Bir insan, bir cümleden ibaret değildir

YAYINLAMA:

Başkalarının ayıbını ve kusurunu araştırıp, bulacağız diye, kaybettiğimiz doğruları bulup yaşayamaz olduk..

Ne yazık ki bunu yaşıyoruz. Birbirimiz hakkında bilmeden görmeden suizanda bulunmak, gıybet yapmak, haset etmek, kusur aramak bunlar günlük hayatımızda o kadar dilimize yapışmış ki artık çok normal gibi geliyor. Bulunduğumuz her suizan; aile ilişkilerimizi ve dostluklarımızı zedelediği kadar, toplumsal güveni de bir o kadar zedeliyor. Buna bir de önyargı eklendiğinde durum iyice üzücü oluyor. Unutmamak gerekir ki önyargı, insanı gerçeği araştırmaktan alıkoyar ve kalbi karartır. Kimse bir insanı ilk görüşte ve yaşadığı bir durumla kesin tanıdım diyemez. Diyen de adil olamaz.

Bir insanı en güzel yapan şey, ahlakıyla birlikte, başkalarının başarısıyla ve mutluluğuyla mutlu olmasıdır. Bugün birimiz bir ev, bir araba ya da değerli bir eşya aldığında çevremizden gelen hemen ilk soru ‘nereden buldun da aldın?’ sorusunu yöneltmek oluyor. Sana ne sen maliye memuru musun? Bir de diğer ortak arkadaşlarla şu dedikodu geçer; ‘Mustafa araba almış hangi parayla aldı acaba gayrimeşru işler mi yapıyor?’ Hemen de bu yafta yapıştırılır, hiç şaşmaz iki cümle. Bunları bırakmadıkça, kendi kapımızın önündeki çöpü bırakıp, başkalarının çöpüyle uğraşmaya devam eder, bu kokuşmuş zihniyet değiştirmezsek ileriye gidemeyiz. Oysaki sağlıklı bir toplum, peşin hüküm yerine araştırmayı ve dinlemeyi tercih eder. Bir de buna sosyal medya eklendiğinde işler iyice karışıyor. Sosyal medyada yalan bir bilgi, dedikodu çok hızlı yayılıyor ama doğrulama aynı hızda yayılmıyor. Çamur at izi kalsın dünyasının çokça yaşandığı bir alan. Asla izlediğiniz videolara, okuduğunuz hikayelere tam anlamıyla inanmayın ve onlara güvenerek hayatınızı şekillendirmeyin. Beğeni, izlenme ve takipçi kazanmak uğruna toplumun dinamikleriyle oynayan, bunları düşünüp hassasiyet göstermeyen binlerce uzman geçinen insanlar var. Çağa ve gündeme ayak uydurma çabasına girip, itibar görmeye çalışanlara prim vermeyin.

Bu haftaki köşe yazıma şu cümlelerle son vermek istiyorum; "Adalet, yalnızca mahkeme salonlarında değil; günlük hayatımızdaki yargılarımızda da başlar. Bir insan hakkında hüküm vermeden önce onu dinlemek, araştırmak ve anlamaya çalışmak hem vicdanın hem de toplumsal huzurun gereğidir."

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...