Sözün emaneti

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bazı yükler vardır; omuzda taşınmaz.

Kalpte taşınır.

Söz de böyledir.

İnsan bazen bir cümleyle gönül yapar, bazen de aynı cümleyle ömür boyu kapanmayacak yaralar açar.

Bu yüzden bizim medeniyetimiz, sözü sadece bir ifade aracı olarak görmemiştir. Sözü, insanın karakterinin aynası kabul etmiştir.

Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de, "İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın." (Kaf, 50/18) buyurur.

Demek ki söz, sadırdan ve satırdan çıktıktan sonra kaybolmuyor. Kayda geçiyor.

Belki de çağımızın en büyük problemi tam burada başlıyor.

Konuşmanın kolaylaştığı, düşünmenin zorlaştığı bir çağdayız.

Sosyal medya sayesinde herkes konuşuyor; fakat birbirimizi daha az duyuyor, çok daha az anlıyoruz.

Bilgi çoğalıyor ama hikmet azalıyor. Ses yükseliyor ama anlam eksiliyor.

Yıllarca radyoda çalıştım. Mikrofonun başında öğrendiğim en önemli hakikat şuydu: İnsanlar önce sesinizi duyar. Sonra kelimelerinizi. En sonunda ise niyetinizi...

Eğer niyetiniz samimi değilse, en güzel cümleler bile dinleyenin gönlünde karşılık bulmaz.

Bugün siyaset üzerine çok konuşuyoruz.

Ekonomiyi...

Dış politikayı...

Yerel yönetimleri...

Teknolojiyi...

Savunma sanayiini...

Fakat bütün bunların merkezinde duran, öznesi olan insanı bazen unutuyoruz. Oysa şehirleri de insanlar kurar. Devletleri de insanlar büyütür. Medeniyetleri de geleceğe insanlar taşır.

Ve insanı ayakta tutan şey yalnızca güç değildir. Vicdandır. Adalettir. Merhamettir. Güvendir. Niyettir. İyi niyettir.

Bizim bu köşede derdimiz; fikri konuşmak, gündelik tartışmaların ötesine geçmek... İletişimi yalnızca teknik bir mesele olarak görmemek, ahlaki bir sorumluluk olarak ele almak...

Aileye de, sosyal hayata da...

Yerel kültüre de, küresel iklime de...

Bürokrasiye de siyasete de...

Yani; bu çerçevede siyaseti de konuşacağız, İstanbul’u da...

Medyayı da konuşacağız, yapay zekâyı da...

Seçim kampanyasını da, seçmeni de...

Bir düşünceyi de, bir kelimeyi de...

Bazen de unuttuğumuz bir kelimenin bize yeniden neler hatırlatabileceğini...

İnanıyorum ki, güçlü toplumlar sadece büyük projelerle değil, iyi düşünceler, doğru kelimelerle inşa edilir.

Yani; kalem, mürekkep taşımaz sadece.

Vicdan taşır, geçmişi hatırlatır, geleceği inşa eder...

İşte bu yüzden yazmak, benim için fikir beyan etmekten önce bir mesuliyettir.

Çünkü söz, sahibini ele verir. O yüzden denir ki; "Söz, ağızdan çıkana kadar senin esirindir; ağızdan çıktıktan sonra sen onun esiri olursun."

Bir insan için sözün referans alınmasından daha kıymetli ne olabilir ki?

Öyleyse sözü çoğaltmadan önce, kıymetini çoğaltmak gerekir.

Söz, bize verilmiş en ağır emanetlerden biridir.

Taşıyabilenlerden olmak niyazı ile...

Bismillah...

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...