Karabasan galasından sinema biletlerine: Türkiye’de sinemanın zorlu sınavı
Geçtiğimiz günlerde Karabasan filminin galasına davet edildim. Önce gala atmosferinden ve filmden birkaç cümleyle bahsetmek, ardından da Türkiye’de sinema biletlerinin geldiği noktayı konuşmak istiyorum. Çünkü artık hepimizin net şekilde gördüğü bir gerçek var: Son yıllarda film izlenme oranlarında ciddi düşüşler yaşanıyor. Bu durum kimine göre filmlerin kalitesine bağlansa da, kimine göre bilet fiyatları. Lakin bana göre de büyük oranda asıl sebep yüksek bilet fiyatları.
6 Nisan’da galası yapılan, Mesut Çetin’in yönetmenliğini, yapımcılığını ise Zekeriya Çelik’in üstlendiği; senaryosunu Mustafa Şahin ve Mesut Çetin’in yazdığı, müziklerini Anadolu rock ve halk müziğinin sevilen isimlerinden İzzet Aktaş’ın yaptığı, başrollerinde Arif Selçuk, Yusuf Çil ve Ali Bugan’ın yer aldığı; oyuncu kadrosunda ise Serkan Kan, rahmetli Mehmet Ali Tuncer, rahmetli Tuncay Akça, Fatih Serbest, Dicle Altun ve Funda Dalgılıç’ın oynadığı Karabasan filmi bugün vizyona girdi.
Galaya dönecek olursam, gayet samimi, misafirperverliği yüksek, kalabalık ve sıcak bir ortam vardı. Film; korku ve komediyi dengeli bir şekilde bir araya getiren, zaman zaman tatlı bir gerilimi, bunun yanı sıra sokak samimiyetiyle komediyi buluşturan bir yapım olmuş. Umarım izlenmesi bol olur. Tabii eksik aramaya kalkarsak eksikler buluruz. Mesele, dijital dünyanın üst seviyeye yükseldiği böyle bir ortamda küçük imkânlarla risk alıp sinema sektörüne film sokabilmek gerçekten başarıdır.
Filmle ilgili son cümlelerime yer verirken, film çekimleri bitmeden vefat eden Türk sinemasının iki önemli ismi Mehmet Ali Tuncer abimize ve Tuncay Akça abimize Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânları cennet olsun.
Evet, gelelim bilet fiyatlarına… Benim şahsi düşüncem ve gözlemlerim sonucu Türkiye’de sinema biletlerinin biraz pahalı olduğunu, özellikle de öğrenciler için ciddi bir yük oluşturduğunu düşünüyorum. Çünkü kendimden biliyorum; gençler için en keyifli aktivitelerin başında okul çıkışı arkadaşlarıyla veya sevgilileriyle sinemaya gidip eğlenmek geliyor.
Ortalama en düşük bilet fiyatlarının 250-300 TL ve üzeri olduğu bir yerde, bunun yanına bir de mısır ve içecek aldığında 2 kişi 1.000 TL gibi bir rakam ödemek zorunda kalıyorlar. Tabii bazı semtlerde bu rakam daha da yüksek. Öğrenci için bu gerçekten büyük bir para.
Az önce bir yapımcı ve yönetmen dostumla konuştum. “Bilet fiyatları hakkında ne düşünüyorsun? Pahalı değil mi? Yani ucuz olması sizi etkiliyor mu?” dedim. O da, “Hayır, hatta sürüm mantığı oluyor; 100 kişi geleceğine 1.000 kişi gelir, daha kârlı olur. Biletlerin de bu zamanda maksimum 150 ila 170 TL olması lazım,” dedi.
Geçtiğimiz aylarda Turizm Bakanlığımız 120 TL, ondan hemen önce de 27-28 Eylül 2025 tarihinde 80 TL sinema bileti kampanyası yapmıştı. Bu çok kıymetliydi, şahsım adına teşekkür ediyorum. Tabii bu zamanda ve maliyetler altında 80 TL olsun demek de haksızlık olur. Ortalama 120-150 TL olsa gerçekten hem öğrenciler için hem de sinemaseverler için güzel olur.
Bu arada İstanbul’da bazı AVM’lerde sinema biletlerinin 120 TL ve 140 TL olduğunu gördüm. Hatta mısır ve içecek de 120 TL; bu da gayet mantıklı. 2025 yılı boyunca Turizm Bakanlığı desteğiyle çarşamba günleri sinema biletleri 120 TL kampanyası vardı. Bildiğim kadarıyla 2026 yılında da çarşamba günleri bazı AVM’lerde uygun bilet kampanyaları devam ediyor olabilir, bunu araştırabilirsiniz. Etmiyorsa da Bakanlığımız bu jesti yapmaya devam ederse sinemaseverler ve gençler mutlu olur. Tabii her şeyi Devletten beklememek lazım sözü vardır ya bu da o. AVM yöneticileri, yapım şirketleri, oyuncular vs kimse herkes elini taşın altına koymalı ve bu sinema sektörünü izleyici merkezli ayağa kaldırmalı.
Geçtiğimiz günlerde 2 mısır ve 2 içeceğe 400 TL ödedim. Zaten mısırın ve içeceğin bu kadar pahalı olması da ayrıca üzücü. Filmin yanında insan mısır yerken ayrı bir keyif alıyor. İnsanlar bu keyfi gönül rahatlığıyla, cebini düşünmeden yaşasın.
Tablo çok net: Sorun sadece film üretmek değil, izleyiciyi salonlara geri döndürebilmek. Bunun yolu da sinemayı yeniden ulaşılabilir hale getirmekten geçiyor. Çünkü sinema yalnızca bir eğlence değil, aynı zamanda toplumun ortak hafızasını diri tutan güçlü bir kültür alanıdır.
Esen kalın.