Irak ziyareti 1 (Bağdat ve Erbil)

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Yoğun, yorucu, kapsamlı, detaylı, verimli görüşmelerle dolu, çayların-kahvelerin-sohbetlerin eksik olmadığı ve bazen de “keyfi pasaport uygulamalarıyla” canımızdan bezdiğimiz bir Irak ziyareti daha geride kaldı. Keyfi diyorum çünkü tüm evraklarınız hazır olsa da uygulama noktalarında bulunan görevlilerin ruh halinin insafına kalıyorsunuz. Bilhassa Musul’a giriş ve çıkışlar çok sıkıntılı ve adeta “camdan fanuslara” hapsedildik.

IRAK’TA YENİ KARTLAR DAĞITILMIŞ GİBİ


Irak’tan aldığım enerjinin net özeti şu: Irak’ta yeni kartlar dağıtılmış ve herkes elini güçlendirmeye çalışıyor!
Görüştüğüm Kürt, Arap, Türkmen kesimlerinin gözlerinin içinden adeta film şeridi geçiyordu. Her kesim dağıtılan yeni kartları nasıl kazanca dönüştüreceklerinin planını yapıyor ve yeni stratejilerini hazırlıyor gibi. Bilhassa Kürtlerde enteresan bir şekilde derin düşünceler gördüm. KDP yaşadıkları sorunların hesap özetini alıyor ve kazanç-kayıp istişareleri yapıyor.
KYB de, Bafel Talabani’nin son süreçte sergilediği diyalog siyasetinin meyvelerini toplamak ve devamının gelmesi için yoğun görüşmeler yapıyor.
Bafel Talabani yakın tarihte Türkiye ziyaretini planlıyor daha ne olsun…
Araplar ise her zamanki gibi; içeride Şii-Sünni olarak ayrışsalar da söz konusu güç ve kazanım olduğu zaman anında “Arap Çatısı” altında buluşup birlikte hareket ediyor.

ŞÜKÜRLER OLSUN Kİ TÜRKİYE


Özetle Erbil, Bağdat, Kerkük, Musul, Duhok, Zaho notlarım ve muazzam bir “şükürler olsun ülkeme kavuştum” coşkum eşliğinde döndüm Türkiye’ye. Nereye gidersem gideyim, bilhassa da Ortadoğu’ya her gidişimde Türkiye hasreti burnumun ucunda tütüyor. Koşa kaça bir an evvel işlerimi bitirip dönmek istiyorum Türkiye’ye. Fakat bu kez biraz daha fazla tüttü burnumda “vatan aşkım”.
Çünkü Irak’ta nereye gitsem ve kiminle konuşsam herkesin dilinde “Yükselen Güçlü Türkiye” cümlelerini dinledim. Arap, Kürt, Türkmen, Hristiyan, Ermeni herkes “Türkiye çok iyi gidiyor” dedi.
Ben de Türkiye’nin dünyaya etkisini ve her geçen gün artan gücünü biliyorum fakat bunu dışarıdakilerden işitmek fazlasıyla gurur verici oldu.
Irak’ta Türkiye’ye dair önemli bir yansıma daha vardı. Nereye gitsem herkes “Terörsüz Türkiye” sürecini sordu. Şu net; Iraklılar ve Irak’ta bulunan yabancılar Terörsüz Türkiye’yi çok ama çok merak ediyor. Ve şunu itiraf ediyorlar; “biz bu başarıyı beklemiyorduk”.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Nuh’un Gemisi” misali ilan ve inşa ettiği Terörsüz Türkiye’nin; ne demek olduğunu, hedeflerini, Türkiye ile birlikte bölgeye ve dünyaya yansımalarını, bölgenin huzuru için bir zorunluluk olduğunu, Türkiye’nin bölge için vazgeçilmez bir asli unsura dönüştüğünü dilim yettiğince bıkmadan usanmadan anlattım Irak’ta.
Terörsüz Türkiye mucizesini Irak’ta da hisseden Iraklıların keyfi gayet yerindeydi. Zira ABD, İran, PKK, DEAŞ arasında adeta preslenen Iraklılar için can suyu ve gelecek umudu oldu Terörsüz Türkiye.

BAĞDAT


Bağdat programım oldukça kapsamlıydı. Ziyaret ettiğim yetkililer ile değerli görüşmeler yaptım. Erbil, Musul, Duhok, Zaho’da aynı yoğunluktaydı. Irak’a dair başlıklarım ve notlarım fazlasıyla olduğu için elbette ki tek bir yazıya sığdırmayacağım. Irak notlarımı önümüzdeki günlerde sırasıyla sizlerle paylaşacağım.

