Spordaki rutinlerimiz!

YAYINLAMA:

Biraz tatilden sonra yoğun bir gündemin içine düştük. Trafiği bir hayli kalabalık hafta sonu geride kaldı. Önce Fenerbahçe-Beşiktaş derbisini, bir gün sonra da voleybolda Türkiye-İtalya finalini izledik…

Kaybedenin en büyük silahı mazeret, kazananın ise çalışmaktır. Bu çerçeveden bakarak önce derbi ile ilgili görüşlerimizi kaleme alalım…

Beşiktaş, Kadıköy’de baştan sona üstün oynayan taraftı. Hiç de ev sahibi takımın dediği gibi bir müsabaka izlemedik. Ederson adeta kalesinde devleşerek farkı önleyen isim oldu…

Ben kimsenin söylediğini gündemime almıyorum, çünkü doğrular üzerinden konuşan çok az. Skriniar maçtan sonra, “Rakibe çok fazla alan verdik” diyerek öz eleştiri yaptı. Ne demek bu? “Biz onlar kadar koşamadık, geriye dönemedik” ve “o kadar çalışmadık” demektir.

Gelelim derbideki mücadeleye. Konuk ekipte Olaitan, Salih, Orkun ve Rıdvan ikişer kişilik performans gösterirken, ev sahibinde sadece Kante ve Guendouzi bu seviyeye çıkabildi. İrfan Can ve Kerem derbi ayarında olmayan isimlerdi.

Ayrıca Italiano yine cesur ve cüretkâr değişiklikleriyle kendi futbolunu tercih ederken, İsmail Kartal taraftar baskısından olacak ki sahada hiçbir varlık gösteremeyen ve hâlâ bunca süreye rağmen hazır olamayan Lukaku’yu kurtarıcı olarak son 22 dakikada sahaya sürdü. Vasatın bile altında kalan birçok isim varken Nene’yi de 67 dakikada kulübede bekletti.

Antrenmanların çoğu gazetecilere kapalı. O sebeple bizim bu çalışmaları görmemiz mümkün değil. Sizin teknik ekip olarak bu oyuncuların hangi seviyede ve hazır olduğunu görmeme şansınız var mı?

Transfer yapılırken bunlar göz önünde bulunduruldu mu? Vlahovic rakip defansın ayarlarını bozarken Lukaku gezinip durdu. Greenwood ise derbide saman alevi gibiydi. Asensio’nun yokluğunda takımı çekip çevirecek bir isim daha çıkmadı.

Toparlarsak Beşiktaş daha hızlı, daha baskılı, fizik gücü daha yüksek bir takım hüviyetinde. Italiano’nun “savaşan ve mücadele eden takım” vaadine emin adımlarla ilerliyor. İsmail Kartal’ın ekibi ise takımın yaşından dolayı fiziksel olarak bir adım geride kalıyor. Yapılan yanlış oyuncu tercihleri de buna eklenince yaşananlar kaçınılmaz oluyor.

***

Gelelim kazanmayı alışkanlık haline getirenlere… A Milli Kadın Voleybol Takımımız, Avrupa Şampiyonası finalinde İtalya'yı 3-2 yenerek üst üste ikinci kez şampiyon oldu. Bu altın madalya 2028 Yaz Olimpiyatları biletini de getirdi. Kızlarımız bu başarıyı Avrupa kıtasında elde eden ilk takım olma mutluluğunu da bizlere yaşattı…

Filenin Sultanları bu yıl apoletine üç unvan daha ekledi. Milletler Ligi, Akdeniz Oyunları ve Avrupa Şampiyonası'nda mutlu sona ulaşarak kazanmayı alışkanlık haline getirdiğini bir kez da ispatladı. Milyonlarca dövizin uçup gittiği futbolda hiçbir uluslararası başarı gelmezken voleybolcularımız bir kez daha göğsümüzü kabarttı.

Biraz az konuşup çok çalışmak lazım. Uzun lafın kısası, “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” sözünü buraya bırakarak yazıyı noktalamak istiyorum!

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...