Türkiye’nin 1.si dünyada 666 sırada!
Böylesi ne futbolda ne sanatta ne de başka bir alanda görülmedi. Yani Türkiye’de herhangi bir alanda birinci olan bir marka ilk kez dünya sıralamasında averaj yedi.
Bu yıl çok sayıda “en iyi üniversiteler” sıralamasına şahit olduk. Kimisini YÖK hazırladı kimisini bağımsız kuruluşlar kimisi ise çakma sıralamalar içeren raporlar oldu. Özellikle sosyal medyada çok sayıda “Türkiye’nin en iyi üniversitesi” başlıklı liste görüyoruz. Bunların sahte olduğu kendisini her yönüyle gösteriyor. Bu listeleri vakıf üniversiteleri tercih dönemi yaklaşırken kendi reklamlarını yaptırmak için çeşitli sosyal medya hesaplarına yaptırıp yayınlatıyorlar. Sözde reklamlarını yapıp kendilerini bir takım “en iyi” başlıklı sıralamalarda gösterip müşteri toplayacaklar. Ben yemiyorum ama eminim halk içinde masum olan bu listelerin çakma olduğunu bilmeyen çok sayıda insan var ve bu insanlar maalesef bu sahte listelerden etkileniyorlar. Bu son dönemlerde özellikle bu sene sık sık karşımıza çıkan bu dezenformasyonun önüne geçilmesi lazım. Bu listeler içinde kaynaksız olanlar yasaklansın ve bu konuda bilgi kaynağı sadece YÖK olmalı öte yandan toplumun bu konuda bilgilendirilmesi ve bu sahte üniversite sıralamaları içeren listelere karşı bir farkındalığın yaratılması gerekiyor.
Yukarıda dile getirdiğim en az bu çakma listeler kadar üzücü ve moral bozan bir konu daha var o da geçtiğimiz hafta açıklanan bir üniversiteler sıralaması listesinde ülkemizin hali.

İLK 500’DE YOKUZ
Dünya Üniversite Sıralamaları Merkezi’nin (CWUR) 2026 yılına yönelik hazırladığı raporda dünyanın en iyi 500 üniversitesi içinde bir tane bile Türk üniversitesinin yer almaması herkeste şok yarattı. Bu tür raporlar sonuçlarına ben çok alışığım. Hem bir medya çalışanı hem de bir akademisyen olarak herkesin aksine Türkiye’deki üniversitelerin özellikle vakıf üniversitelerinin çok kötü durumda olduğunu bildiğim için bu rapora hiç şaşırmadım hatta şaşıran arkadaşlarıma “ne bekliyordunuz?” dedim.
Size bahsettiğim rapor dünyanın en prestijli raporlarından biri. Dünya Üniversite Sıralamaları Merkezi CWUR tarafından hazırlanıyor. Bu yıl 95 ülkeden 21 bin 291 üniversitenin değerlendirildiği ve en iyi 2 bin öğretim kurumunun belirlendiği liste "dünyanın en iyi üniversiteleri" sıralaması başlığı altında açıklandı.
Bu raporda yer alan üniversitelerin sıralaması, "eğitim", "istihdam edilebilirlik", "öğretim üyeleri" ve "araştırma" olmak üzere 4 alanda gruplandırıldı ve "araştırma" alanında "araştırma çıktısı", "yüksek kaliteli yayınlar", "etki" ve "atıflar" olmak üzere toplam 7 gösterge baz alınarak oluşturulmuş.
BU SONUÇLAR İYİ Mİ KÖTÜ MÜ?
Her rapora olduğu gibi bu rapora da nasıl baktığınız çok önemli. Olaya pozitif yönden bakarsanız bu yılki "dünyanın en iyi üniversiteleri" sıralamasında “Türkiye'den 47 üniversite yer aldı” diyebilir ve kendinizi mutlu edebilirsiniz. Ama şunun altının da çizilmesi lazım 2 bin üniversite arasında 47 üniversite yer aldı!
