Batı’nın Çöküşü ve Dijital Yetim Gençlere Tavsiyeler!

YAYINLAMA:

Şimdi duvara tosladık değil mi? Avrupa’da, Amerika’da, Batı’da yaşamak isteyen gençlerimiz duvara tosladı. Siyonizmin, ateistlerin peygamberi diye kitapları milyonlarca satılan Richard Dowkins, orada gedikli. Noam Chomsky, küresel ulus devletleri eleştiren adam; bakıyoruz orada. Stephen Hawking, bilim kitapları dünyada milyonlarca satan, dini kitaplar kadar kitabı sattırılan adam orada. Daha kafası bile zor yerinde duruyor ama o adada. Hepsi Epstein Adası'ndan çıkıyor. E ne oldu?

Batı Medeniyetinin Durumu

Gandhi’ye soruyorlar 'Batı medeniyeti hakkında ne düşünüyorsun?' diye, o da 'Keşke olsaydı' diyor. Tamam, Batı medeniyeti çöküyor. Ben Avrupa’da gezmediğim yer kalmadı, karış karış gezdim. Hatta gittiğim zaman köylere giderim; zaten şehrin merkezinde Avrupalı bulamazsın artık, hep göçmen. köylere giderim; Avrupa artık bitmiş. Ben Avrupa’ya kızardım daha önce, şimdi üzülüyorum. 'Keşke bitmeseler' diyorum, 'Keşke o insanlara da yardım edebilsek' diyorum.

Batı medeniyeti çökerken biz de muhalefette çöküyoruz! Biz yaşayabiliyor muyuz İslam’ı? Biz Türk-İslam medeniyetini yaşayabiliyor muyuz? 'Aaa ne güzel Batı çöküyor; evet çöküyor, sen ne yapıyorsun? Sen daha hızlı çöküyorsun. Sen de muhalefette çöküyorsun, durduğun yerde çöküyorsun. Ne yaşıyorsun sen? Batı’nın terk ettiği şeylere ulaşmaya çalışıyorsun.

Okul Baskınları ve Sorumluluk

Amerika’da bir yılda 336 tane okul basılıyor. 2026 yılında basılan okul sayısı 47. Yüzlerce çocuğumuz katlediliyor. O çocuklardan ben de sorumluyum bir Müslüman olarak. Dünyanın her yerindeki haksızlıktan sorumluyum ben; sadece Edirne’den Kars’a değil. O zaman bambaşka bir dünya çıkıyor ortaya.

İşte bizim medeniyet bilincinde olan gençlere ihtiyacımız var. Gençlerimizi o kadar çok oyalayan şey var ki, bir meşguliyet işgali yaşıyoruz. Ben 'Z kuşağı' demiyorum, 'Elif kuşağı' diyorum. Z kuşağı yani zero (sıfır) kuşağı sıfırlanıyor medeniyet değerlerimizde sıfırlanıyor.

 

'Dijital Yetim' kavramını ortaya atan ve bugün Türkiye'de herkesin kullandığı o terimi ilk Dijitalizm kitabında yazan benim. O çocuklar, 'dijital yetim' olarak internete bırakıldı. Annesinin, babasının uğramadığı, yan oda yan bir ülke gibi oldu.

Çok büyük bir travmanın içerisindeyiz gerçekten öyle ve gençler adınıza ben üzülüyorum. Gençlere çocuklara daha iyi bir Türkiye, daha iyi bir dünya bırakamadığımız için üzülüyorum.

'Ya biz ne güzel yaşayalım gidelim, Netflix’te çok güzel diziler var izleyelim, güzel filmler yapılıyor... Zaten devlette şu anda bir sürü teşvik var, yurtlarda yemekler gani...' Ben KYK Edirne Kapı Yurdu’nda kaldım tramvaya binerdim, okulum Beyazıt’taydı. Ben çeyrek ekmek, çeyrek çorba yerdim. Bizim öyle yemeğimizi falan kimse ödemezdi. Paramız da yoktu, bursumuz da yoktu. Bak; çeyrek ekmek, çeyrek çorba... Hiç sıkıntı yok, doyardım, aç yatmadım. Ama sıkıntım şuydu: O tabldotla gidip arkadaşlarımın yanına utanıp oturamazdım. Konuşmayı seven birisi olduğum halde oturamazdım; 'Ya bak Sait tabak alamamış' derler diye arkada bir yerde ufacık yer yer odama çıkardım. Biz o günlerden geldik. Ama bugün 'Yapacak tabii devlet, annem babam yapacak tabii, işleri ne? Beni doğurmasalarmış, devlet bize hizmet edecek tabi...' Böyle saçma sapan, ipe sapa gelmez ve kendisine verilen imkanları maalesef değerlendirilmediği bir durumdayız.

