Forvetsiz şampiyonluk inadı

YAYINLAMA:

Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında oynanan derbi, skorun ötesinde çok daha derin bir hikâye anlattı. Bu hikâye; mücadeleyle ayakta kalan ama eksikleriyle zorlanan bir takımın hikâyesiydi.

Sarı-lacivertli oyuncular sahada adeta savaştı. Taraftarın görmek istediği o ruh ve mücadele fazlasıyla vardı. Kimse sorumluluktan kaçmadı, kimse geri adım atmadı. Ancak futbol sadece istemekle kazanılmıyor. Kalite, özellikle de son vuruş kalitesi, böyle maçların kaderini belirliyor.

Daha maçın başında Dorgeles Nene’nin kaçırdığı net fırsat, gecenin nasıl geçeceğinin sinyalini verdi. O gol gelseydi belki de bambaşka bir senaryo konuşuyor olacaktık. Ama olmadı. Ve o andan itibaren Fenerbahçe adına tanıdık bir tablo ortaya çıktı: Üret, ama bitireme.

Orta sahada N'Golo Kanté enerjisi, top kapmaları ve oyuna kattığı dinamizmle takımı ayakta tuttu. Savunmada Jayden Oosterwolde kritik müdahaleleriyle öne çıkarken, Milan Škriniar’ın varlığı takıma ciddi bir güven verdi.

Hücum tarafında ise kırılma anı, Marco Asensio oyundan çıktıktan sonra yaşandı. O ana kadar dengede olan oyun, onun yokluğunda yönünü kaybetti. Çünkü bazı oyuncular vardır; sahada sadece kendileri değil, takımın aklı olurlar.

Burada bir parantez açmak gerekiyor. Domenico Tedesco’nun maç içerisindeki hamleleri dikkat çekiciydi. Oyuna olumsuz gidişatlarda erken müdahale etmesi, elindeki imkanları zamanında kullanması önemli bir artı. Birçok teknik direktör oyuncu değişiklikleri için son dakikaları beklerken, Tedesco’nun bu refleksi taraftarı strese sokmak yerine oyunun içinde tutuyor. Bu yaklaşım, modern futbolda fark yaratan detaylardan biri olarak öne çıkıyor.

Ancak tüm bu olumlu detayların ötesinde, Fenerbahçe’nin en büyük sorunu değişmiyor: Forvet eksikliği.

Modern futbolda net bir golcünüz yoksa, ürettiklerinizin büyük bölümü sonuçsuz kalır. Fenerbahçe buna rağmen yarışın içinde kalıyor; bu, takdir edilmesi gereken bir dirençtir. Ancak aynı zamanda ciddi bir planlama hatasının da göstergesidir.

Maç boyunca kaleciyle karşı karşıya kalınan pozisyonlarda yapılan vuruşlar, bu eksikliği açıkça ortaya koydu. O anlarda gereken şey güç değil, soğukkanlılıktı. Ve o soğukkanlılık sahada yoktu.

Yine de bu takım pes etmedi.

Son ana kadar mücadeleyi bırakmadı. Muhammed Kerem Aktürkoğlu’nun son dakikada sorumluluk alıp penaltıyı kullanması, bu takımın mental gücünün en net göstergesiydi. Bu, skorun ötesinde bir karakter ortaya koymaktır.

Şampiyonluk yarışı giderek kızışıyor. Trabzonspor’un da dahil olmasıyla birlikte üç takımlı, dişe diş bir mücadele bizleri bekliyor. Bu yarışta hatayı en aza indiren, baskıyı en iyi yöneten takım ipi göğüsleyecek.

Ama Fenerbahçe için gerçek çok net:

Bu kadar eksikle buraya kadar gelmek büyük başarı.

Ama bu eksiklerle sonunu getirmek… çok zor.

Ve artık sabır tükeniyor.

Taraftar, aynı hataların tekrar edilmesini kabul etmez. Yönetim ise bir sonraki transfer döneminde bu tabloyu doğru okumak zorunda. Çünkü bu takımın ihtiyacı olan şey belli:

Mücadele var.

İnanç var.

Eksik olan tek şey…

O mücadeleyi skora çevirecek gerçek bir golcü.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...