Eğer olaya eleştirel açıdan bakarsanız bu raporda ilk 500’de hiçbir Türk üniversite yer almadı da diyebilirsiniz. Ben kimse kusura bakmasın olaya eleştirel açıdan bakıyorum ve masaya “neden bu prestijli raporda dünyanın en iyi 500 üniversitesi arasında 1 tane bile Türk üniversite yok?” sorusunu düşünüyorum.

Bu listede Hacettepe Üniversitesi, 666'ncı sırada yer alarak Türkiye'den en yüksek sıralamayı yakalayan yükseköğretim kurumu oldu. Hacettepe Üniversitesini ilk 1000'de şu üniversiteler takip etmiş:
707- İstanbul Üniversitesi,
733- Ankara Üniversitesi,
736- Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ),
785- Boğaziçi Üniversitesi,
813- İstanbul Teknik Üniversitesi,
939- Marmara Üniversitesi ve
989- Koç Üniversitesi.
Dünya Üniversite Sıralaması Merkezinin listesinde ilk binde sadece bir tane vakıf üniversitesi var o da Koç ailesinin finanse ettiği Koç Üniversitesi. Yine ilk binde yedi tane de devlet üniversitesi yer alıyor ki bu üniversitelerin hepsi zaten birer marka ve Türkiye’nin en iyi üniversiteleri.
VAKIF ÜNİVERSİTELERİ NEREDE?
Para ile eğitim veren vakıf üniversiteleri içinde listeye girmeyi başaran üniversiteler içinde Bilkent Üniversitesi 1140. sırada, İstanbul Bilgi Üniversitesi 1378. sırada, İstanbul Aydın Üniversitesi 1438. sırada, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi 1515.sırada, Bahçeşehir Üniversitesi 1553.sırada, Sabancı Üniversitesi 1700. sırada, Özyeğin Üniversitesi 1773. sırada yer aldı. Türkiye’de yetmişin üzerinde vakıf üniversitesi varken sadece sekiz tane üniversite bu dünya sıralamasına girebilmiş.
Yakında tercih dönemi başlayacak yakında bu vakıf üniversiteleri çarşaf çarşaf gazete ve televizyon reklamlarına başlayacaklar. Peki bu ilk sekizde yer almayan vakıf üniversiteleri kendilerini nasıl tanıtacak? Ya da tersten sorayım diğer vakıf üniversiteleri neden bu sekiz üniversite gibi olamadı? Çünkü onlar kurumlarını birer eğitimi kurumu gibi değil birer ticari işletme gibi gördüler ve görmeye devam ediyorlar. İyi akademisyen transfer etmiyorlar. Böyle bir kaygıları yok. Slayt okuyan akademisyen onlar için kâfi. Kaliteli akademisyenleri başka bir kurumdan veya yurt dışından kendi üniversitelerine almayı düşünmüyorlar. Akademik kadrolarını geliştirmiyorlar. ARGE’ye gerekli önemi vermiyorlar. Araştırma görevlilerini verimli kullanamıyorlar. Akademisyen yetiştiremiyorlar. Sektörlerle el ele verip çalışamıyorlar. Sektörden habersizler (özellikle sosyal bilimler alanında olanlar). Öğrencilerine uygulama odaklı eğitim verecek alt yapı koşullarını stüdyo, laboratuvar ve benzeri yatırımları yapmıyorlar. Bu liste uzar gider….
Bunu yapmayan vakıf üniversiteleri sadece diploma dağıtıyor ve Türk akademisini bol bol zehirliyor. Bu diplomaların da bir işe yaradığını sanmayın sakın. 70’in üzerinde para ile eğitim veren vakıf statüsünde çalışan özel üniversite var bu ülkede ve maalesef 32 yıllık mesleki tecrübeme göre söylemek istiyorum ki bunların en az kırk tanesinin diplomasının sektörlerde, piyasalarda son değersiz olduğunu söyleyebilirim. Kimse kusura bakmasın dost acı söyler.
