Pirus zaferi
Pirus zaferi; kazanılan bir savaşın ya da başarının, elde edilenden çok daha büyük bedeller ve yıkıcı kayıplar pahasına elde edildiği durumları tanımlamak için kullanılan mecazi bir kavramdır. Günlük yaşamda, iş hayatında veya siyasette bir hedefe ulaşırken harcanan kaynakların ve verilen tavizlerin elde edilen kazançtan daha ağır olduğu durumları ifade etmek için kullanılır. İşte Galatasaray’da az daha böylesi bir durum yaşanmak üzere iken kurumsal dinamikler ön plana çıktı ve görev dağılımı neticesinde başkan yardımcılığı için kamuoyunda koparılan fırtına ucuz atlatıldı. Peki ne oldu hatırlayalım. 23 Mayıs’ta yapılan seçimlerde Galatasaray yönetimine dört yeni isim dahil oldu. Daha önce Başkan yardımcılığı yapan ve yeni dönemde yönetimde olmayan Niyazi Yelkencioğlu’nun yerine de yeni bir ismin başkan yardımcısı olarak atanması gerekti. İşte tam bu aşamada, Galatasaray’da uzun yıllardır görmeye-duymaya alışık olmadığımız tarihe gömülü bir söylem yeniden hortladı. Atanacak başkan yardımcısının mutlaka Galatasaray Lisesi mezunu olması gerekir diye bir kampanya başladı. Bu söylemi kimlerin ne amaçla çıkardığı belli iken Dursun Özbek kulüpteki havayı tam okuyamadı ve düz mantıkla Galatasaray Lisesi mezunu Sedat Artukoğlu’nu başkan yardımcısı olarak atadı. Bu karar kamuoyundaki yersiz tartışmalara bakarsan aslında Galatasaray’da büyük bir çatlak yaratacak ve yönetimde ilk günden gruplaşmalara yol açacaktı. Bu kaotik durum bazı abilerin telkini, adları geçen kahramanların sağduyusu ile krize dönüşmeden önlendi. Böylece zafer gibi görünüp büyük kayba neden olan Pirus Zaferi efekti de kulüp üzerinden kalkmış oldu.
YENİ BİR CEO ŞART OLDU
Netice olarak Galatasaray’da aklı selim galip geldi ve dış güçlerin beklediği büyük kırılma yaşanmadı. Artık yeni yönetim kurulunun el ele verip önce idari ve belki sportif yönden de yeni bir yapılanma ile birlikte sisteme entegre edilecek güçlü bir profesyonel kadro takviyesi yapması şart gözüküyor. Bu amaçla kulüp idari yapı şemasının elden geçirilip sadeleştirilmesi, kulüp ve Sportif A.Ş. kadrolarının ayrı ayrı ama tek bir bütünsel şemada yeniden tanımlanması gerekiyor. Bu arada gelen ilk bilgiler yeni Genel Sekreter Can Natan’ın kulüp tüzüğünde yer alan profesyonel genel sekreter ile eş güdümlü çalışacağı yönünde. Bu hem kendisi hem de kulüp için en doğru çalışma modeli olur. Diğer bir konu da idari işler-insan kaynakları konusunda görev alan eski genel sekreter Eray Yazgan’ın öncelikle müdür-direktör ikilem ve kalabalığı işini çözeceğini tahmin ediyorum. Söylemeden geçemeyeceğim, tanımadığım ama hakkında devamlı olumsuz şeyler duyduğum CEO’nun da özellikle yeni işe alınacak personel tercihi için sarf ettiği sözleri bence kendisi ile yolları acilen ayırmak için zamanın geldiğini hatta geçtiğini gösteriyor. Öyle ki 21. yüzyıl Türkiye’sinde, Galatasaray gibi modern bir kurumda, iş başvurusu yapan-CV gönderen bayanlar ile çalışmayı düşünmediğini- kadınlarla çalışmayı tercih etmediğini söyleyen bir insanla Galatasaray’ın çalışması mümkün olmasa gerekir. Hele bir de bu CEO arkadaşın her gece çalışanları arayıp saçma sapan ve uzun konuşmalar yapması, ertesi gün işe geç gelmesi de cabası. Buraya yarım milyar Euro ciroyu yönetecek kapasite ve kişilikte bir atama yapılması elzem görünüyor.
ÖZBEK-KAVUKÇU-YAZGAN A.Ş.’DE
İşin olmazsa olmazı sportif konularda ise sanırım Sportif A.Ş.’de Özbek-Yazgan-Kavukçu üçlüsünün omuz omuza çalışarak yeni dönemde işi daha sıkı tutacaklarını öngörüyorum. Bu yapılanmada kulüp yöneticisi olarak bu 3 kişi dışında Sportif A.Ş. yönetim kuruluna maddi-manevi katkı verecek elit isimlerin dahil olacağını ve hatır gönül kontenjanının artık ön plana çıkmayacağını düşünüyorum-umut ediyorum. Aklıma geldikçe hayıflanıyorum; Erden Timur yöneticiyken Can Uzun’u 100 bin Euro’ya almazken ondan sonra gelen İbrahim Hatipoğlu’nun da aynı ismi 5 milyon Euro’ya, teklif edildiği halde transfer etmediğini öğrendim. Şimdilerde sanırım sportif yapılanmada belki bir direktör-yardımcı olarak Dries Mertens’in Galatasaray’da görev alması konusu gündeme gelebilir. Okan Buruk da bu konuda okey verirse ‘Ciro’yu yeniden sahada görebiliriz.
Bu yaz döneminde Kemerburgaz’da önemli şeyler olacak gibi. Burayı Galatasaray’ın mabedi özelliklerine kavuşturmak için bir çalışma grubu kurulmak üzere Galatasaray müze müdürü Çağlar Şavkay, Galatasaray tarihini kaleme alan Mehmet Şenol gibi isimlere yakında bu yönde bir davet gidebilir. Diğer yandan stadın yanına yapılacak tesisler için Haziran ayı sonunda bir yetki genel kurulu yapılması olasılığı yüksek. Son tahlilde 280 milyon Euro bedelli büyük bir inşaat faaliyeti söz konusu. Bu nedenle özellikle finansman modeli ve yapılacak imalatların süre ve maliyet bakımından denetlenmesi yönünde kurulacak mekanizma tercihlerinin tartışılıp kararlaştırılacağı bir genel kurul Galatasaraylıları bekliyor. Liglere ara verilse de kulüpte işler bitmiyor.. Galatasaray’da taş taş üstüne koyanlara selam olsun.. Kolay gelsin..