Sosyal mecraların bilinçaltı yönetimindeki etkisi
Sosyal medya kullanımının her geçen gün yaş aralığında sınır tanımadan artış göstermesi yadsınamaz bir gerçek.
Farklı düşüncelerin, farklı bakış açılarının yer aldığı ve düşünce çeşitliliğinin bulunduğu bu ortamlar faydalı olduğu kadar otopilot karar merkezine hizmet etmesi açısından da özgünlüğü törpüleyebiliyor. Sosyal medya kullanıcılarının ilgisini çeken paylaşımlara karşı, kendi fikirsel özgünlüklerini koruyabilmeleri oldukça önemli.
İlişki tavsiyeleri, beden dilini okuma gönderileri gibi içerikler kullanıcılar tarafından belli bir süre sonra “doğruluğu kesin” bir gerçek gibi algılanabiliyor. Bu da kalıp davranışlara, yanlış yorumlamalara ve kişilerin yargıyla analiz etme yönelimine sebebiyet verebiliyor.
Hepimizin düşüncelerinin, deneyimlerinin farklılık göstermesi çok normal. Herkesin yaşanmışlıkları ve tecrübeleri biricik. Bu kadar insan çeşitliliği varken, yaşanılan bir deneyimden tek bir sonuca ulaşmak mümkün olabilir mi? Tabi ki hayır. O sebeple birinin yaşamış olduğu ilişki deneyiminden çıkardığı olumsuz bir sonuç “genel kabul” olarak algılanmamalı.
Beden dili okuma konusu da bunun gibi… Bir kişinin sözlü iletişim kurarken gözünü kaçırması, o kişinin yalan söyleme eğiliminin yüksek olduğu anlamına gelmez. Örneğin; otizm spektrumu olan bir birey göz teması kurarken zorlanabilir. Ve uzun süre göz teması kuramayarak bakışlarını kaçırabilir. Ya da yüzünde stres temelli anksiyeteye bağlı refleks mimikler oluşan birinin davranışları, bu gibi kalıp jest ve mimik okuma yöntemleri sebebiyle yanlış yorumlanabilir.
Özetle; sosyal mecralarda sunulan her bilgiyi hap bilgi olarak kullanmamak oldukça önemli. Özellikle insan ilişkilerine dair tavsiye içeren paylaşımlar, ciddi anlamda önyargıya ve kişinin kendisini yetersiz hissetmesine sebebiyet verebilir.
Herkes kendi duygularının, deneyimlerinin ve ikili ilişkilerindeki temasların biricik olduğunu kabul ederek davranmalı. İnsan olduğunu hatırlayarak, yanlışlar yapabileceğini kabul ederek, karşısındaki kişiye alan açarak…
Çünkü insan demek, deneyim demektir. Başkalarının deneyimleriyle yol haritası çizmeye çalışmak yanlış yollara revan olmaya da sebep olabilir. Yolunuzun kıymetini bilin sevgili okur,
Yolunuza başkasının rehberlik etmesine değil, kendi seçimlerinizi anlamlı kılarak o yoldan keyif almaya ihtiyacınız var. En keyifli yolculuk da, insanın kalbiyle ve kendi seçimleriyle yapabildiği yolculuktur. Yolunuzu sevin, Yolunuz açık olsun. Sevgiler.