Mehmet Fetihler Sultanı dizisi aslında neyi başardı?
Dijital çağda bir milletin hafızasını ayakta tutmak, en az İstanbul surlarını dövmek kadar zor.
Ekran dediğin şey, ya seni esir alır ya da seni sultan yapar. İşte “Mehmed Fetihler Sultanı”
tam bu çizgide durdu.
Peki bu dizi neyi başardı?
1. Ezberi bozdu, gerçeği kurdu.
Yıllarca Fatih’i oryantalist kafayla “hırslı, acımasız bir hükümdar” diye anlattılar. Batı’nın
belgeseli de, Hollywood’un filmi de aynı nakaratı söyledi. Ama senarist dostum Ozan
Bodur’un kalemi, Değerli Eyüp Gökhan Özekin’in yapımcılığı ve Miray Yapım’ın vizyonu
devreye girince tablo değişti. Bu dizi, fethi ilk kez içeriden anlattı. Saray entrikası değil,
harem değil, devlet aklı yazıldı. Fetih, sadece top dökmek değil, uykusuz gecelerin
stratejisiydi.
2. “Bizden olmaz” algısını yıktı.
Miray Yapım şunu ispat etti: Mesele bütçe değil, niyettir. Ulubatlı Hasan’ın sura çıktığı
sahnede CGI’ya boğulmadık, yüreğimiz titredi. Kostüm, dil, mekan… Her karede “özene”
şahit olduk. Artık “Türkler de yapabiliyor” demiyoruz. “Türkler işte böyle yapıyor” diyoruz.
Kaliteden ödün vermeden değerlerimizi koruyarak yapılan bir işe şahit olduk.
3. Fatih’i gökten yere indirdi ama küçültmedi.
21 yaşında çağ açıp çağ kapatan bir dehayı robot gibi değil, terleyen, ağlayan, hesap yapan bir
lider olarak izledik. Ozan Bodur’un senaryosu şunu haykırdı: Sultan olmak, tahta çıkmak
değil, yükü omuzlamaktır. Bu yüzden gençler Fatih’i artık tarih kitabındaki silik bir resim
değil, örnek alacağı bir karakter olarak görüyor. Fatih karakterini canlandıran Serkan Çayoğlu
ise adeta bu rol için yaratılmış oynamıyor yaşıyor dedirtiyor.
4. Kültür ihracatı yaptı.
İddia ediyorum: Fatih Sultan Mehmed Han adına bugüne dek yapılmış en iyi sanat işi budur.
Fetih 1453 gişeydi, belgeseller akademiydi. Birçok dizi denemesi tutmadı, Ama bu dizi hem
popüler oldu hem derin mesajlar verdi. 3. sezon bitiyor. Sosyal medyada Endonezya’dan
Bosna’ya, Pakistan’dan Cezayir’e kadar “Ottoman” etiketiyle sahneler paylaşılıyor. Bizim
çocuklarımız da artık Game of Thrones repliği değil, “Mehmed” tiradı ezberliyor. Bu, dijital
bir fetihtir.
Eyüp Gökhan Özekin neyi farklı yaptı?
Reyting uğruna hikayeyi sulandırmadı. Miray Yapım bu işe “dizi” değil, “milli hafıza projesi”
gözüyle baktı. Her detaya Fatih’in vakfiyesi gibi sahip çıktı.
Ozan Bodur’un kalemi neden tuttu?
Çünkü Fatih’i 15 saniyelik story’ye hapsetmedi. Akşemseddin ile halvete giren, Molla Hüsrev
ile sabaha kadar tartışan bir Fatih yazdı. Maneviyatı ajite etmeden, aklı dışlamadan… Dikkat
süresinin 3 saniyeye düştüğü çağda, 2 saat boyunca genci yaşlısı ekrana kilitledi, düşmanı
ezik kötü göstermek yerine kaliteli düşmanı yenenin daha kaliteli olduğunu da ispat etti.
4. sezon merakla bekleniyor. Çünkü bu millet kendi hikayesini özlemişti. Mehmed
Fetihler Sultanı, diziden öte bir şey yaptı: Dijitalizm çağında hepimize şunu hatırlattı: Sen, 21
yaşında dünyayı titreten bir neslin torunusun.
Netflix kafası çağın Bizans’ıysa, bu dizi Ulubatlı’nın sancağıdır. Reels kaydıran nesle, sur
döven Fatih’i izlettirmeyi başardılar.
İşte Miray Yapım’ın başardığı budur: Oyunun kurallarını değiştirmek. Tabi burada TRT’nin
hakkını asla unutmayız, TRT projenin arkasında sapasağlam durdu, destekledi ve önünü
açabildiği kadar açtı, özetle Fatih’in fikirsel mirasını taşıyan torunları kurum ve kişiler olarak
bir araya geldi ve bu muhteşem iş ortaya çıktı, ne kadar övünsek az.
İzleyiciler olarak bize düşen görev ise bu diziyi tüm sosyal platformlarda desteklemek,
arkasında durmak ve sahip çıkmak, unutmayalım böyle güzel işleri çok bekledik, kıymetini
bilelim.