Dijital saçmalama
Günümüzün büyük bir kısmı dijital mecralarda geçiyor. Sosyal medya hayatımızı adeta esir almış durumda. Bilgi akışını, hayatımıza dair bütün argümanları bu alanda paylaşıyor, öğreniyor ya da yansıtıyoruz. Buraya kadar her şey normal görünüyor. Ancak son dönemlerde dijital medya çağının içerisinde başka bir saçmalık daha var: Her gün üretilen yeni bir etkileşim çılgınlığı ve “akımlar” süreci…
Neyi, niçin yaptığımızı bilmeden dahil olduğumuz bu uygulamalar… Farkında mısınız, yaptıklarımızın nereye ulaştığını? Toplumumuzda bıraktığı derin yaraları, izleri ya da bizi nasıl dizayn ettiğini gerçekten anlayabiliyor muyuz?
Sadece etkileşim almak için bu akımların içinde yer almak zorunda mıyız? Dijital dünyanın kuralları ne diyorsa ona itaat eden insanoğlu, bu varlık savaşında bir kez daha boyun eğiyor. Oysa sorgulamadan dahil olduğumuz her akım, bizi kendi öz kimliğimizden biraz daha uzaklaştırıyor.
Artık limana geri dönmesi zor olan insanlar hâline geldik. Bu dijital okyanusta boğulmak üzereyiz; üstelik yüzme bildiğimizi iddia ederek…
Bu akımların bu kadar esiri olmamak lazım. Çünkü kendimize ait çok daha ciddi sorunlarımız var. Ben buna toplumun ve insanlığın “hipnoz süreci” diyorum. Uyutuluyoruz ve uyutulmaya devam ediyoruz. Bize anlık haz veren bu süreçler, aslında bizi çok daha büyük bir buhranın içine sürüklüyor.
Ekranınıza düşen bir akımı gördüğünüzde biraz daha düşünün. Her trendin içinde bulunmak zorunda değilsiniz. Sadece etkileşim almak uğruna hiçbir paylaşımın esiri olmayın.