Terörsüz Türkiye/Bölge “Atının kuyruğunu bağlamış Türkiye” demek
Not: Bugün aktaracağım özet, 11 Ağustos 2025 tarihinde yayınlanan “Terörsüz Türkiye komple temizlik demek” başlıklı yazımın devamı niteliğinde. Bu nedenle bugün aktaracaklarımı daha net ifade etmem için 11 Ağustos 2025 tarihli yazımı okumanızda fayda görüyorum.
Emperyalizmin geçmişte sergilediği “terör oyunlarının” en önemli argümanları bazı; basın, medya, siyaset, bürokrasi, STK, sanat, edebiyat, sinema ve daha pek çok başlıkta makam/mevki sahibi isimlerdi. Bu isimler emperyalizme hizmet etmek adına elinden geleni yapar ve tüm nifak tohumlarını saçardı toplumu ayırmak, çatıştırmak için.
Zamanla teknoloji girdi hayatlarımızın tam merkezine ve “prangalılara” pek ihtiyaç duyulmamaya başlandı.
Teknoloji gelmekle kalmadı; zihinleri, algıları, fikirleri, inançları, güvenleri, duyguları adeta istila etti! Hayata dair her mecrayı sil baştanlar eşliğinde yeniden inşa etti! Ne yiyeceğimize, giyeceğimize, içeceğimize, söyleyeceğimize ve kime oy vereceğimize dair son sözü söylemeye başladı! Hatta kimi sevip sevmeyeceğimize bile karar verdi!
Geldiği “vazgeçilmezlik” tahtına teknolojinin küresel yaratıcıları ve kontrol edicileri bile şaşırdı. Sonra faydasından ziyade yarattığı ahlaki, ruhi, fiziki, sosyolojik “dezenformasyon” ile yüzleşti insanlık!
Ve toplumların teknoloji bağımlılığı öyle vazgeçilmez bir boyuta geçti ki, “teknolojiden önceki”; geçmişine, duygularına, etik değerlerine olan özlemini bile “teknolojinin en sadık evladı sosyal medya” üzerinden dile getirdi insanlık, celladına aşık olmuş gibi! Toplumlar bunca bağımlılık girdabına elbette ki boşuna çekilmemişti.
Yeni bir dünya geliyordu ve kitleleri hipnotize edilmiş güruhlara çevirmeyi planlayan emperyalizm, bu kez ülkelerin iç cephesini teknoloji ile zehirlemeyi planlıyordu!
Bu zehrin tek panzehiri de elbette ki KARDEŞLİK!
Evet emperyalizmin şimdiki senaryoların tek argümanı; teknoloji (bilhassa yapay zekâ videoları) ve sosyal medya!
Terörsüz Türkiye Yasasının meclisten geçmesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onayıyla resmi gazetede yayınlanmasıyla abuk sabuk sosyal medya paylaşımları bir anda dolaşıma sokulmaya başlandı.
Suflörlerin üflediği kaos senaryolarını icra edenlerin sergilediği ucuz oyunculuklar her platformda önümüze çıksa da güzel olan şu; KİMSELER CİDDİYE ALMIYOR! Evet izliyoruz ama inanmıyoruz!
Çünkü aklı başında olan herkes şunu net bir şekilde biliyor; sosyal medyada birbirine kılıç çeken tüm kaos figüranlarının ipi, aslında aynı odağa bağlı!
Günlerdir “sözde” zıt kutuplar üzerinden bilhassa da futbol maçları üzerinden yaratılmaya çalışılan gerginlik figüranlarının iplerinin “tek elde” olduğunu bilenlerin tek istediği; adalet tarafından bu aktörlerin ipinin pazara çıkarılması.
Zira bizi birbirimize kenetleyen “ortak değerlerimizi”, güçlü Türkiye’yi ve güçlü bölgeyi inşa etmek için toplumu ayrıştırmayı hedefleyen herkesin adaletin kılıcından kaçamaması gerekiyor. Kardeşlik iklimini baki kılmak için de hepimizin el birliğiyle hareket etmesi gerekiyor. Tam da bu düşünceler zihnimde dönüp dolaşırken MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ın X hesabı üzerinden yaptığı önemli paylaşımı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Feti Yıldız özetle şöyle diyordu paylaşımında; “Terörsüz Türkiye vizyonu salt bir güvenlik politikası olarak görülmekten ziyade devletin bekası,
iç cephenin güçlendirilmesi,
hukukun üstünlüğü,
demokratik katılım,
toplumsal dayanışma ve
ekonomik kalkınmayı kapsayan, toplumsal bütünlüğü, milli dayanışmayı ve devletin stratejik geleceğini esas alan kapsamlı bir devlet politikasıdır.
Durmadan, yorulmadan ve bıkmadan farklı duyarlılıkları olan insanları sürece dahil edelim, hiç kimseyi dışarıda bırakmayalım. Bize benzemeyenlere sabırla gerçekleri gösterelim. Her şeyin başında sürecin ruhuna uygun özenli bir dil kullanalım...”
Tam da bu noktada MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sıklıkla dile getirdiği önemli bir başlığın altını kalın çizgiler eşliğinde çizmek zorundayız.
Devlet Bahçeli; “sosyal medyadaki sorunların çözümü için hukuki düzenlemeler ve kontrol mekanizmaları kararlı bir şekilde uygulanmalı elbette fakat bununla birlikte milli teknoloji-sosyal medya alanlarımızı da oluşturmalı ve güçlü tutmalıyız…”
Devlet Bahçeli’nin bu özeti yasaklamanın tek çözüm olmadığını ve yerli milli alternatifler yaratmamız gerekliliğini ifade ediyor.
Bunca sosyal medya curcunası arasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ahlat’ta yaptığı konuşmanın “netliği ve kararlılığı” insanların umutlarını perçinledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan Ahlat’ta zikrettiği her cümlede “Terörsüz Türkiye/bölgeye yüreğini ve emeklerini adayanlarla, bu yolu baltalamaya çalışanları” net bir dille ayırırken ilerleyen süreçte “akla karanın” yerini de konumlandırdı aslında.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararlı konuşması bu yolun dönülmez olduğunun ve yasal, hukuki, idari kararlılığın devletin her kademesi tarafından atılması gerektiğinin de iz düşümüydü.
Özetle Cumhurbaşkanı Erdoğan Ahlat’ta ve Malazgirt’te dosta güç düşmana ders niteliğinde “atın kuyruğunu açılmamak üzere sımsıkı bağladı”.
Devletle birlikte her birey atının kuyruğunu açılmamak üzere bağlamalı elbette zira terörden beslenen illegal kesimlerle mücadele en kolayı çünkü onların nerede durduğunu net bir şekilde görürsünüz.
En zor olanı maskeler ardındaki ve illegal kesimi besleyen “sözde” legal görünümlü fakat art niyetli kesimleri bitirmektir! İş, sanat, basın, medya, STK, siyaset, bürokrasi kademelerindeki terörden nemalananlar terörsüz Türkiye ve bölgeye en büyük direnci gösteriyor.
Zira faili meçhuller ve yeniden yargılama süreçleriyle gözler önüne serilmeye başlanan “doğru bilinen yanlışlar” büyük bir kesimi “ya bize de dokunursa” endişesiyle ciddi anlamda korkutuyor!