Havacılık sektöründe asırlık kuruluşlar
Türk Hava Yolları AO (THY), Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) ve Havaalanları Yer Hizmetleri AŞ (HAVAŞ) 93’üncü kuruluş yıl dönümlerini sosyal medyada birer paylaşım yaparak bizlere hatırlattı.
Oysa gönül isterdi ki, sayıları giderek azalan asırlık şirketlerimizin kimler tarafından, nasıl kurulduğunu anlatan övünülen hikayeleri de dile getirilseydi.
Türk Hava Yolları, bir günde kurulup bu günlere sihirli çubukla getirilmedi.
THY kendi hikayesini şöyle anlatıyor; “Yeni deneyimlere ilham veren; insanları, kültürleri, kıtaları, ülkeleri ve şehirleri birbirine bağlayan serüvenimiz 1933’te başladı. Takvimler 20 Mayıs 1933’ü gösterdiğinde Devlet Hava Yolları İşletmesi adıyla gökyüzüyle buluştuk. Türkiye’nin ilk havacılarından Fesa Evrensev’in genel müdürlüğü üstlendiği bu dönemde filomuzda yalnızca beş uçağımız vardı ve çalışan sayımız 30’dan azdı.” Doğrusu merak ettik mi acaba kimdir Fesa Evrensev?
THY hikayesine şöyle devam ediyor. “Ülkemizin ilk yurt dışı uçuşunu 1947’de İstanbul’dan Atina’ya bayrağımızı taşımanın heyecanıyla gerçekleştirdik. 1951’de 33 uçaktan oluşan filomuzla Lefkoşa, Beyrut ve Kahire gibi yeni noktalara uçmaya başladık. Sıra dışı başarıların altında imzası yer alan “Türk Hava Yolları” adı, 1955’te ortaya çıktı ve ismimiz Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği IATA’nın üyeleri arasında yerini aldı.
1959 yılında Mesut Manioğlu’nun yaban kazından ilham alarak çizdiği logomuzu gururla taşımaya başladık. “Kimdir Mesut Manioğlu biliyoruz mu?
“1961’de kaptan pilotlar Zihni Barın ve Nurettin Gürün, Türk Hava Yolları tarihinde bir ilke daha imza attılar. 30 saatlik uçuşla Atlas Okyanusu’nu aşan pilotlarımız, iki F-27 uçağını ABD’den İstanbul'a getirdi.” Zihni Barın kimdir, Nurettin Gürün kimdir?
Yeni kuşaklar biliyor mu bu insanları?
THY hikayesini şöyle noktalıyordu;
“Yıllar geçtikçe büyüyen tutkumuz dünyanın en çok ülkesine uçan havayolu olmamızı sağladı. Bugün 537 adet uçağa sahip genç filomuzla, yeni evimiz İstanbul Havalimanı’ndan 130’un üzerinde ülkeye uçuyoruz. Türk bayrağını dünyanın dört bir yanına gururla taşıyor, yolcularımıza daha büyük dünyanın kapılarını aralıyoruz.”
93 yılda birçok hükümet geldi geçti, birçok bakan THY için karar vererek imza attı. Birçok genel müdür, daha sonra yönetim kurulu başkanları gelip geçti. Onları ve emeklerini genişçe bir şekilde kaleme alıp tarihe mal etmeyi ihmal etmesek çok güzel olmaz mı?
Dünya markamızı herkes iyi tanımalı.
93 yılı geride bırakan Devlet Hava Meydanları İşletmesi’nin 1933 yılından bu yana mazisi önemli başarılarla dolu. Kendilerini şöyle anlatıyorlar:
“Sivil havacılık faaliyetlerinin gereği olan hava taşımacılığı, havalimanları işletilmesi, meydan yer hizmetlerinin yapılması, hava trafik kontrol hizmetlerinin ifası, seyrüsefer sistem ve kolaylıklarının kurulması ve işletilmesi, bu faaliyetler ile ilgili diğer tesis ve sistemlerin kurulması, işletilmesi ve modern havacılık düzeyine çıkarılmasını sağlamaktır.”
İyi güzel de tüm söylenenleri kimler ne zaman ve nasıl yaptı. Bilenler vardır ama bilmeyenlere de anlatabilmeliyiz.
Genel Müdürler, büyük başarılara imza atmış alt kademedeki abide şahsiyetleri de öne çıkarabilmeliyiz.
DHMİ, 93’üncü yıla fedakar, yurtsever çalışkan insanların omuzları üstünde yükselerek gelmedi mi?
Kurum bence hafızasını kaybetmesin. Geçmişi bilenlerle kurumun tarihini bir an önce yazmak gerek. Mazisi 100 yıla yaklaşan kaç kuruluşumuz var? Onları ihmal etmeyelim, emek verenleri birer birer bulup öne çıkaralım diyorum.
Önceleri bir kamu kurumu olan kısaca HAVAŞ dediğimiz Havalimanları Yer Hizmetleri AŞ, 1933 yılında Devlet Hava Yolları’nın (1955’ten itibaren Türk Hava Yolları) bünyesinde yer hizmetlerini gerçekleştirmek amacıyla 1958’de USAŞ AŞ adı ile kuruldu. Bu tarihten itibaren Türk Hava Yolları’nın yanı sıra Türkiye’deki diğer havayolu firmalarına da yer hizmetleri vermeye başladı. 1987’ye gelindiğinde, USAŞ çatısı altında yürütülen ikram ve yer hizmetleri faaliyetleri ikiye ayrıldı ve yer hizmetleri şirketi olarak HAVAŞ (Havaalanları Yer Hizmetleri A.Ş.) kuruldu. İkram hizmetleri ise USAŞ A.Ş. tarafından verilmeye devam etti. Kurum 1995 yılında özelleştirildi ve farklı şirketlere hisse devri yapıldı.
