Karadeniz derbisinde inanılmaz geri dönüş!

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Önceki akşam Rize’de sadece bir futbol maçı izlemedik; doksan dakikaya sığan iki ayrı hikâyeye, iki zıt karaktere ve futbolun neden bu kadar büyüleyici bir oyun olduğuna tanıklık ettik. Çaykur Rizespor ile Trabzonspor arasında oynanan Karadeniz derbisi, adeta gündüz ile gecenin, siyah ile beyazın, umut ile hayal kırıklığının iç içe geçtiği bir mücadeleydi. İlk yarının kahramanı Rizespor, ikinci yarının kazananı ise Trabzonspor oldu. Ancak bu karşılaşmayı unutulmaz kılan, yalnızca tabeladaki 3-4’lük skor değildi.

 

İLK YARIDA RİZESPOR’UN BEYAZI, TRABZONSPOR’UN SİYAHI!

 

Maçın ilk düdüğüyle birlikte sahada bambaşka bir Rizespor vardı. Rakibine nefes aldırmayan, ikili mücadeleleri kazanan, sahaya karakter koyan ve hücumda son derece etkili olan bir takım… İtalyan golcüsünün attığı iki golle henüz ilk 15 dakika içinde 2-0’ı bulan yeşil-mavililer, tribünlere büyük bir coşku yaşattı.

 

Üstelik bu Rizespor, o güne kadar kendi sahasında galibiyet alamamış, taraftarına gol sevinci dahi yaşatamamıştı. İşte futbolun cilvesi tam da burada ortaya çıkıyordu. Kendi evinde gol atamayan takım, ligin iddialı ekiplerinden Trabzonspor karşısında adeta fırtına gibi esiyordu.

 

PEKİ KARŞISINDAKİ TRABZONSPOR’A NE OLMUŞTU?

 

Yeni teknik direktörü Thomas Reis yönetiminde çıktığı maçlarda başarılı sonuçlar alan, Beşiktaş ve Galatasaray karşısında altı gol bulan, savunmada da güven veren bordo-mavililer, Rize’de tanınmayacak hâldeydi. Takımın pas bağlantıları kopmuş, orta saha oyundan düşmüş, savunma yerleşimi bozulmuştu. Trabzonspor, bırakın oyunu kontrol etmeyi, üst üste üç pas yapmakta bile zorlanıyordu.

 

İlk yarının tablosu son derece açıktı: Rizespor beyazdı, Trabzonspor siyahtı. Biri ışıl ışıl parlıyor, diğeri karanlıkta yolunu bulmaya çalışıyordu.

 

Ancak futbol, ilk 45 dakikadan ibaret değildi.

 

SEKİZ DAKİKADA GELEN FIRTINA!

 

İkinci yarıda sahaya çıkan Trabzonspor, ilk yarıdaki takımın adeta tam tersiydi. Teknik hamleler, oyuncu değişiklikleri ve artan mücadele gücüyle birlikte oyunun çehresi bir anda değişti. Orta sahada Fabinho’nun yerine Folcarelli’nin alınması, bordo-mavililerin oyununa yeni bir enerji kattı.

 

Ve ardından inanılması güç dakikalar başladı!

 

Trabzonspor, yalnızca sekiz dakika içinde bulduğu üç golle 2-0 geriden gelip 3-2 öne geçti. İlk yarıda sahada varlık gösteremeyen takım, ikinci yarının başlangıcında rakibini şaşkına çeviren bir hücum gücüne dönüştü. Birkaç dakika önce galibiyeti cebine koyduğunu düşünen Rizespor, bir anda neye uğradığını şaşırdı.

 

Bu, yalnızca skorun değişmesi değildi. Sahadaki psikolojik üstünlük de el değiştirmişti. İlk yarıda özgüvenle oynayan Rizespor’un yerini telaşlı bir takım alırken Trabzonspor, kaybettiği inancı yeniden kazanmıştı.

 

Elbette Rizespor kolay teslim olmadı. Liçi’nin müthiş füzesiyle gelen gol, skoru 3-3’e getirdi ve karşılaşmaya yeniden heyecan kattı. Karadeniz derbisi, bir kez daha bütün ihtişamıyla sahnedeydi.

 

Fakat gecenin son sözü Trabzonspor’dan geldi. Sahanın yıldızlarından Dju, 84. dakikada attığı golle skoru 4-3’e taşıdı. Böylece ilk yarıda adeta çöken Trabzonspor, muhteşem bir geri dönüşle sahadan galip ayrıldı.

