Hâlâ bizim çocuklar

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Dünya Kupası, birçok ilkle başladı. 

En öndeki ilkler, ev sahibi ülkelerden ABD’nin vize saçmalıkları oldu.

Oyuncular, hakemler, görevliler ve elbette pek çok taraftar, vize alamadı.

İran milli takımının neredeyse ülkeye girişini yasaklayacak gibi davrandılar.

Böylesine muhteşem (!) güvenlik önlemleri arasında, İngiltere milli takımının malzemeleri çalındı.

Harry Kane, Henderson Mainoo, Jordan Pickford, John Stones ve Marcus Rashford gibi yldızlar, yeni kramponlar, yeni malzemeler arayacak…

İlk olmayan ise, ‘Bizim Çocuklar’ın yenilerek başlamasıydı.

Doğrusunu söylemek gerekirse, iyi bir jenerasyon yakalandı, büyük işler başarabilir, diye gitmiştik Amerika’ya.

Avustralya, futbol tabiriyle, otobüsü ceza alanı önüne çekti. Hızlı geçişlerle gol bulursam ne âlâ diye oynadı. İlk yarıda bir kez geldi 1-0, ikinci yarıda 2.kez geldi, 2-0.

Biz de topa yüzde 73 sahip olma, 30 şut, 650 küsur pasla, cılız bir oyun oynadık.

Rakibin istediğini yaptık, bol bol top dolandırıp zamanı tükettik.

Can Uzun ve Deniz Gül’e haksızlık yaparak vaz geçilemeyen yıldızlardan medet umduk!

Girişte dediğimiz gibi, ilklerle başlayan kupada, ilk maçta yenilmek bizim için yeni değil.

24 yıl önce, 2002’de Brezilya’ya yenilerek başlamış ve üçüncü olmuştuk.

Ama o maçta, oynamış ve yenilmiştik.

Bu maçta, “sabah sabah boşuna uyandık” dedirten bir performans sunuldu.

Kaybettik.

Bizim Çocuklar yenildi.

Özneye dikkat ediniz; onlar hala ve her durumda Bizim Çocuklar…

Paraguay ve ABD maçları böyle olmayacaktır…

***

DÜNYA KUPASI’NIN ALTIN VE GÜMÜŞ KÜLÇELERİ

Nadir Metal Rafineri, Türkiye'nin 24 yıl aradan sonra Dünya Kupası’na katılımını taçlandırmak üzere özel bir koleksiyonun lansmanını gerçekleştirdi. FIFA ile yapılan anlaşma doğrultusunda, tamamen Türk motifleri ve Dünya Kupası teması taşıyan resmi lisanslı altın ve gümüş külçeler görücüye çıktı.

FIFA World Cup 2026 için resmi lisanslı ve hatıra niteliği taşıyan özel üretim altın ve gümüş külçeler tanıtıldı. Külçeler, turnuvanın ruhunu yansıtan tasarımların yanı sıra özel Türk motiflerini ve ince işçiliği barındırıyor. 

Nadir Metal Strateji, Pazarlama ve Büyümeden Sorumlu Grup Başkanı Selman Bayoğlu, FIFA World Cup 2026 lisanslı ürünlerle, millî heyecanı, koleksiyon değerini ve sürdürülebilir üretim anlayışını bir araya getirdiklerini ifade ediyor: “Türkiye'nin 24 yıl aradan sonra FIFA World Cup 2026 sahnesine dönüşünü altın ve gümüş külçelerle taçlandırmaktan iftihar ediyoruz. Bu lisanslı ürünlerle millî duyguları ve sürdürülebilir üretim anlayışını bir araya getirdik.

FIFA’nın, futbolun onlarca sponsoru arasında lisanslı ürünlerin farklı bir değeri var.

Tabi aslolan, bu ürünleri üretmek kadar kupada ‘Bizim Çocuklar’ın başarılarını görebilmek…

***

HİDROJEN GİRİŞİMLERİ GÜÇLENİYOR

Avrupa Komisyonu derneği Hydrogen Europe, Enerji Direktifi etkinliği olarak bir panel düzenledi ve hidrojen sektörünün geçen yıl boyunca kaydettiği ilerlemeyi tartıştı. 
REDIII uygulamasının AB'nin hidrojen pazarını geliştireceği ve endüstriyel rekabeti güçlendirebileceği konusunda hemfikir göründüler. Ancak zayıf talep sinyalleri ve parçalanmış ulusal yaklaşımlar ölçek büyümesini geciktirme riski taşıyor, sonucuna varıldı.

Tam burada, RED III nedir, hatırlamakta yarar var.

RED III (Renewable Energy Directive), AB’nin Yenilenebilir Enerji Direktifi’nin üçüncü revizyonudur. RED II düzenlemesini güncelleyerek AB’nin 2030 yenilenebilir enerji hedeflerini yükseltmiştir. Yani “uygulama” dediğimiz şey bir programdan çok, AB üye devletlerinin kendi ulusal mevzuatlarına aktarmak zorunda olduğu bağlayıcı bir düzenleme paketidir.

RED III, AB Resmi Gazetesi’nde 31 Ekim 2023’te yayımlandı ve 20 Kasım 2023’te yürürlüğe girdi. Üye devletlere çoğu hükmü ulusal hukuka aktarmaları için 21 Mayıs 2025’e kadar süre verildi. 

