Tehditlere rağmen Zeydi 'devam' diyor ve Irak'ta çerçeve yasa beklentisi dorukta
TEHDİTLERE RAĞMEN “DELİ Mİ CESUR MU” DEDİRTMEYE DEVAM EDİYOR
Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi bir süre önce cesur bir kararla yolsuzluk operasyonlarını başlattı ve “dokunulmazlara dokundu” yasalar çerçevesinde.
Bu operasyonlar başta İran olmak üzere pek çok kutbu rahatsız etti. İran bu rahatsızlığını tehditler eşliğinde iletti Başbakan Zeydi’ye.
Eski Irak olsa böyle cesur bir operasyon asla yapılamazdı, yapılsa da taş taşın üstünde durmazdı!
Ayrıca eski dediğime de siz bakmayın, “eski Irak” diyerek bir iki yıl öncesinden söz ediyorum.
İran kotasından meclise giren milletvekilleri, bürokratlar, bakanlar ve Haşdi Şabi komutanları rahatlıkla Irak Başbakanını veya Cumhurbaşkanını tehdit edebiliyordu “eski Irak’ta”. Ve maalesef bu tehditler işe yarıyordu, anında geri adımlar atılıyordu!
Tehditlerin yarattığı sis perdesi Başbakan Ali Zeydi ile kaldırıldı.
Tehditler bitmese de Ali Zeydi korkuların yarattığı esaretten kurtardı Irak’ı. Hayır demenin imkansız olmadığını gösterdi Iraklılara. Evet İran tarafından edilen tehditler bitmedi. “Seni öldürürüz, kabineyi dağıtırız” ve daha nicesiyle ABD ziyareti öncesinde de tehdit edilen Ali Zeydi’ye “bu ziyareti iptal et” dedi İran. Fakat o iptal etmedi.
Kendisine yakın çalışan isimler; “uzaktan bakınca Ali Zeydi için o bir deli diyorlar. Fakat yakınında olup Irak için yaptığı çalışmaları görünce onun bir deli değil cesur bir kahraman olduğu çok net anlaşılıyor” diyorlar.
İran’ın Başbakan Zeydi’ye yönelik tehditleri halâ devam ediyor. Kolay kolay da bitmeyecektir. Önümüzdeki günlerde İran’ı ziyaret etmesi beklenen Başbakan Ali Zeydi’ye “İran ziyareti çok riskli gitme” dense de büyük ihtimalle İran’dan korkmadığını göstermek için gidecektir…
TÜRKİYE’NİN ROTASI; SOFT-BALANCE-GHOST DİPLOMASİ OLMALI
Uzun yıllardır Irak merkezli Ortadoğu’yu çalışıyorum. Bunca yıldan sonra Irak merkezli Ortadoğu’ya dair “hiç bir yerde bulamayacağınız” şu özeti çıkarırım size;
1) Türkiye’yi ve Ortadoğu’yu Irak üzerinden okumak gerekiyor.
2) Aktörler ve bahaneler değişse de belli periyodlarda sergilenen dejavular coğrafyasıdır Ortadoğu.
3) Arabeskin ve oryantal sahne sanatının vatanı olan Ortadoğu’da hemen hemen her başlık “arabesk (acı-ajitasyon) ve oryantal (keyfilik-kıvraklık-kayganlık) temalarıyla işler.
Bunca dejavu, kayganlık, kıvraklık, keyfilik, acı ve ajitasyon arasında elbette ki diplomatik ilişkiler de nasibini almalı.
Nasıl mı?
1) Irak’ı ve Ortadoğu’yu iyi biliyorum demeniz yetmez!
2) Kitapları ezberlemeniz de yetmez!
3) Sular seller gibi Arapça ve İngilizce konuşabilmeniz de yetmez!
4) Tüm bunları bilmekle birlikte “Ortadoğu kültürünün yaradılış kodlarını yerinde görmeli, yaşamalı, iyice anlamalı, anladığınızı hissettirmeli, gözlerle iletişimi önemsemeli…
5) Ortadoğu’yu “olduğu gibi kabul ederek” bu temelde iletişim köprüleri kurulmalı.
6) Ve yıllar önce sıklıkla yazıp dile getirdiğim “Türkiye’yi Irak üzerinden okumak gerekiyor” tespitimi yinelemekle birlikte bir üst kademeye taşıyorum şimdi; Türkiye ile dünyayı Irak üzerinden okumak gerekiyor!
…
ZİRA IRAK; kendisine dokunan kişi ve ülkenin “samimiyeti-iyiliği-kötülüğü” doğrultusunda anında misliyle nüfuz ediyor ve “iyi veya kötü” etkisini gösteriyor!
YANİ “ne ekersen onu biçersin coğrafyası” Irak!
ABD VE AB ÜLKELERİ DE ORTADOĞU KİMLİĞİNE BÜRÜNDÜ
Yeni dünya düzeninde tüm ülkelerin de giderek Irak ve Ortadoğu’ya benzediğini görüyoruz.