Kim aldı, kim sattı bilinmesi gerek.
2012 yılında şirket TAV Holding AŞ tarafından satın alınarak, HAVAŞ’taki ortaklık payı yeniden yüzde 100 oldu.
En eski havacılık kuruluşu olan bu üç şirketin kurumsal hafızaları silinip gitmeden geçmişlerine sahip çıkılmalı.
Her şey para değil. Gelecek kuşaklar bilançolarınıza değil, tarihinize bakıp fikir yürütecek. Şimdilerde artık basılı kitap cazip olmaktan çıksa da sizler yine de tarihinizi kitaplara yazınız.
Şirketlerinizin tarihini ihmal etmeyiniz emek verenleri de bularak öne çıkarıp özenle ve saygıyla geleceğe taşıyalım.
Mutlu yarınlar Türkiye’m.
————————————————————
274 yolcusu ve 16 mürettebatı vardı
İran yolcu uçağını kim düşürmüştü?
Amerika’nın İran devletine, dolaylı olarak da İran halkına karşı başlattığı savaşın nereye evrileceği belli değil. Her ne kadar barış umudu henüz kör olmadıysa da Amerika’nın ne zaman ne yapacağı hiç belli olmaz.
Bundan tam 38 yıl önceye gidiyoruz.
3 Temmuz 1988’de İran’ın Bender Abbas Havalimanı’ndan 274 yolcu ve 16 mürettebat ile Dubai’ye gitmek için havalanan İran Air’e ait 656 uçuş numaralı Airbus300 B2 tipi yolcu uçağı ABD donanmasına ait USS Vincennes adlı savaş gemisinden ateşlenen SM-2MR tipi güdümlü füze ile İran hava sahasında vurulmuştu.
Saldırı sonucu hedef olan uçakta birçoğu İranlı olan 290 kişi ne yazık ki hayatını kaybetmişti.
Saldırı sonrası Amerikalı yetkililer bu yolcu uçağını F-14 tipi savaş uçağıyla karıştırdıklarını söyleseler de ABD’ye ait savaş gemisinin son derece ileri radar sistemleri ve elektronik savaş teçhizatı ile donatıldığı tespit edilmişti.
Saldırı emrini veren USS Vincennes gemisinin kaptanı Amiral William C. Rogers olaydan bir yıl sonra bütün suçlarından aklanmış, hatta Başkan George W. Bush tarafından 'üstün hizmetlerinden dolayı' Legion of Merit (Liyakat) Nişanı ile ödüllendirilmişti.
İran İslam Cumhuriyeti’nin bayrak taşıyıcı havayolu olan İran Air’e ait uçakta 156’sı erkek, 53’ü kadın, 2 ila 12 yaşları arasında 57’si çocuk ve 52’si Yugoslav, Pakistan, Hint ve Arap uyruklu 42 kişi ve uçağın 16 mürettebatından oluşan 290 kişi bile bile yapılan saldırıyla can vermişti.
Amerika’nın İran Air’e ait sivil uçağı düşürmesinin amacı, bugün de olduğu gibi İran İslam Cumhuriyeti’ni Körfez Savaşı’nı sonlandırmaya zorlamak için baskı yapmaktı.
İran, uçaklarına yapılan bu saldırı için Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü’ne (ICAO-International Civil Aviation Organization) şikayette bulundu. ICAO olağanüstü bir oturumla 14 Temmuz 1988’de İran Air’e ait yolcu uçağının düşürülmesinin sebeplerini araştırma için bir ekip kurulması kararını verdi. Amerika’nın itirazlarına rağmen ICAO özel araştırma ekibinin raporları İran uçağının hedef alınması kararının son dakikalarında Saydz, Forrestal ve Vincennes adlı gemiler arasında tartışma yaşandığını ve bu üç savaş gemisinin İran karasularını 4 kilometre kadar ihlal ettiğini ortaya koydu.
Hava trafik hizmetleri birimlerinin askeri operasyon birimleriyle bilgi iletişimini dikkate almamanın, Chicago Anlaşması uyarınca uluslararası hava anlaşmalarını ve yasalarını ihlal olduğu ve kesinlikle hata sayılması gerektiği konusu da ICAO’nun raporlarında yer aldı.
Fakat, ne yazık ki ICAO’da kurulan bu ekip sadece iki gün süren çalışmadan sonra ABD’nin adını bile anmadan altı satırlık kararda derin üzüntülerini dile getirip, İran hükümeti ve kurbanların ailelerinin acılarını paylaştıklarını belirtip, başsağlığı dileyerek, sivil bir uçağa yönelik silah kullanılmasını kınadı ve genel sekreterden gerçeğin daha fazla aydınlanması için bir komite oluşturması istedi.
O günkü Amerikan Başkanı Ronald Reagan’ın Yardımcısı olan George Bush da İran Air yolcu uçağının düşürülmesi olayından bir ay sonra, “Ben asla Amerika tarafından özür dilemeyeceğim. Ben ne yaptığını ve gerçeğin ne olduğunu önemsemiyorum” demişti.
Böylece, Amerika’nın insanlığa karşı işlediği cinayetlere bir yenisi daha eklenmişti.
İran halkı 38 yıl önce ABD tarafından düşürülen yolcu uçağının kurbanlarını her yıl aynı günde matemle anıyor.
Ölenlerin yakınlarının dinmeyen acısını paylaşıyorum. Ruhları şad olsun.