Temel hedefi, AB’nin 2030’da enerji tüketiminde yenilenebilir enerji payını en az %42,5’e çıkarmasıdır. Ayrıca AB, bu oranı mümkünse %45’e ulaştırmayı hedefliyor. 

RED III içeriğini şu başlılarla incelemek doğru olacaktır: 

1. Yenilenebilir enerjinin tüm sektörlere yayılması

2. Sanayi için yenilenebilir enerji ve yeşil hidrojen hedefleri

3. Ulaştırma sektörü için iki seçenekli hedef: 2030’a kadar ulaştırma yakıtlarının sera gazı yoğunluğunu yüzde 14,5 azaltmak ya da ulaştırmada nihai enerji tüketiminin yüzde 29’unu yenilenebilir enerjiden sağlamak. 

4. Isıtma-soğutma ve binalar; yenilenebilir enerji payının yıllık bağlayıcı artışlarla yükseltilmesi gerekiyor. Binalarda ise 2030’a kadar yüzde 49’luk gösterge hedef var. 

5. İzin süreçlerinin hızlandırılması: Yenilenebilir enerji projeleri için izin süreçleri kısaltılıyor. 

6. Biyoenerji ve sürdürülebilirlik kriterleri: biyokütle kullanımı için sürdürülebilirlik kriterlerini güçlendiriyor. Amaç, biyokütle kullanımının ormanlar, biyoçeşitlilik ve karbon yutakları üzerinde olumsuz etki yaratmasını önlemek. 

7. Enerji sistemi entegrasyonu ve elektrifikasyon: enerji sisteminin daha entegre çalışmasını da hedefliyor. Yenilenebilir elektriğin sanayi, ulaşım, ısıtma-soğutma gibi son kullanım alanlarına daha fazla taşınması; elektrikli araçlar, akıllı şarj, atık ısı kullanımı ve hidrojen gibi alanların birlikte düşünülmesi isteniyor. 

Türkiye açısından önemine gelirsek; RED III doğrudan Türkiye mevzuatı değildir; ancak AB pazarı, sınırda karbon düzenlemeleri, yeşil hidrojen, sürdürülebilir yakıtlar, ulaştırma, sanayi elektrifikasyonu ve tedarik zinciri standartları üzerinden Türkiye’deki ihracatçıları ve enerji yoğun sektörleri dolaylı olarak etkileyecek. 

Hydrogen Europe panelinde, önemli saptamalar vardı: 

-Güçlü bir düzenleyici çerçeve var, ancak uygulama geride kalıyor
-Destek programları üretime odaklanırken, talep oluşturma önlemleri hâlâ yetersiz hale getirilmiştir
-Biyolojik Olmayan Kökenli Yenilenebilir Yakıtlar RFNBO tabanlı hedeflere artık ulaşım sektöründe ulaşılabilirken, sanayide rekabet ve karbon sızıntısını önlemek için özel cihazlara ihtiyaç duyar.
-Hidrojen yatırımı için istikrarlı, öngörülebilir politikalar ve banka yapıları ile gereklidir
-Bu çerçeveyi görünce, AB’nin kararlılığı ve gelişme için öngörülen hedefler daha iyi anlaşılıyor.

Önümüzdeki hafta Ankara’da gerçekleşecek Türk Alman Enerji Forumu içinde hidrojen başlığı bu nedenle ayrı bir hassasiyet taşıyor.

***

ÇİMENTODA YEŞİL DÖNÜŞÜM VE HİDROJEN

Enerji yoğun sektörler, yeşil dönüşümde hidrojensiz adım atmayacak.

Sabancı Üniversitesi Uluslararası Politikalar Merkezi (IPM) geçtiğimiz hafta çimento sektöründeki yeşil dönüşüm için çok değerli bir danışma toplantısı yaptı.

SKDM (Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması) tam yürürlüğe girdiğinde en çok etkilenecek sektörlerden biri bu. Çimento üretimimiz yıllık yaklaşık 40 milyon tonu zorluyor ve bunun yüzde 38 civarını AB ülkelerine, yüzde 17 civarını da diğer Avrupa ülkelerine ihraç ediyoruz.

Dolayısı ile tüm rekabet gücümüzü etkileyecek karbon vergisini azaltabilmek için kullanılan enerjiden başlayarak yeşil dönüşümü gerçekleştirmek zorunluluk olarak duruyor.

Hidrojen, doğal gaz ve kömüre karşı güçlü alternatif.

Hızlı bir dönüşümün yüksek maliyeti handikap olarak görünüyor.

Ancak yenilenebilir hedeflerimize yaklaştıkça temiz elektrik üretimimiz de artıyor.

Başka bir sanayi fikri konuşuluyor.

Yenilenebilir kaynaklar ve hidrojene dayalı enerji kullanımı, kamu desteği olmadan hızlı gelişmeyecek.

Bu nedenle Hidrojen Görev Gücü gibi yapılar, Almanya ve İngiltere iş birliği örnekleri, sektörde önem kazanıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, EPDK ve ilgili tüm kurumlar, atıl yenilenebilir elektriğin hidrojen üretimine yönlendirilmesi konusundaki çalışmaları biliyor. Mevzuatın hızla tamamlanması ve hidrojen özel bir otoritenin belirlenmesi en güçlü ivmeyi kazandıracaktır.    

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...