Değişimi yakalamak

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Değişimi yakalamak, modern dünyanın en kaçınılmaz ve en büyük meydan okumalarından bir tanesi. Tekdüze devam eden hayat içerisinde sen aynı akışına devam ederken, dünyanın tamamında büyük bir yenilenme var. Bu yenilenmeye ayak uydurabilenler, bu bakış açısında olanlar hayatta daha başarılı olabiliyor. Yerini sayıklayanlarsa maalesef o sistem içerisinde tükeniyor.

 

Bu yarışta koşturmaya ne kadar ayak uydurabiliyoruz? Bu zihinsel bakış açımıza açılımı ne kadar sergileyebiliyoruz?

 

Tam olarak anlık motivasyonumuz çok yüksek ancak süreklilik ve devamlılık sağlayabilme noktasında aynı başarımız çok da etkili görünmüyor.

 

Öncelikle zihinde başlıyor bütün hikâye. Direnmek yerine biraz daha esneyebilmek, “Her zaman her şeyin en iyisini biliyorum.” anlayışından, “Hayır, artık bu anlamda hayatın değişen noktaları var. Ben de bu fikir hareketine, yaşam akışına entegre olabilmeliyim, uyumlanmalıyım.” diyebilmek.

 

İnsanın en büyük zihinsel yanılgısı, her zaman her şeyin en iyisini bildiğini iddia etmesi.

 

Değişim tabii ki sadece zihinde olmuyor. İyi bir gözlemlemeci olmak, sokağı, insanları, hayatı iyi okuyabilmek. Sosyal okuması iyi olan ve bunu içselleştiren birey, değişime ve yenilenmeye daha etkin ayak uydurabiliyor.

 

Bir başka hissiyat da öğrenmeyi öğrenebilmek. Çünkü insan unutan bir varlık. Bilgiyi yenilemesi gerekiyor ve öğrenmeye her zaman açık olması. Hayat aslında biraz da cehaletimizin keşif yolculuğu. Ne kadar cahil olduğunu bilmek, yenilenmenin bir o kadar önünü açıyor.

 

Değişimi yakalamak, nefes nefese bir şeylerin ardından koşmak değil; pervasızca soluklanmak ama bir o kadar net okumalar yapabilmek.

 

Hepimiz dijitalleşen dünyada yenilikleri iyi gözlemlemeli ve daha fazla ayak uydurabilmeliyiz. Yeniliğe ve değişime direnenler, kaybetmeye mahkûm olacak.

 

Kazanan tarafta mıyız, kaybeden mi? Karar bizim mi, yoksa biz de bu yeniliğe açık olmalı mıyız?

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...