Sadece üzülmek yetmez
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki canice olaylardan sonra içimiz paramparça oldu. Üzüldük, hem de çok üzüldük. Öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi, canlarımızı kaybettik; hepimizi hüzne boğan bu olayın ardından gözyaşları ve dualarımız var. Ancak hepimizin üzerine düşen sorumluluklar da var.
Son dönemlerde duyarsızlaştığımız, önemsizleştirdiğimiz olayların bedeli bunlar. Dijital dünyanın vahşileşen yapısı, saldırganlığı meşrulaştırma çabaları ve insani-vicdani değerleri yok etmeye dönük tüm eylemlere karşı topyekûn, daha derin bir bakış açısıyla tepki göstermeli ve bunları analiz etmeliyiz.
Sosyal medya bağımlılığına esir olduğumuz bu dönemde, duygu durumumuzun ve psikolojik eşiklerimizin hangi evrende ilerlediğini maalesef böyle acı faturalarla daha iyi anlıyoruz. Bir anda televizyon ekranlarında mafya vari dizilerde insanların öldürüldüğü, silahların havada uçuştuğu ve reyting uğruna popülerleştirilen bir ortamda; televizyon yayınlarına, sosyal medyadaki tüm paylaşımlara karşı bize ait sosyal normları ve manevi değerleri korumak adına olayları sadece belli sorumluluk mercilerine bırakmadan hep birlikte vicdanın sesi olmalıyız.
Yıllardır söylediğim gibi; böylesine manevi değerleri, anlayışı ve hoşgörüyü barındıran bu coğrafyanın çocukları hangi ara bu kadar şiddete meyilli oldu, bu kadar birbirinden nefret eder hale geldi?
Evet, bu sadece bizim ülkemize ait bir durum değil; dünya maalesef bu sürece sürükleniyor. Ancak biz, kendi ülkemizde, kendi insanımızda ve kendi değerlerimizde öz kimliğimize daha fazla sahip çıkmalıyız. Olayları sadece belli yetki makamlarına atfederek sorumluluğu onlara yüklemek yerine, hep birlikte aynı hassasiyetle hareket etmeliyiz.
Üzüldük, hem de çok üzüldük. Ama sadece üzüntü değil, bundan çok daha fazlasını sergilemeliyiz. Bundan sonra oluşabilecek acı ve üzücü olaylara karşı daha dikkatli olmalı, gerekli tedbirleri almalıyız. Gençlerin ve çocukların duygu durumunu daha iyi anlamaya çalışarak, onlara kendi değerlerimizi doğru şekilde aktarmalıyız.
Hiçbir vahşi eylemde canlarımızı kaybetmemek adına, hiçbir yüreği ve bedeni sosyal medyanın esiri yapmamalı; televizyon reytingleri uğruna mafyavari dizilerin gölgesine bırakmamalıyız.
Bir kez daha milletimizin başı sağ olsun. Eğitim camiamıza başsağlığı dileklerimi ve dualarımı iletiyorum. Öğrencilerimize ve ailelerine de sabır diliyorum. Biz acılı günlerde her zaman beraberiz; ancak öncesinde de söylenmesi gereken sözleri söylemeli, yarınlara daha güzel bir iz bırakabilmek adına gayret etmeliyiz.