ABD ve AB başta olmak üzere tüm ülkelerin güven duygusu yaratmayan “gel git” kararlarını, kaygan diplomatik tavırlarını ve açıklamalarını artık alenen görüyoruz.
Bu nedenle “bölge ve dünya dengesi Türkiye” yolunda hızla ilerlerken; soft-balance-ghost diplomasi devrini acilen devreye koymalıyız. Her kesimle görüşülmeli, her alanda olmalı, her konu konuşulmalı fakat soft-balance-ghost triası eşliğinde. Yani; kırmadan, dökmeden, küsmeden, dengeleyerek, herkesle görünür olmaya ihtiyaç duymadan!
Bilhassa Ortadoğu’da “ghost diplomasiye” çok ihtiyacımız var. Ziyaret edilen, görüşülen, konuşulan kişiler çoğu zaman Türkiye bürokrasisi ile görüntülenmek istemiyor çünkü Irak makamları ve Iraklılar tarafından “ajanlık damgası” yediklerini söylüyorlar!
IRAKLI KÜRTLER TEHLİKELİ BİR ARAFTA
Dünya ve Ortadoğu büyük senaryoların içindeyken, Kürtler gölgede ve yalnız kalmış gibi hissediyor. Söz konusu Ortadoğu olunca her zaman gözbebeği olarak görülen Kürtler şimdi kenarda bekliyor. Bu yalnızlık ve belirsizlik “aksiyona ve gündemde olmaya alışkın olan Kürtleri” sinirlendirirken kaygan ve tehlikeli zeminlere çekilmesiyle sonuçlanabilir.
“ÇERÇEVE YASA” BEKLENTİSİ DORUKTA
Öncelikle belirtmek istiyorum; Iraklı Kürtlerin kıblesi şimdi çok daha fazla Türkiye’den yana. Bilhassa da Terörsüz Türkiye süreciyle birlikte Iraklı Kürtler kalbini ve geleceğini Türkiye’ye odakladı. Şu an TBMM’nin gündeminde olan “çerçeve yasanın” da bir an evvel çıkmasını bekliyorlar çünkü “bu iş bir an evvel bitmezse terör seviciler yeniden sahneye çıkabilir” korkusunu yaşıyorlar.
Haklılar! Çünkü bölgede gördüğüm şu; İran ve bilhassa da İsrail ortada kalan PKK’lıları ve araftaki kızgın-kırgın Kürtleri kendi himayelerine alıp yeni bir terör oluşumuyla Irak’ı mesken edinmeye çalışıyor!
Bu nedenle çerçeve yasa en faydalı şekliyle görüşülmeli ve bekletilmeden çıkmalı dağdakilerin teslim olması için.
TEK BİR KESİMLE DEĞİL TÜM KÜRTLERLE YÜRÜMELİ TÜRKİYE
Iraklı Kürtlerin ortak düşüncesi şöyle; Türkiye bölgede tek bir kesime odaklanmadan tüm Kürtleri kapsayan bir strateji ile hareket etmeli Ortadoğu’da...
Zira mesele siyasal, partisel, dini, mezhebi bir boyutta değil! Mesele bölgenin huzuru, güvenliği, geleceği için “eşit mesafede” Kürtleri yanına almak…
Kürtler sosyal, kültürel, sportif, akademik, basın, medya, turizm çerçevesinde buluşmak ve bölgedeki gerginliklerden kurtulmak istiyor.
Yine aynı Kürtler Türkiye ile siyasi ve diplomatik ilişkiler içerisinde yer almak istiyor.
Aslına bakarsanız Kürtlerle birlikte bölge ülkeleri ve tüm halkları da özetle şunu istiyor: Türkiye merkezinde gelişmek, huzura kavuşmak, istihdam alanları oluşturmak, sorunsuz yaşamak…
ORTADOĞU ÜLKELERİ “EVET TÜRKİYE” DİYECEK Mİ?
Ortadoğu kulislerinde bir süredir “Türkiye önderliğinde huzur” başlığı konuşuluyor. Körfez ülkelerini de kapsayan bu konuya yeşil ışık yakan ülkeler var, İran gibi ayak direyenler de var, ikna edilmesi gereken kararsızlar da var. İnanıyorum ki önümüzdeki günlerde bu konu daha fazla masaya gelecek ve konuşulacak çünkü işin içinden çıkamıyor artık dünya! Dünyanın mutfağı olan Ortadoğu’da ise her yer karmakarışık ve oldukça sıcak!
Türkiye en kısa sürede dünyanın mutfağı sayılan Ortadoğu trafiğinin; başına geçmeli, derleyip toparlamalı, huzuru ve güvenliği inşa etmeli, dünya ticaret ve enerji yollarının kavşağı olmalı, sanayi ve savunma sanayi ile tehditler karşısında caydırıcı olmalı, tarım-hayvancılık-gıda-su teminini garantilemeli ve daha nicesiyle öncü olmalı…
Tüm bu veriler doğrultusunda geleceğe bakarsak, başta İran olmak üzere Ortadoğu ülkelerinin “evet Türkiye” demesi yakın görünüyor…