Bugün üst başlıkları özetle konuşalım istiyorum. Mesela; Bağdat Hükümeti kuruldu ve parlamentodan ilk onayını aldı. İlk onay diyorum çünkü ismi sunulmayan birkaç bakan ismi daha var. ABD’nin “listede İran’ın milis güçleri olmayacak” diyerek işi sıkı tuttuğu hükümet pazarlıkları ABD’nin isteğine uygun şekilde tamamlandı ve kabul edildi. Fakat İran ve İran’ın “milis güçleri” olarak nitelendirilen Haşdi Şabi bu hükümeti sabote etmeye kalkar mı diye de düşünmek gerekiyor. Zira ABD’nin “milis güç” olarak nitelendirdiği Haşdi Şabi’ye yönelik büyük bir planı olduğunu hissettim Bağdat yansımalarından.
Haşdi Şabi de hiç olmadığı kadar çok tedirgin ve sessiz. Fakat bu sessizlik durumu “ABD bıçağı” kemiğe dayanınca da devam edecek mi diye sormak gerekiyor.

VALİ MUHAMMED SEMAN AĞA’YA HAYIRLI OLSUN ZİYARETİ


Kerkük Valisi olarak görevlendirilen Muhammed Seman Ağa’yı ziyaret ederek hayırlı uğurlu olsun dileklerimi ilettim. Ayrıca Vali Seman Ağa ile uzun uzun konuştuk Kerkük’ü ve Kerkük’te yapacağı çalışmaları. Vali Ağa’nın Kerkük projeleri hayata dokunan gerçeklikte ve faydada. Göreve geldiği günden bu yana “ben tüm Kerküklerin valisiyim” diyen Vali Muhammed Seman Ağa’nın açtığı “Kerkük Yolu” yeni dünya düzenindeki yerini almış görünüyor. Vali olmak için artık yüz yıl beklemeyecek Türkmenler. Eşit temsiliyet konusunda hassasiyetini gösteren Vali Muhammed Seman Ağa’ya yeniden hayırlı olsun dileklerimi iletiyorum.

İsimleri açıklanmayan ve bir süre sonra açıklanacak bakanlıklar listesi var demiştim yazımın başında.
Bu listede büyük ihtimalle ITC’den bir Türkmen bakan da olacak. Türkmen Kerkük Valisi Muhammed Seman Ağa’dan sonra bir Türkmen bakanın kabinede olması pozitif bir enerji katacaktır Türkmen siyasetine. Türkmenler demişken bu yönde bir notumu paylaşmak istiyorum. Türkmen siyasetçiler sadece bakanlıklara odaklanıyor ve diğer üst düzey yöneticilik kadroları gözden kaçırılıyor. Oysa ki bakan yardımcılığı, müdürlük, başkanlık, rektörlük, diplomat kadroları da çok önemli ve son verilere göre bu makamlarda üç beş kişi dışında Türkmen yok. Her Türkmen’in bakan olma hedefi olmayabilir fakat her Türkmen’in müdür, başkan, rektör, diplomat hedefi mutlaka olur.

BAĞDAT ERBİL’İ GERİDE BIRAKIYOR


Bağdat her geçen gün daha da gelişiyor ve güzelleşiyor. Birkaç yıl öncesine kadar çöp kokuları ve yollardan akan atık su kokuları eşliğinde gerçekten çok kötü ve kirli görünen Bağdat, şimdi cazibesiyle büyülüyor insanı. Bu gelişime bağlı olarak konut ve diğer yatırım fiyatları da artmış.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ise bir kaç yıl öncesine kadar Ortadoğu’nun cenneti olarak görülmesine rağmen şimdi Bağdat’ın gölgesinde kalmış gibi. Kürtlerin yaşadığı iç çekişmeler, iki yıldır hükümetin kurulamaması, Erbil Yönetiminin Bağdat ile restleşmesi ve daha nicesi Irak Kürt Bölgesel Yönetimini oldukça yıpratıyor. Bu yıpratıcı iklim de bölgenin gelişimini engellemekle birlikte daha da geriye götürüyor. Çünkü Irak ve Erbil henüz tam anlamıyla kurumsal devlet sistemini icra edemediği için tüm politikalar “günü birlik” perspektifle inşa ediliyor.
Bu durum Kürt Yönetimi açısından çok da uzun soluklu olmayacaktır çünkü Kürtler artık dünya standartlarında “istikrar” istiyor.

Ayrıca KDP’nin en büyük hatası da şu: Bağdat’ı hep yok saydı ve iletişime ihtiyaç duymadı. Oysa ki KDP Bağdat Temsilcisi olarak iletişim ve diyalog yeteneği güçlü bir isim atansaydı belki de Bağdat-Erbil ilişkileri çok daha iyi olurdu.
Aklımda KDP Bağdat Temsilcisi olabilecek başarılı bir isim var ama şimdilik bende kalsın.

 

 


 


 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...