Faili meçhul değil ki!

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Dünya Kupasını kapattık hayırlısıyla. Arjantin-İspanya final maçı neyse de üçüncülük maçı İngiltere-Fransa 6-4’lük süper sonucuyla şimdiden tarihe geçti bile. Dört yıl sonra Fas, İspanya ve Portekiz’deki turnuva bakalım 60 takımla mı olacak yoksa 48 takımda mı kalınacak? Bu arada İspanya’yı kutluyoruz. Neredeyse hepimizin ikinci takımı olmayı başardılar bir şekilde.

Gelelim kendi futbol dünyamıza. Transferler bu sene boyut değiştirdi. Maşallah diyelim, Süper Lig bu sezon tam anlamıyla “yıldızlar geçidi”, Avrupa futbolunun elite kategorideki yıldızlarının 2026-27 sezonu tercihleri Türkiye oldu. Kallavi bütçelerle, bol sıfırlı maaş çekleri ve %35’i bulan menajer komisyonları ile Türk takımları “çılgın atıyor”. Sanki yarın yokmuş gibi bir ruh hali var kulüp başkanlarının, Allah sonumuzu hayretsin.

Adalet Bakanımız Akın Gürlek tarafından tesis edilen “Fail-i Meçhul” cinayetleri aydınlatma dairesi uzun yıllar öncesine dayanan ve zamanında çeşitli sebeplerden dolayı aydınlatılamayan, akim kalmış çeşitli cinayet ve cinayete teşebbüs dosyalarını tekrar açarak belli sonuçlar almaya başladı. Siyasi iradenin  faili meçhul dosyaların aydınlatılmasına yönelik kurumsal kapasiteyi en üst seviyeye çıkarmasıyla raflardaki birçok dosya tekrar günışığına çıktı.

Bunlardan iki tanesi ise oldukça bilindik ve ses getiren dosyalardı. Birisi merhum ve mağfur Muhsin Yazıcıoğlu cinayeti ki yıllardır aslında neyin ne olduğunu bilen biliyordu. Helikopterin düşürülmesiyle başlayan süreçte yaralıların ölüme terk edilmesine kadar her aşamada o zaman devlette baskın olan paralel devlet yapılanmasının (FETÖ) ayak izleri gören gözler için zaten ortadaydı. Diğer dosya da Fenerbahçe takım otobüsüne Rize-Trabzon sınırında yapılan silahlı saldırıydı. Bu dosyada da hem adı geçenler hem de o gün o bölgede görev yapan kamu personelinin neredeyse tamamı (gece bekçisinden, nöbetçi emniyet müdürüne, dosyaya bakan savcıdan, hâkime kadar aklınıza gelebilecek her kademe sorumlu kişi) FETÖ iltisâkı sebebiyle yargılandı, hüküm giydi.

İşte bunun için bu iki dosya da fail-i meçhul değil fail-i mâlum. Yani fâilleri biliniyor. Muhsin Başkan’ın dosyasında bir dizi yeni tutuklama yapıldı. Savcılığa sevk edilen 29 kişiden 19’u tutuklandı. Dosya hareketli ve bu hareket kamuoyu tarafından müspet karşılanıyor. Ne var ki Fenerbahçe otobüsüne yapılan saldırı davasında henüz bir gelişme olmadı. 27 Mayıs’ta bizzat Sayın Bakan tarafından yeniden açıldığı söylenen davada şu ana kadar (yazımızın yazıldığı dakika itibarıyla) kamuoyuna yansıyan en ufak bir kıpırdanma bile olmadı.

Bu sessizlik hayra alâmettir inşallah. Bahis ve şike operasyonunda kendi takımının maçına onlarca defa bahis yapan kulüp yöneticilerinin tespit edilmesinin arkasından henüz bir gelişme olmaması ne kadar ilginç ise kurşunlamanın azmettiricisine dair bölgede herkesin belli bir fikri varken bu konudaki “derin sessizlik” ondan da ilginç gözüküyor.

İlk olarak dönemin Trabzon Valisi Abdil Celil Öz’ün “kurşun değildir o taştır, taş” kanaatine nasıl vardığını ve bu bilgiyi kendisine kimin verdiğini sorabildiğimiz zaman bu dosyanın da çözülmeye başladığından bahsedebiliriz. Bir de o zamanlar kulüp başkanı olan İbrahim Hacıosmanoğlu’nun konu ile ilgili görüşlerine başvurulabilirse mutlaka faydalı olacaktır.

Faillerin meçhul gölgelere saklanmadığı ve cezasını çektiği bir gelecek temennisiyle.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...