Yirmi dört yıldır hasretle beklediğimiz şey bu değildi

YAYINLAMA:

2002 yılında Dünya Kupası’nda üçüncülük yaşadığımızda kadromuz ağırlıklı olarak kendi ligimizde, dört büyük takımda oynayan futbolculardan oluşuyordu. Yurt dışında forma giyen birkaç oyuncumuz vardı. Buna rağmen o kadroyla hayal bile edemeyeceğimiz bir başarıya ulaşıp 2002 Dünya Kupası’nı üçüncü sırada tamamladık.

Aradan geçen 24 yılın ardından katılma hakkı kazandığımız Dünya Kupası’nda ise hayallerimiz çok daha büyüktü. Avrupa’nın 5 büyük liginde, hatta çok önemli kulüplerde ilk 11 seviyesinde oynayan birçok futbolcumuz vardı. Bu oyuncuların tecrübeleriyle daha büyük başarılar geleceğini hayal ederken, ilk iki maç sonunda Avustralya ve Paraguay karşısında sıfır puanla ayrılmamız büyük bir hayal kırıklığı yarattı.

Aslında bu tablo, kupayı kazanmamızdan bile daha düşük bir ihtimal gibi görünüyordu. Çünkü kâğıt üzerinde sahip olduğumuz kalite, beklentileri doğal olarak yükseltmişti. Ancak ne yazık ki oyuncularımızın büyük bölümü kendi kulüplerinde gösterdikleri performansın yarısını bile sahaya yansıtamadı.

Halbuki Dünya Kupası futbolun zirvesidir. Orada bulunmak ve başarı elde etmek, oyuncuların kariyerlerini doğrudan etkileyebilecek çok önemli bir fırsattır. İyi performanslar daha büyük kulüplere transferlerin kapısını açabilir, daha iyi sözleşmeler getirebilir ve üst düzey takımlarda oynayan futbolcuların da yerlerini daha sağlam hâle getirebilirdi. Kaçan fırsat gerçekten çok büyük. Bunun değerinin yeterince farkında olunsaydı, belki de bu sonuçlar ortaya çıkmazdı. Yazık, gerçekten çok yazık.

Bu kadroyla böyle bir başarısızlık yaşamak ulaşılması zor bir durumdu. Bu yüzden bazı şeylerin ciddi şekilde düşünülmesi gerekiyor.

Teknik Direktör Vincenzo Montella ile bazı konuların konuşulması şart. Bazı oyuncuların kadroda gereksiz şekilde yer aldığı düşünülmeli. Milli takım duygusallıkla kurulmaz. Elbette bütün oyuncularımızın milli duyguları vardır ancak kadroya performansıyla hak eden isimler alınmalıdır. Milli takım; takımcılık, adamcılık veya isim ağırlığının ön planda olduğu bir yer olmamalıdır. Performans veremeyen oyunculara teşekkür edilip yeni isimlere fırsat verilmezse, milli başarı beklemek hayalcilik olur.

Bunun yanında oyuncularımızın önemli bir kısmı hâlâ genç yaşta. Bu nedenle onları tamamen demoralize etmek yerine, 2028 Avrupa Şampiyonası elemelerine hazırlamak daha doğru olacaktır. Yeni genç yeteneklerle mevcut kadronun harmanlandığı, daha disiplinli ve milli duyguların daha güçlü olduğu bir ekip kurularak gelecekte daha başarılı günler yaşanmasını diliyorum.

Her şeye rağmen bu forma ve bu arma hepimizin ortak değeri. Eleştiri yapılmalı ama amaç yıkmak değil, daha güçlü bir milli takım oluşturmak olmalı.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...