Kürtler lokalde çatışmak değil, bütünde ihya olmak istiyor
Geçtiğimiz aylarda dünya çapında tanınan etkili bir Kürt yönetici ile uzun ve aktif bir sohbet gerçekleştirdim. Sohbetimizin başlığı; Türkiye merceğinden Kürtler, dünya genelinde Kürtlere dair gelecek ihtimalleri ve yeni dünya düzeninde “yeni nesil Kürtlerin mantığı” üzerine idi.
Karşımdaki isim ısrarla “Kürtler gerçekten de Ankara’dan ayrılmak ve federal yönetim hakkına sahip olmak istemiyor mu?” diye sorunca verdiğim cevabın özeti şu oldu: Genelin sahibi olmak varken lokale hapsolmak istemiyor Kürtler. Suriye, Irak, İran ve coğrafyadaki diğer Kürtler Türkiye vatandaşı olmak için can atarken, Türkiye vatandaşı Kürtler neden Ankara’dan kopmak istesin ki? Güncel Kürt (genç ve orta nesil) mantığı, dünya vatandaşı olabilecek donanıma sahip olmaktan yana.
Türkiye’de Kürtlerin çoğu batı şehirlerinde yaşıyor ve yatırımları da bu şehirlerde, bu nedenle kimi alıp nereye koyacaksınız ve Kürtleri nereden böleceksiniz? Bu imkansız! Türkiye’de küçük bir menfaat kesimi dışında ne Türk’ün Kürt’le, ne de Kürt’ün Türk’le sorunu yok. Evlilik, iş, arkadaşlık, komşuluk ilişkileri sayesinde “multi bir toplum” oluştu Türkiye’de. Kürt gençleri özerk bir yönetime hapsolup iç çekişmeler eşliğinde “dar alanda ömürlük paslanmalara” maruz kalmak istemiyor.
Dünya dengesi olma yolunda hızla ilerleyen Türkiye Devleti’nin cumhurbaşkanı, bakanı, milletvekili, hakimi, savcısı ve nicesini olmak istiyor Kürt gençleri… Bu özetle birlikte Türkiye, bölge, dünya gündemini de konuşmuştuk o isimle. Aslında konuşmadan ziyade karşımdaki kişinin meraklarını gideriyor gibiydim çünkü o merakla soruyor, ben keyifle cevaplıyordum.. Kürtler “lokale hapsolmak” istemiyor! Bazıları adına federal-özerk yönetim dese de tüm bu tanımlamaların düşünce temelinde “Kürtleri soyutlamak” var. Başta ABD olmak üzere pek çok ülkede eyalet yönetim anlayışı hakim olsa da ve bu yönetim tarzı kusursuz bir şekilde işleyip merkezin yükünü hafifletse de, söz konusu Ortadoğu ve Kürtler olunca ABD ve Avrupa’daki ihya yönetim anlayışları aklımıza gelmiyor maalesef!
İhyadan ziyade kaos, çatışma, düşmanlık, ayrışma, ayrıştırma ve bunların sonucu olarak her daim birilerinin nemalanacağı FAUDA yönetim biçimi geliyor akıllara; geçmişteki ve mevcuttaki tecrübelere dayanarak. Kürtler lokale hapsolmak istemiyor çünkü lokale hapsolan Ortadoğu toplulukları anında aşiret/getto/mezhep/tarikat vb oluşumlara bünyesinde yer veriyor ve kurumsal yönetim anlayışından uzaklaşıyor.
Kurumsal yapıdan uzaklaşan bu yönetimler de başta demokrasi ve insan hakları olmak üzere adalet, liyakat, nizam, kültür, sosyalleşme anlayışından kopuyor. Bu kopuşlar başta göç olmak üzere çığ gibi büyüyen pek çok bölgesel sorunu tetikliyor elbette. Amerika ve Avrupa da Kürtlerin dağılmasından, göç etmesinden, güç kaybından rahatsız! ABD ve Avrupa’ya göç eden Kürtlerin hikayelerini dinlediğinizde şu başlıklar öne çıkıyor: İşsizlik, eğitimsizlik, adalete güvenin kalmayışı, liyakatsiz kadrolar, hep aynı isimlere ve yakınlarına görev verilmesi, kan davaları, kadınların erkekler tarafından öldürülmesi, cehalet, iç çekişmeler, aşiretlerin güç savaşları…
Tüm bu okumalar eşliğinde konuyu toparlamak gerekirse; yeni nesil Kürtler Türkiye’den kopmak istemiyor, ana dilde eğitim talep etmiyor çünkü hepsi Türkçe konuşuyor, lokalde çekişmek yerine bütünün etkili bir parçası olmak istiyor, temcit pilavı gibi ısıtılıp servis edilmeye çalışılan eski Türkiye’yi geçmişte bırakıp Yeni Dünya Düzeninin güçlü Türkiye’sindeki yerini almaya hazırlanıyor…