Top Trabzonspor’daydı, galibiyet Konyaspor’un

YAYINLAMA:

Futbolda bazen topa sahip olmakla oyuna sahip olmak aynı şey değildir.

 

Trabzonspor’un Konyaspor deplasmanında 1-0 kaybettiği maç, bunun en güzel örneklerinden biri oldu. Bordo-Mavililer maç boyunca yüzde 71 oranında topa sahipti. Konyaspor’un topa sahip olma oranı ise yalnızca yüzde 29’du. Kâğıt üzerinde baktığınızda Trabzonspor’un oyunu kontrol etmesi, rakibini kendi sahasına hapsetmesi ve üç puana daha yakın olması beklenirdi.

 

Ama futbol kâğıt üzerinde oynanmıyor.

 

Konyaspor, karşılaşmanın henüz 2. dakikasında Toth’un attığı golle öne geçti. Ve o gol, maçın geri kalanında Trabzonspor’un bütün planlarını bozdu. Daha önemlisi, Konyaspor yalnızca golü bulmakla kalmadı; oyunun özellikle ilk bölümünde daha etkili olan, daha fazla tehlikeli pozisyona giren taraf oldu.

 

Üstelik Konyaspor’un bu galibiyetinin ayrı bir anlamı vardı.

 

Geçen sezonun son üç maçını kaybeden, bu sezonun ilk dört karşılaşmasından da yenilgiyle ayrılan Konyaspor, tam yedi maçlık bir mağlubiyet serisinin içindeydi. Trabzonspor karşısında alınan 1-0’lık galibiyet, bu uzun ve moral bozucu seriyi de sona erdirdi.

 

Yani Trabzonspor, bir anlamda rakibine sadece üç puan vermedi; onun yeniden ayağa kalkmasına da vesile oldu.

 

Trabzonspor cephesinde ise geçen haftanın 5-0’lık Gençlerbirliği galibiyetinin ardından beklenti doğal olarak yüksekti. Fatih Tekke’nin istifasının ardından takımın başına geçici olarak Hüseyin Çimşir getirilmiş, Çimşir ilk maçında oldukça görkemli bir galibiyet almıştı. Beş maç sonunda ise Trabzonspor’un hanesinde iki galibiyet, iki mağlubiyet ve bir beraberlik bulunuyor.

 

Daha dikkat çekici olan ise iki deplasmandan da puansız dönülmesi.

 

Bu tablo bize Trabzonspor’un hâlâ bir istikrar problemi yaşadığını gösteriyor.

 

Konya maçının ilk yarısı ise Trabzonspor adına gerçekten unutulmak istenecek cinstendi. Bordo-Mavililer sahada vardı ama oyunun içinde yoktu. Topa sahip oluyor, pas yapıyor fakat rakip kalede gerçek bir tehdit oluşturamıyordu.

 

İkinci yarıda ise farklı bir Trabzonspor izledik.

 

Daha hareketli, daha istekli ve daha üretken bir takım vardı sahada. Fabinho ve Muçi ile gole çok yaklaşıldı. Ancak Konyaspor kalecisi Bahadır, bu pozisyonlarda adeta kalesinde devleşti. Trabzonspor golü bulmak için bastırırken, Bahadır yaptığı kurtarışlarla takımının galibiyetinde başrolü oynadı.

 

Bordo-Mavililerde ise geçen hafta adeta patlama yapan Onuachu bu kez sahada yok gibiydi. İlk dört haftanın yıldızı Salah da beklenen katkıyı veremedi. Diğer oyuncuların da skoru değiştirecek bireysel bir performans ortaya koyamaması, Trabzonspor’un hücum gücünü ciddi biçimde azalttı.

 

Şimdi önümüzde çok daha büyük bir sınav var:

 

Galatasaray.

 

Trabzonspor’un yeni ve kalıcı teknik direktör sorununu artık daha fazla erteleme lüksü yok. Geçici çözümler bir yere kadar takımı taşıyabilir. Ancak uzun bir sezonun içerisinde futbolcunun da, taraftarın da, camianın da önünü görebilmesi gerekir.

 

Galatasaray karşılaşması bu nedenle sıradan bir lig maçı olmayacak.

 

Trabzonspor kazanırsa, Gençlerbirliği maçındaki 5-0’ın ardından Konya yenilgisinin yarattığı olumsuz havayı bir anda dağıtabilir. Camia yeniden umutlanır, takım özgüven kazanır ve “Trabzonspor yeniden ayağa kalkıyor” söylemi güçlenir.

 

Ama olası bir mağlubiyet, bugün konuştuğumuz sorunları çok daha yüksek sesle gündeme getirir.

 

Çünkü Trabzonspor’un artık bahaneye değil, istikrara ihtiyacı var.

 

Konyaspor karşısında top Trabzonspor’daydı ama galibiyet Konyaspor’un oldu. Futbol da zaten tam olarak böyle bir oyun. Bazen yüzde 71 topa sahip olursunuz, ama sahadan eli boş ayrılırsınız.

 

Trabzonspor’un şimdi yapması gereken ise topun kimin ayağında olduğundan çok, oyunun ve sezonun kontrolünü yeniden eline almak.

 

Bunun ilk fırsatı da haftaya Papara Park’ta Galatasaray karşısında olacak.

 

Bazen bir maç sadece üç puan değildir.

 

Bazen bir maç, bir sezonun yönünü belirler.

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...