Bir seçimin şifreleri
Galatasaray’da 23 Mayıs’ta tek adaylı olarak yapılan seçimlere katılan 2079 kişinin 1780’i Dursun Özbek’i seçti ve 4. Özbek dönemi başladı. Sandığa atılan, tüm oyların yüzde 15’i kadar olan geçersiz oyların büyük çoğunluğu boş beyaz oylardı. Sadece 7 adet geçerli beyaz oy çıktı ki; bu da 7 kişi dışında Özbek’in listesine somut olarak itiraz eden ve listedeki yönetici adaylarından kişiler bazında memnuniyetsiz olan yoktu anlamına gelir. Sandıklardan çıkan bir miktar da geçersiz kırmızı oy vardı ki bunların içinde sadece Başkan’ın adının yer aldığı pusulalar çoğunluktaydı. Buradan da anlaşılacağı üzere Galatasaray camiası Dursun Özbek’in bir dönem daha başkan olmasını zaten karşısına aday çıkarmayarak onaylasa da bir Galatasaray geleneği olarak uyarı mahiyetinde başkanın dikkatini çekmek için birtakım işaretler vermek yolunu seçmiş görünüyor. Açıkçası ben tek adaylı bir seçime 2079 kişinin katılımının dahi başlı başına Özbek’e büyük güven oyu olduğunu düşünüyorum. Beyaz oyları bir plan/amaç doğrultusunda yapma tecrübesi büyük oranda liseli üyelerde vardır. Bu seçimde liselilerde böyle bir yaklaşım olmadığı var sayıldığında, bu boş beyaz oylar bir anlamda bireysel, spontane ve Demokles’in kılıcını hatırlatma amaçlıydı sanırım.. Bu mesajları kesin sonuçlar açıklandığında daha detaylı analiz ederiz.
CAN UZUN’U 100 BİN EUROYA ALMADIK
Bu arada geçersiz beyaz oylar içinde isim olarak Erden Timur adını yazarak oy kullananlar da oldu. Bu arkadaşlar sanırım Galatasaray’ın bir kurumsal kimliği olduğunu ve o/veya bu nedenle adli bir konuda görüş ve tavır koymasının mümkün ve uygun olmadığını anlamamış görünüyorlar. Erden Timur’u ben de severim ama Galatasaray’da beğendiğim icraatları kadar hatalı/eksik işleri olduğunu da bilirim. Yeri gelmişken söyleyeyim. Bugün Galatasaray Can Uzun’u almak istese 25 milyon euro gibi bir rakamdan bahsediliyor. Oysa Erden’in kulübe getirdiği ama hiç yararlanmadığı ‘Marco Pazzioli’, zamanında Can Uzun’u 100 bin euro’ya transfer ettirmek için kendisine çok dil dökmüş ama başaramamıştı. Can’ı transfer edersek 24 milyon 900 bin euro fazla ödeyeceğiz Hani duygusallık, insanlık, vefa okey ama kimseyi de bu kadar Galatasaray’ın önüne geçirmeyelim arkadaşlar.
LİSELİ-ALAYLI AYRIMI OLAMAZ
Bir başka önemli konu da bu seçimde yönetime katılan yeni isimler özelinde bilhassa Eray Yazgan’ın adının geçtiği asılsız söylentiler ile alakalı.. Malum bir süredir birileri ciddi bir dezenformasyon çalışmasıyla suyu bulandırmaya çalışıyorlar. Mevzu ise seçim sonrası Galatasaray’da yapılacak görev dağılımı ile alakalı. Efendim neymiş, Galatasaray’da başkan Galatasaray liseli, 2. başkan liseden olmazsa, 2 başkan yardımcısından birisinin de mutlaka liseli olması gerekirmiş.. Eray’da bu konuda Başkan’a telkinde bulunuyormuş falan.. Arkadaşlar bu mektepli-alaylı konusunu Galatasaray yıllar önce aştı. Galatasaray’da sadece Başkan ayrı olarak seçilir. Kalan 10 asil 5 yedek üye ise Başkan tarafından atanır. Yani Dursun Abi kimi uygun görürse onu istediği göreve atar. Bu konuda tek yetki onda. Böyle bir liseli kriteri aransa zaten Başkan yardımcısı olan Niyazi Yelkencioğlu listeden çıkmaz, daha önce asil üye olan Bora Bahçetepe yedek olarak yazılmazdı. Nitekim seçimin ertesi günü Eray Yazgan beni aradı ve kendisinin böyle bir konuda hiçbir çekincesi, talebi, telkini olmadığını/olamayacağını, şüphesiz Başkan’ın dilediğini istediği göreve atayacak tek yetkili olduğunu, kendisinin de düz üye olarak başkanın vereceği görevleri yapacağını, bu söylentilerin asılsız olduğunu söyledi. Devamla 2 yıl birlikte çalışacağı mesai arkadaşları ile aralarını açmak isteyenlerin varlığından ve böylesi bir ortamın Galatasaray’a zarar vereceğinden bahisle bu konudan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Bu söylentilere inanmasam da bunları bir de Eray’ın ağzından duymak beni memnun etti.
1481’DE -TARİHİN BAŞLADIĞI YERDE
Seçim günü konuştuğum Niyazi Yelkencioğlu’nun ise listede yer almadığı için hiçbir kırgınlığı olmadığını gördüm. Sadece Ali Abi(Dürüst): ‘Başkan önceden söyleseydi daha iyi olurdu’ dedi. Ama sonrasında Dürüst ile Yelkencioğlu Başkan’la kısa bir görüşme yaptılar ve aradaki iletişim kazası konusunu da hallettiler sanırım. Bu seçimde en dikkatimi çeken bir husus ise genç üyelerin seçime ilgi göstermemesiydi. Galatasaray Lisesi bahçesinde gençlerin azlığı ve seçime gelenlerin yaş ortalaması bana sanki okulumda bir pilav gününe gelmişim hissi verdi. Gençler çekişme, mücadele, motivasyon yoksa sandık yerine tatile gitmeyi tercih ettiler anlaşılan.. Canları sağ olsun..
Sonuç olarak Galatasaray’da bir seçim daha sükunetle, güle oynaya, her zaman olduğu gibi Galatasaray’a yakışır bir olgunlukla 545 yıl önce sarı-kırmızılı tarihin başladığı yerde, Galatasaray Lisesi’nde, bir şölen havasında tamamlandı. 18 yaşında bir gencin-Ali Sami Yen’in 121 yıl önce Galatasaray Lisesi’nde arkadaşları ile kurduğu hayalin gerçeğe dönüşmesi ve yeni tarih yazma yolunda görev alacak yeni seçilen yönetime başarılar diliyorum.