Büyük Fenerbahçe, büyük gibi yönetilmeli

YAYINLAMA:

Sezonun son maçında ortada bir hedef kalmamıştı. Şampiyonluk gitmiş, umutlar tükenmişti. Buna rağmen binlerce taraftar çoluğuyla çocuğuyla tribündeki yerini aldı. Çünkü bu taraftar başarıdan önce aidiyeti seçen bir taraftar. Ancak sahada gördüğü şey, yine hayal kırıklığından başka bir şey olmadı.

 

Stresin olmadığı bir maçta bile Fenerbahçe, küme düşme hattındaki rakibine karşı rahat bir galibiyet ortaya koyamadı. Kadroda birçok as oyuncu eksikti, doğru. Ama Fenerbahçe’nin yedek kulübesindeki oyuncuların bile böyle bir takımı yenebilecek seviyede olması gerekir. Çünkü burası sıradan bir kulüp değil, Fenerbahçe.

 

Taraftarın son maçta tek isteği vardı: Mutlu olmak. İddiasız geçen bir sezonun sonunda en azından mücadele ve karakter görmek istediler. Fakat sahadaki görüntü yine beklentilerin uzağındaydı.

 

Takımdaki yerli oyuncuların kalitesi ise ciddi soru işareti oluşturuyor. İsmail Yüksek, Kerem Türkoğlu ve kaleciler dışında takımın yükünü kaldırabilecek oyuncu malesef yok. Bazı isimlerin gelecek sezon başka kulüplere kiralanması bile gündeme gelebilir. Yabancı oyuncuların da bir kısmı ancak iyi bir rotasyon oyuncusu seviyesinde. Fenerbahçe seviyesinde fark yaratan oyuncu sayısı yeterli değil.

 

Başkan adaylarından Aziz Yıldırım şu anda seçim yarışında önde gösteriliyor. Yönetim tecrübesi elbette büyük avantaj. Ancak son dönemde yaptığı bazı açıklamalar dikkat çekiyor. “Asensio hariç hiçbiri Fenerbahçe formasını hak etmiyor” tarzındaki söylemler sağlıklı değil. Bu takımda taraftarın sevdiği, karakter koyan oyuncular da var. Oyuncuları kamuoyu önünde değersizleştirmek kulübe fayda değil zarar getirir.

 

Çünkü bugün “çöp” denilen oyuncuların çoğuna Avrupa’dan ciddi teklifler geliyor. Siz oyuncuyu değersizleştirirseniz, yarın elinizden çıkarmak istediğinizde zarar edersiniz. Büyük kulüpler oyuncusunu korur, değerini düşürmez.

 

Aslında bu sezon kaçan şampiyonluk büyük ölçüde devre arasındaki plansızlığın sonucu oldu. İki kaliteli forvet ve bir yedek stoper transferi yapılsa belki bugün bambaşka şeyler konuşuluyordu. Rakiplerin sürekli puan kaybettiği bir sezonda Fenerbahçe’nin önüne tarihi bir fırsat bir kaç kez gelmişti.

 

Üstelik hazır kurulmuş bir kadro vardı. Teknik direktör hazırdı. Yönetimin sadece eksik bölgelere doğru hamle yapması gerekiyordu. Ancak bunu bile başaramadılar. Taraftarın gözünde bu yüzden “beceriksiz yönetim” algısı oluştu.

 

Hatta yapılan Kante transferinde bile siyasi destek olmasa işin gerçekleşmeyeceği konuşuldu. Devre arası transfer dönemi tam anlamıyla acemice yönetildi.

 

Bugün gelinen noktada kongre üyelerinin çok dikkatli karar vermesi gerekiyor. Seçilecek yönetim önce teknik direktör konusunu netleştirmeli, ardından eksik bölgelere hızlı şekilde transfer yapmalı. Bu hamleler Şampiyonlar Ligi ön eleme maçlarından sonraya bırakılmamalı.

 

Fenerbahçe yıllardır aynı hatayı yapıyor. Büyük transferler hep ön elemelerden sonra geliyor. Taraftar tepkisini azaltmak için yapılan bu planlama kulübe yıllardır zarar veriyor. Oysa kaliteli transferleri ön eleme öncesinde yapmak hem takıma özgüven kazandırır hem de Şampiyonlar Ligi biletiyle birlikte şampiyonluk psikolojisini güçlendirir.

 

Her sezon ön elemede yaşanan hayal kırıklıkları sonrası UEFA Avrupa Ligi’ne kalmak artık sıradan hale geldi. Bu da camianın umutlarını her geçen yıl biraz daha tüketiyor.

 

Eğer 2026-2027 sezonunda da şampiyonluk gelmezse artık Süper Lig’in dengesi tamamen değişebilir. Lig tek takımın domine ettiği bir yapıya dönüşebilir.

 

Bu yüzden atılacak her adım çok kritik. Çünkü büyük Fenerbahçe’yi gerçekten büyük gibi yönetmek gerekiyor.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...