‘Galatasaray’ın Kızılelması’

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Kızılelma imgesi, fethedilmesi gereken bir yeri, ulaşılması amaçlanan bir hedefi ifade eder. Türkler, önce Anadolu’nun, sonra İstanbul’un ve nihayetinde Roma/Vatikan’ın fethini amaçlayan bu ülküyü Kızılelma olarak kabul etmiş ve bu yönde motive olarak Viyana kapılarına kadar dayanmışlardır. Galatasaray’ın kızılelması ise kulübün kurucusu Ali Sami Yen’in işaret ettiği üzere ‘Türk olmayan takımları yenmek’ olarak kabul edilir. Bu hedef 1905’de konmuş ve aynı yüzyılın sonunda, 2000 yılında Kopenhag’da UEFA Kupası ile bir anlamda gerçekleşmiştir. Ama kızılelma ülküsünün dinamiği, düşünülen amaca yaklaştıkça uzaklaşan ve bitmeyen bir amaç/hedef olması ile anlatılabilir. Yani Galatasaray’ın yeni kızılelması artık Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğudur.

KIZILELMA ŞAMPİYONLAR LİGİ’DİR

Bu yolda Galatasaray şimdilerde ciddi atılımlar yapmakta, bütçesini ve yapılanmasını bu yönde revize edip kızılelma hedefi amaçlı tarihi yürüyüşüne devam etmektedir. Bugünden yaklaşık 7 asır önce hedefe/kızılelmasına ulaşmak isteyen Osmanlı İmparatorluğu, başlangıçta hepi-topu 28 çadırdan oluşan ve Oğuzların Kayı Boyu ile başlayıp, 623 yıl hüküm süren bu cihan imparatorluğunu kurarken/yaşatırken en büyük desteği/hizmeti fethettiği yerlerdeki halkların çocuklarından devşirdiği ve sisteme entegre ettiği değişik soy ve kültürden insanlardan görmüştür. Osmanlı Devleti’nin tüm büyük vezirleri, başta Sokollu Mehmet Paşa olmak üzere, Türk olmayan hatta Müslüman olmayan ailelerin çocuklarıdır. İşte cihan-şümul olmak için gereken ilk şart kimseyi ötekileştirmeden bir ülkü uğruna hizmet etme şansı vermek ve insanları ırk, din gibi dogmalarla değil liyakat ile değerlendirmekle başlar. Şimdi nereden çıktı bu tarih dersi diyeceksiniz biliyorum, biraz sabır... Aslına bakarsanız, Galatasaray’da aynı Osmanlı İmparatorluğu gibi bir yapının modern zamanlardaki versiyonudur. Kayı boyu-Osmanlı sülalesi yerine Galatasaray Lisesi mezunlarını koyarsanız ne demek istediğimi daha rahat anlarsınız. Galatasaray Spor Kulübü, Galatasaray Lisesi’nde kurulmuş bir okul takımı olarak başladığı yolculuğuna bugün milyonlarca taraftarı olan bir dünya kulübü olma hedefi ile devam etmekte ise bu yolculukta lise mezunları kadar, liseden mezun olmayıp bu yolculuğa katılan, yönetici, başkan olarak mesai harcayan insanların da çok büyük katkıları olmuştur, olmaktadır. Bundan sebep bugünlerde yeniden hortlatılmak istenen ‘lise mezunları yönetici kontenjanı dogması’ tartışmasına bir katkım olsun istedim. Biz bu hikayenin benzerlerini daha önce defalarca yaşadık. Bu sorunu çözdüğümüzü zannederken bazı liseli yönetici arkadaşlar bu konuyu buzdolabından çıkarıp ısıtmaya başladılar.

BU KURALLARI KİM KOYDU?

Söylemleri şu: Başkan Galatasaray Lisesi mezunu, 2. başkan liseden değil, o zaman 2 başkan yardımcılığının biri mutlaka Galatasaray Lisesi mezunu olmalı.. Arkadaşlar bu kuralı kim koydu, nerden çıktı. Amacınız ne? Yeni mezun liseli üyelere şirin gözükmek mi, gelecek yıllara seçim yatırımı mı yoksa burada bırakın yazmayı düşünmek dahi istemediğim kişisel nedenler mi? Bakın, bizler bu yaklaşımın dinamiklerini biliyor ama dile getirmiyorduk. Bu kulüpte, kimin evine yakın olsun diye hangi şubeyi/görevi kimin desteği ile aldığını, kimin kız arkadaşının başkanlık locasından maç izlediğini, kimin birlikte partilediği arkadaşını yönetim listesine sokmak için mücadele ettiğini, kimin Galatasaray’ın bir eski Başkanı’nın rakibi şirkete danışmanlık-avukatlık hizmeti verdiğini, kimin özel işlerinde rakip takım yöneticileri ile ortak iş yaptığını, kimin-kimleri maçlarda hangi şahsi davalarında sempati kazanmak için misafir ettiğini biliyoruz. Tüm bu saydıklarım aslında beni/bizi ilgilendirmez ama bunları ve daha bir dolu eylemi kendi ikbali için yapanların, liseli kardeşlerine şirin gözükmek için tiyatro oynamasına artık tahammül edemeyeceğimiz bir yere geldik. Çünkü görünen o ki; susmamızın sebebi yanlış anlaşılıyor..

LİSEDEKİ ÇEŞMENİN SIRRI NE?

Bu yönetimdeki Galatasaray Lisesi mezunu sayısındaki azalma bir yana, son bütçe genel kurulunda Galatasaray Spor Kulübü’nün doğal yönetim kurulu üyesi olan Lise Müdürümüzün adının dağıtılan kitapçıkta yönetim kurulu listesinde 2. Başkan Metin Öztürk’ün altına yazılmasını hiç hoş karşılamadım. Demem o ki; eğer liseli dogmasını esas alırsak, bizde bunlar gibi söyleyecek çok şeyler buluruz. Konu, ben olayım, illa liseli yönetici olsun da Galatasaray ne olursa olsun mu, ben veya liseli değil de daha yararlı olacak birileri ile Galatasaray başarılı olsun mu? İşte bütün mesele burada… 23 Mayıs’ta, seçim günü, Galatasaray Lisesi bahçesinde, listeye yeni giren liseden mezun olmayan bir yönetici, lise bahçesindeki tarihi çeşmenin replikasının Kemerburgaz tesislerine konması için kulüp görevlileri ile konuşuyordu. Sanırım O’da sırrın Florya’nın suyundan değil, Galatasaray Lisesi’nin tarihinin derinlerinden gelen su’da olduğunu anlamış. Ama ne gam, Liseli olmadığı için başına geleceklerden habersiz...

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...