Ayetini Arayan İnsan Turan Kışlakçı
Bugün insanlık, tarihin en büyük epistemolojik krizlerinden birini yaşıyor. Dijitalleşen dünya, algoritmaların kuşatması altındaki zihinler, büyük verinin (Big Data) gölgesinde kaybolan insan ruhu… Her şeyin bu kadar hızlı tüketildiği, ekranların bizi gerçeğe değil de bir simülasyona hapsettiği bu çağda, ruhumuzu doyuracak, bize kim olduğumuzu ve neyi aradığımızı hatırlatacak rehberlere her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.
İşte tam bu noktada, hem yirmi yıla dayanan dostluğuyla hayatıma dokunan hem de entelektüel birikimiyle bu coğrafyanın sınırlarını aşan bir ismi ve onun son başyapıtını konuşmak, modern zamanların savrulan insanı için bir zorunluluk haline geliyor

Turan Kışlakçı’yı sadece bir gazeteci, bir yazar ya da bir sivil toplum öncüsü olarak tanımlamak onun birikimine haksızlık olur. O, kelimenin tam anlamıyla evrensel bir entelektüel, modern bir seyyah ve bir Doğu-Batı köprüsü. Dünyanın farklı coğrafyalarında nabız tutmuş, birçok dili ana dili gibi konuşarak medeniyetlerin kaynaklarına doğrudan inmiş bir isim. Bugün dijital dünyanın "yerlisi" olduğunu iddia eden ama derinlikten yoksun olan kitlelerin aksine, dünyayı hem fiziki hem de sosyolojik kodlarıyla çok iyi okuyan, dünya jeopolitiğin dijitalleşmeyle nasıl evrildiğini gören bir vizyoner. Ama her şeyden öte; yirmi yıldır yakından tanıdığım, kalbi her daim insanlık, adalet ve bu toprakların medeniyet tasavvuru için atan kalender, hesapsız ve çok "iyi" bir insan.
Onun bu derin yolculuğunun, entelektüel çilesinin ve küresel gözlemlerinin adeta bir manifestoya dönüştüğü eseri ise karşımızda duruyor: "Ayetini Arayan İnsan".
Kitap, dijital çağın getirdiği o büyük varoluşsal boşluğa, ekranların arkasında yalnızlaşan "dijital yetimlerin" dünyasına kelimelerle tutulmuş bir ayna. Turan Kışlakçı bu eserinde, insanın yeryüzündeki serüvenini sıradan bir arayış olarak görmüyor. Ona göre insan, modern dünyanın dayattığı yapay kimliklerin, algoritmik yönlendirmelerin ve transhumanist kuşatmaların ortasında kendi özgün "ayetini", yani yaratılış gayesini, hakikatini ve ilahi işaretini arayan bir varlıktır.
Eser, çok dilli ve çok kültürlü bir zihnin süzgecinden geçtiği için okuyucuya sadece yerel bir perspektif sunmuyor; insanlığın ortak hafızasına, kadim felsefelere ve küresel sosyolojiye pencereler açıyor. Kışlakçı, bilginin dijital mecralarda manipüle edildiği, hakikat sonrası (post-truth) dönemin yaşandığı günümüzde, insanı yeniden kendi içine dönmeye, kalbinin sesini dinlemeye ve yeryüzündeki o kutlu yürüyüşünü anlamlandırmaya davet ediyor.
Bizler sosyal medyanın, yapay zekanın ve dijital ağların bizi tek tipleştirmeye çalıştığı bu dönemde, geleceğin inşası için köklerine bağlı ama dünyayı da çok iyi okuyan entelektüellere muhtacız. Turan Kışlakçı, hem şahsiyetiyle hem de Ayetini Arayan İnsan eseriyle bize bu dijital oburluğun ortasında bir "dijital diyet" ve "ruhi uyanış" teklif ediyor.
Eğer modern dünyanın gürültüsünden sıyrılıp, ruhunuzun kaybettiği o pusulayı yeniden bulmak istiyorsanız; dünyayı bilen, dilleri ve kültürleri kalbinde eriten bir bilge adama kulak verin. Çünkü hepimiz,
bu dijital göçebe hayatında, en nihayetinde kendi ayetimizi arıyoruz. Bir sürpriz ile bitireyim Turan Kışlakçı'nın yapay zeka ile ilgili kitabı baskıda, alanında dünya çapında muhteşem bir kitap geliyor.