Peki bu 666’ncılığa ne diyeceksiniz? Bence kimse buna bu pencereden bakmıyor ama burada çok ciddi bir sıkıntı daha var. Türkiye’nin en iyi üniversitesi Hacettepe Üniversitesi Dünya Üniversiteler sıralamaması listesinde dünyada 666.sırada yer alıyor. Bu bir facia. Bu çok kötü bir şey. Hatırlar mısınız seksenli yıllarda Türkiye Eurovision Şarkı yarışmasına bazı yıllarda sıfır puan alarak sonuncu oluyordu. Yine seksenlerde futbolda milli takımımız bir averaj takımıydı ne bir Avrupa kupasına ne de dünya kupasına katılamıyordu. Diğer spor alanlarında da kötü durumdaydık ülke olarak. Ama Türkiye 2000’li yıllarda gelişti. İki tane Nobel aldı, bir tane UEFA Kupası kazandı, futbolda dünya üçüncüsü oldu vs vs vs…
Yunanlıların bile National and Kapodistrian University of Athens üniversitesi sıralamada 297 sırada. İsrail’in Hebrew University of Jerusalem üniversitesi 67 sırada. İsrail’in ilk yüzde 2 üniversitesi var. İsviçre, Avusturya, Danimarka’nın ilk yüzde üniversitesi var. Suudi Arabistan’ın King Abdullah University of Science and Technology üniversite 267 sırada. İran’ın üniversitesi 375, Finlandiya’nın üniversitesi 372 sırada.
Bize bakıyorum en iyi üniversitemiz dünyada 666’ıncı sırada! Bu eğitim dışında kalan diğer tüm alanlarda olmayan bir sonuç. Yani hemen hemen her alanda bir başarı elde ettik ama eğitim de bunu ülke olarak yapamadık. Ben bundan şahsen utanıyorum. O zaman insan sorar bu kadar üniversite ne yapıyor diye?
SUÇLU KİM?
Bu üniversiteler ve sayısı yüz binin üzerinde olan akademisyen ne yapıyor? Bunlar nal mı topluyor? Peki bunun suçlusu sorumlusu kim? Bunun tek bir suçlusu yok. Ne YÖK ne de bir başkası suçlu. Tek bir suçlu yok bu işte. Bu yirmi, otuz yıllık bir mesele bu başarı hemen tak diye. Savunma sanayide, sporda, sanatta ve pek çok alanda dünya sıralamalarına girecek başarılar elde eden Türkiye’nin en azından bir üniversitesinin ilk 100’de hatta ilk ellide olması gerekirdi. Şu an gözüken o ki çok geride kaldık. Hele vakıf üniversiteleri vahim ötesi. Onlar dünyada ikinci ligde kaldılar. Lisans ve yüksek lisans diploması dağıtan kurs gibi kaldılar.
Ben kendi adıma bu tablodan hem bir gazeteci olarak hem bir vatandaş hem de bir akademisyen olarak çok üzülüyorum çünkü ben rekabeti seven her zaman şampiyonluğa oynayan bir takım gibiyim. Ama hiçbir şey yapamıyorum, yapamıyoruz. Çünkü biliyorum ki ben Nobel bile alsam benim profesörlük maaşım yine aynı kalacak. Biliyorum ki yan gelip yatsam bile maaşım yine aynı kalacak. Çünkü akademide ne rekabet var ne de ödüllendirme ve cezalandırma sistemi var herkes otomatiğe bağlamış “akademisyencilik” oyunu oynuyor. Böyle bir tabloda da dünya sıralamasında 666’ıncı da olursun bin 666’ıncı da olursun.
DÜNYADA İLK ONDA KİMLER VAR?

Türkiye’deki tabloyu konuştuk peki Dünya Üniversite Sıralamaları Merkezi’nin (CWUR) hazırladığı dünyanın en iyi üniversiteleri raporunda en iyi on üniversite hangileri? Yani şampiyonlar liginde olanlar kim?

"En iyi üniversiteler" sıralamasında tüm göstergelerden tam puan alan Harvard, dünyanın en iyi üniversitesi oldu. Bu üniversitenin ardından 2'nci sırada Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT), 3'üncü sırada Stanford, 4'üncü sırada Cambridge, 5'inci sırada Oxford, 6'ncı sırada Princeton, 7'nci sırada Pensilvanya, 8'inci sırada Columbia, 9'uncu sırada Yale ve 10'uncu sırada Chicago üniversiteleri yer aldı.
Darısı başımıza diyeceğim ama benim bu sistemle zerre inancım yok...