beyni kullanmada irademiz egemen olduğunda kendi güçlerimiz kendi elimizde olur. Aksi halde benim zannettiğimiz akıl, nefis, el, göz vb. güçlerimiz bizim irademizin yani egemenliğimizin dışına çıkar. Bedenimizi yönettiğimizi zannederiz. Ama çoğu zaman bizi yöneten beden olabiliyor.
BEYNİMİZ NASIL ÇALIŞIYOR?
Beyin için standart bir biçim, içerik ve çalışma yönteminden söz etmek zordur. Dolayısıyla ne kadar insan varsa o kadar beyin yapısı ve işleyişinden söz edilebilir. Ancak insan beyninin temel bazı çalışma ilkelerinden söz edilebilir.
Beynimiz rutin, programlı, tanımlı bir iş ve işlev sırasında belirli alanları kullandığından ciddi bir performans göstermez. Yani “şimdi başladım şu işi programlıyorum” dediğinizde akla gelenler sınırlıdır. Ancak beyin kimi zaman boş durmalı, aylak çalışmalı. Bu zamanlarda beynin birçok hücresi ve bölgesi aynı zamanda etkileşim içine girdiğinden çok daha güzel sonuçlar, buluşlar sağlanır.
Tefekkür ve derinlemesine düşünce bunun için önerilmiştir. Bunun içindir ki tüm dinler insanı, kendini dinlemeye, bazen günlük rutinden çekilmeye davet ederler. Yani yaşam sırasında bazen normal hayattan, rutinden çekilip başka alanlara, derinlere dalmak gerekir. Büyük buluşların çoğu, esasen o işle uğraşılırken yapılmamıştır. Örneğin, Newton tefekkür ederken ağaçtan düşen elmayı gördü ve yer çekimi kanunlarını keşfetti. Edison binlerce denemeden sonra ampulü keşfetti. Einstein, bunca bilimsel çalışmalarının arasında sık sık işlerini bir kenara bırakıp keman çalmıştır.
Bunun içindir ki beyin herhangi bir özel işle uğraşmadığında belirli bir alana odaklanmadığında yani herhangi bir dosya açık değilken daha fazla enerji harcıyor. Zira bu boş zamanlarda birçok pencere ve dosya açılır, bu dosyalar arası geçişler, koordinasyonlar veri geçişleri sağlanır.
Günümüz modern dünyası, sanal bir içerik bütünü sunduğundan inşa ettiğimiz hayat beynimiz ile uyumlu değildir. Hayatın hemen her alanındaki doğal yaşamdan uzaklaşma hali, beynimizin bu yaşama uyumunu zorlaştırıyor ve beynimizi yoruyor. Dolayısıyla insanlar bulabildikleri hemen bütün fırsatlarda köye, kırlara yani özlemini duyduğu doğal hayata koşuyorlar.
Bir parça etten oluşan beynin yapısı ile bilgi arasındaki ilişki çözümlenmemiştir. Kişi öldüğünde beyni kesip biçilebilir ama beynin sahibinin adının ne olduğunu onun beyninden öğrenemiyoruz.
Beyin boşken örneğin uyku halinde tüm günlük dosyalar açılır, dosyalar arası geçişler sağlanır, gerekli bilgi depolamaları yapılır. İnsan hayatta kişilik yapısı ve eğilimleri bakımından nelerden çok hoşlanıyorsa, nelere tutku ile bağlı ise beyin boşken onlar öne çıkar. Daha açık ifade ile kişi nelere eğilim gösteriyorsa, nelere takılmışsa, nelere muhabbetle bağlı ise beyin rahat haldeyken onları düşünür, onlar üzerinde durur. Bu sıralarda onlarla ilgili rüyalar görür. Bunlar gündüz rüyaları gibidir. Dolayısıyla günlük işlevler sırasında bazen mevcut rutin işlerden uzaklaşmak, ara vermek, beynin başka yerlerini harekete geçirmek yararlı olur. Örneğin sürekli matematik çalışan öğrencinin ara verdiğinde tamamen boş kalması kadar başka bir etkinlikle uğraşması (edebi eser okumak, müzik dinlemek gibi) beyni dinlendirecektir.
Rahat zamanlarda beynin kendi kendine yorulduğu konular; çoğu zaman bizim için sorunlu konular, çözülmemiş sıkıntılar, özleyip ulaşamadığımız gerçeklerin hayalleri olabilir. Boşluk anında beynin kendi kendine yöneldiği konuların neler olduğu, içerikleri önemlidir. Örneğin daldığımız konular sürekli olarak içgüdülerimizin uzantısı örneğin cinsellik odaklı konular mıdır? Yahut günlük hayatta aile işleri, ilişkileri midir? Veya sürekli olarak kariyer ve iş dünyası odaklı dalmalarımız mı var. Yahut her fırsatta ticaret, mal kazanımı, varlık koşuşturması yani salt madde ve mantık odaklı bir bakış mı öne çıkıyor? Yoksa tüm bunların yerine insanın yeryüzündeki yolculuğu, hayatı Yaratıcı gibi evrensel pencereden iyilik, güzellik, merhamet gibi yüce duygu ve düşünceler mi zihnimizi uğraştırıyor boşluk anlarında? Unutulmamalıdır ki insanın günlük yaşam kavgasından biraz uzaklaşıp derin düşüncelere dalması, tefekkür etmesi, maddi konuların dışında yüksek insani duygular, hayatın anlamı kısacası ruh odaklı olması daha geniş bir bakış açısını sağlayacağından beynimizi dinlendirecek, rahatlatacak, dengeleyecektir.