Ama şimdi bakıyoruz gençlerimiz kendi kendini mahvetmiş. Depresyona girmek için bahane arayan bir gençlik var! 'Şöyle bir şey olsa da, hava bir kararsa da depresyona girsem; rüzgar bir ters esse de depresyona girsem; eski sevgilim bir tweet atsa da depresyona girsem...' Saçma sapan gerekçeler; hiçbir şeyden haz almayan, hayattan zevk almayan...Biz üniversitede okurken arkadaşlarımızın ahiretini kurtarmak isterdik; 'Oğlum bak ahiret var, dikkat et kendine' derdik. Şimdi dünyasını kurtarmaya çalışıyoruz: 'Lütfen intihar etme, lütfen biraz daha yaşa.' Bu nasıl bir saçmalık ya? Bir insanı hayatta, intihar etmemeye ikna etmeye çalışmak, ondan sonra ne bileyim, Hani bir gerekçe olsa, elle tutulur bir şey olsa valla yardım edeceğiz! Ama yok. Batı'ya gitmek istiyor, 'Avrupa Avrupa'... Türkiye'de doktor olmuş, İngiltere'de gidiyor ev temizliği yapıyor.

Ablacığım, sen niye İngiltere'de gidip de elin gavurunun evini temizliyorsun, gözünü sevdiğim? Yani sen orada ne yiyebilirsin, ne içebilirsin? Mümkünatı yok ya. Sonra pişman oluyor, geri gelemiyor.

Ama şu anda mesela gençlerimiz; 'Ya ben niye okuyayım, ben niye üniversiteye gideyim, ben zaten kolay yoldan zengin olacağım...' iki film izliyor, iki youtube videosu hemen zengin olacak sanıyor, ömür gidiyor.

İstikamet yok inançlarda bir arayış... Ya Avrupa'da ateist kalmadı. Ateist varsa paçoz Türkiye'de. Çünkü hala araştırmadığı için. Darvinistler bile kızıyor ateistlere; 'Ya bizi karıştırmayın kardeşim, siz farklısınız, biz farklıyız' diyor. Şu anda ateistler bile kendisine 'agnostik' diyor çünkü artık akılla baş edemiyorlar, konuşamıyorlar, bari agnostik olalım, 'bilinmez' yani... Topu taca atıyorlar.

Ama bizim Türkiye'de 'muşlu' ateist var. Muşlu ateist mi olur? Giresunlu ateist mi olur? Rizeli ateist mi olur? Niye? Kızlara hoş görünmek için. Ateist deyince kızların çok ilgisini çekiyor. Böyle saçma sapan... Otursa iki kelime konuşamaz, hayatında kitap okumamış, bir tane YouTube videosu izlemiş 10 dakikalık, o videodan gelmiş Einstein gibi oturup karşına geçiyor. Einstein deyince de hep Einstein'ın bir tane fotoğrafını görüyoruz değil mi? Dil çıkarp gülen surat! Çünkü atom bombasını yaparsan böyle fotoğrafını koyarlar atom bombasını unutturmak için. Senin yaptırdığın atom bombasıyla, on binlerce insan öldü. Ondan sonra 'çok zeki adam Einstein'. Baş yahudi...

Oyunlar, oyunlar, oyunlar... Ama bu genç yaşlarda bunları öğrenin ne olur. Ya ben şurada yurtta kalırken hakikaten paramız yoktu ama elimize geçen bütün paramızı kitaplara verirdik. Bütün paramızı! Çatır çatır okurduk.

Okuyun biz ilk emri “Oku” olan bir dinin takipçileriyiz.

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...