Cenneti uzakta arama
Henüz kendi evinin odalarını keşfetmeden komşunun bahçesine hayran hayran bakanlara selam olsun. Sözüm, burnunun ucundaki güzellikleri ıskalayıp gözünü doğrudan yurt dışı tatil hayallerine dikenlere. Yanlış anlaşılmasın dünyayı görmek elbette vizyondur, zenginliktir. Ancak üzerinde yaşadığımız bu toprakların hakkını teslim etmeden geçmek bu eşsiz coğrafyaya biraz haksızlık değil mi?
Kendi adıma gururla söyleyebilirim ki bu topraklara olan borcumun büyük bir kısmını ödedim. Türkiye'nin haritasında ayak basmadığım, havasını solumadığım, insanıyla hemhal olmadığım sadece üç şehir kaldı: Tunceli, Gümüşhane ve Bayburt. Kalan 78 vilayetin kiminde günlerce konakladım, kiminden bir rüzgar gibi geçtim ama hepsinde benden bir parça, bende de onlardan bir iz kaldı. En kısa zamanda o eksik kalan üç güzel şehre de kavuşmayı canı gönülden arzuluyorum.
Neden mi bu kadar ısrarcıyım? Çünkü Türkiye sınırlarından içeri girdiğiniz an sizi büyüleyen, gezdikçe bitiremeyeceğinizi anladığınız bir yeryüzü cenneti. Bir köşesinde gürül gürül çağlayan şelaleleri ve coşkun akarsuları ağırlarken diğer köşesinde heybetli dağları, uçsuz bucaksız ovaları ve mavinin her tonunu barındıran denizleri selamlıyor sizi. Sadece doğası mı? Her yörenin kendine has kokan gülleri, saklı göletleri ve damakta unutulmaz izler bırakan dünyalara değiştirilemeyecek o eşsiz lezzetleri...
Yol Arkadaşımız: "Gezgingurmeyiz.biz"
İşte bu muazzam birikimi, lezzet kültürünü ve keşif tutkusunu sadece kendime saklamak istemedim. Türkiye'nin gidilmedik köşesini bırakmama hedefiyle yola çıktığımız "Gezgingurmeyiz.biz" adında bir platform kurduk. Burası bu cennet vatanın güzellikleri ile helal dairesinde yeme-içme kültürünün buluşma noktası. Sosyal medyada çok aktif yemek görseli paylaşmak bazen insanı "Acaba canı çeken olur mu, hakkı geçer mi?" diye düşündürse de buradaki asıl amacımız bir rehber olabilmek. Özellikle yurt dışından Türkiye'ye hasretle gelen gurbetçilerimize ve ülkemizi merak eden yabancı misafirlerimize bir nevi ışık tutuyoruz; güvenle, helal hassasiyetiyle ağız tadıyla rotalarını çizmelerine yardımcı oluyoruz.
Gelelim benim asıl tatil felsefeme ve naçizane tavsiyeme...
Bir yere gidip bir otelin duvarları arasına sıkışıp kalmaktan, sadece "sabit durarak" dinlenmeye çalışmaktan çok uzak bir gezi anlayışım var. Bana göre tatil hareket etmektir, keşfetmektir. Gittiğin bölgenin her sokağına girmek, her virajında yeni bir manzaraya şaşırmaktır. Evet belki bedenen yorulursunuz; akşam otele döndüğünüzde ayaklarınızın altı tatlı tatlı sızlar. Ama ruhunuz öyle bir dinlenir, zihniniz öyle bir tazelenir ki o "tatil yorgunluğu" dünyanın en keyifli hissine dönüşür.
İmkanlarınız dahilinde yeni rota planları yaparken kendinizi bir yere sabitlemeyin. Dinamik, hareketli ve bol keşifli rotalar oluşturun. Bu ülkenin her köşesi ayrı bir hikaye, ayrı bir zenginlik barındırıyor. Şezlongda uzanıp zamanı eritmek yerine yorularak da olsa bu cennetin tadını doya doya çıkarın derim.
Unutmayın gezerek yorulmak durağan bir konfordan çok daha büyük bir keyiftir. Yolunuz açık, keşifleriniz bol olsun!
Muhabbetle...