İnşa ettiğimiz dili zenginleştirelim
“Gece-gündüz mahkemeleri, yargılamaları konuşuyoruz. Bilgili bilgisiz ve lüzumlu lüzumsuz dosyaları, davaları tartışıyoruz. Ceza Muhakemesi Hukuku’nun ilkeleri bellidir. Yeni bir şey icat edilmiyor. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu; ‘Meclisin temsil gücünü, siyasetin çözüm üretme kapasitesini ve milli iradenin denetim imkanlarını aynı zeminde buluşturan bir örneklik ortaya koymuştur. ‘Terörsüz Türkiye için yasal düzenleme çalışmalarına başlayabiliriz. Her şeyden önce: Sükunetle düşünelim, tuzaklara düşmeyelim, usulün esasa tekaddüm ettiğini unutmadan süreç içinde inşa ettiğimiz dili zenginleştirelim…” MHP Genel Başkan Yardımcısı Hukukçu Feti Yıldız kitabın tam ortasından konuşmakla kalmayıp meselenin her zerresini damıtarak altın değerinde bir öz elde etmiş; “süreç içinde inşa ettiğimiz dili zenginleştirelim” diyerek.
MESELE TAM DA BU
TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Terörsüz Türkiye raporunu açıkladıktan sonra zihinler nasıl bir hukuk çerçevesi çizileceğine odaklandı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin cesaretle sergilediği; vatan duruşunu, sağduyu cümlelerini ve Ziya Gökalp’ten miras alınan “sen ben değil BİZ varız” mantığını tüm coğrafyaya yayması “kardeşlik dilinin” üzerinde bulunduğumuz coğrafya ile birlikte dünyaya da ilham oldu. Ve hatta emperyalizm denen zalim FİL’in coğrafya halkları tarafından alt edilmesi dönemini de başlattı.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE COĞRAFYA UYANIŞINA VESİLE OLDU
Emperyalizm denen Fil’i alt eden bölge insanı şimdi uyanış devrini ve “kendi yenilerini” inşa etme sürecini yaşıyor. Bu uyanışla birlikte bundan sonraki süreçte çok önemli ve kritik Türkiye açısından çünkü Türkiye’nin “inşa ettiği kardeşlik, aidiyet, vatan, gelişim dili ve yolu” emperyalizm hiç arzu etmediği bir milad. Ve bu miladın, bu dilin, bu bilincin giderek yayılması emperyalizmi besleyen nifak, çatışma, ayrışma köklerini kurutmayı hedefliyor. Uganda Genel Kurmay Başkanının sosyal medyadan İsrail’i desteklemesi ve Türkiye’yi düşman bellemesi emperyalizmin korktuğunun bir yansımasıdır. Ya da İsrailli Bakan Ben Gvir’in Türkiye’deki sanatçılara ve siyasetçilere yönelik tehdit paylaşımları yapması da acziyetin bir göstergesidir. İran savaşında tüm provokasyonlara rağmen savaşa dahil edemedikleri Türkiye’ye yönelik şimdi de tehdit dilini sahaya süren İsrail/emperyalizm, bundan sonraki şansını büyük ihtimalle çok daha büyük bir kart açarak kullanmaya çalışacak. Hangi şer kartını açarlarsa açsınlar sonu onlar için hüsran olacak çünkü karşılarında eski Türkiye yok artık!
“ENERJİDE BAĞIMSIZLIK ZORUNLULUĞU KIZIL ELMA HEDEFİDİR”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sıklıkla zikrettiği savunma sanayi devrimi ve enerjide bağımsızlık zorunluluğumuzun Kızıl Elma hedefi olduğu gerçeğini İran savaşı ile birlikte tüm dünya yaşıyor şimdi. Bilge Liderin bilhassa bu iki başlığa yıllardır vurgu yapması ve dünyanın şimdi yüzleştiği savaş-temin tehditleri büyük bir öngörünün vuku bulmasıdır. Türkiye’nin bu tablo karşısında acilen enerji bağımsızlığını ilan etmesi gerekiyor.
“İNŞA ETTİĞİMİZ DİLİ ZENGİNLEŞTİRELİM”
Herkes kendi evinin önünü süpürürse dünya tertemiz olur deyişiyle büyüdük. Hukukçu Feti Yıldız’ın konuşmasında yer verdiği “inşa dilinin zenginleştirilmesi” de böylesi bir mantık. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz hafta sonu iki günlük kapsamlı bir program sebebiyle Diyarbakır’daydı ve bizler de kendisini takip ediyorduk. Gerçekleştirdiği her programda yaptığı konuşmalarda Terörsüz Türkiye’nin önemine, gerekliliğine vurgu yaptı. Başta MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sergilediği cesaret varlığının önemi olmakla birlikte, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın değerli duruşuna ve destek veren herkese değinen Cevdet Yılmaz devletin Terörsüz Türkiye kararlılığını Diyarbakır’da bir kez daha yansıttı. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nün tertiplediği Polis Haftası programına şehit yakınları, gazilerimiz ve aileleri de katılım sağlamıştı.
Program esnasında ve sonrasında gerçekleştirdiğimiz sohbetlerde herkesin dilindeki duaydı “huzurun bir an evvel gelmesi ve şehit gazi haberlerinin bir daha gelmemesi”. Ve dillerde bir dua daha vardı Diyarbakırlıların iletmemi özellikle istedikleri; “Allah Devlet Bahçeli’den razı olsun, ondan başka hiç kimse bu cesareti gösteremezdi”. İnşa edilen “kardeşlik, huzur, güçlü ve büyük Türkiye” dili tüm Türkiye ile birlikte Diyarbakır’da da giderek zenginleşiyor. Hukukçu Feti Yıldız’ın sözünü ettiği de bu; herkes kendisini, yanındakini, komşusunu, akrabasını, arkadaşını “inşa edilen dilin” gerekliliğine ve zenginleştirilmesine ikna etmeli zira Uganda örneğinde gördüğümüz gibi Türkiye emperyalizmin hedefinde! Uganda nere Türkiye nere diyebiliriz fakat söz konusu emperyalizm küresel hegemonyasını koruma meselesi oldu mu dünyanın her zerresine ulaşıyor kötüler ve kötülük. O halde hep birlikte “inşa edilen dile sahip çıkmamız, zenginleştirmemiz, yeni dünyanın gücü olmak için vatan bilincimizi baş tacı etmemiz” gerekiyor… Hukuki düzenlemelerini dezenforme/sabote etmek isteyenlere de mahâl vermeden, başta Feti Yıldız olmak üzere işin içindeki uzmanlara güvenle emanet etmemiz gerekiyor.