 

İlk yarının beyazı Rizespor’du, ikinci yarının beyazı Trabzonspor… İlk yarının karanlığında kalan bordo-mavililer, ikinci yarıda ışığı yakarken bu kez yeşil-mavililer kendi karanlıklarına gömüldü.

 

TRABZONSPOR’UN YILDIZLARI RİZESPOR’UN KAÇIRDIĞI FIRSAT

 

Böylesine çarpıcı bir maçın ardından bireysel performansları konuşmamak olmaz. Trabzonspor’da özellikle Muçi, Dju, Salah ve Folcarelli öne çıkan isimlerdi. Muçi’nin hücumdaki etkinliği, Dju’nun skora doğrudan katkısı ve Folcarelli’nin orta sahaya getirdiği hareketlilik, geri dönüşün önemli parçaları arasında yer aldı.

 

Rizespor cephesinde ise ilk yarının etkileyici performansına rağmen maçın tamamına yayılan bir istikrar sağlanamadı. Mithat, ortaya koyduğu mücadeleyle dikkat çeken isimlerden biri oldu. Ancak futbolda iyi bir ilk yarı oynamak kadar, o oyunu doksan dakikaya yayabilmek de önemlidir.

 

Rizespor’un en büyük hatası, iki farklı üstünlüğü koruyamamasıydı. Trabzonspor ise en önemli özelliğini ortaya koydu: Maç ne kadar kötü giderse gitsin, mücadeleden kopmamak ve geri dönebileceğine inanmak.

 

Yine de bu karşılaşmadan çıkarılacak sonuç, yalnızca bir takımın kazandığı, diğerinin kaybettiği şeklinde olmamalı. Rizespor’un ilk yarıdaki oyunu, takımın neler yapabileceğini gösterirken ikinci yarıdaki çöküşü, üzerinde çalışılması gereken sorunları gözler önüne serdi. Trabzonspor ise ilk yarıda yaşadığı dağınıklığı ikinci yarıda telafi ederek önemli bir karakter sınavından geçti.

 

KOMŞULUK BAŞKA REKABET BAŞKA!

 

Rizespor-Trabzonspor karşılaşmalarının hikâyesi hiçbir zaman yalnızca doksan dakikadan ibaret olmadı. Birbirine komşu iki şehrin takımları arasındaki rekabet, yıllardır zaman zaman saha içindeki mücadeleyi aşan bir gerilime de sahne oluyor.

 

Bu maç öncesinde Rizespor Teknik Direktörü Recep Uçar’ın açıklamaları da tartışmaların odağına yerleşmişti. Geçmişte Hikmet Karaman’ın “Bu şehir bunu unutmaz” şeklindeki sözleri de iki şehir arasındaki futbol rekabetinin hafızasında yer etmişti. Bu tür açıklamalar, maçın atmosferini daha da hassas hâle getirebiliyor.

 

Oysa Rize ile Trabzon, coğrafyanın birbirine yaklaştırdığı, ortak kültürün ve Karadeniz ruhunun buluşturduğu iki komşu şehir. Futbol rekabeti elbette olacak. Taraftarlar takımlarını savunacak, galibiyetler kutlanacak, mağlubiyetlerin üzüntüsü yaşanacak. Ancak rekabetin heyecanı, iki şehir arasındaki komşuluk hukukunun önüne geçmemeli.

 

Sahada sert mücadele olabilir, tribünlerde büyük heyecan yaşanabilir, maç öncesinde iddialı açıklamalar yapılabilir. Fakat son düdük çaldığında geriye futbolun güzelliği kalmalı. Çünkü rekabetin değerini yükselten şey, karşı tarafı küçültmek değil, ona karşı kazanmanın anlamını büyütmektir.

 

FUTBOLUN GÜZELLİĞİ DE ACIMASIZLIĞI DA AYNI SAHADA!

 

Önceki akşam Rize’de yaşananlar, futbolun neden doksan dakika boyunca izlenmesi gerektiğini bir kez daha gösterdi. İlk yarıda maç bitmiş gibiydi. Rizespor sahada kusursuza yakın bir görüntü sergiliyor, Trabzonspor ise oyun kurmakta bile zorlanıyordu. Ancak ikinci yarıda bütün dengeler değişti. Bir takımın özgüveni sarsılırken diğerinin inancı büyüdü.

 

Rizespor, elindeki büyük fırsatı değerlendiremedi. Trabzonspor ise ilk yarıda bıraktığı umutları ikinci yarıda yeniden yeşertti. Sonuçta tabelada 3-4 yazıyordu ama sahada bundan çok daha fazlası yaşanmıştı.

 

Bir maçın ilk yarısında kahraman olmak, doksan dakikanın sonunda kazanan olmak anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, ilk yarıda kaybolmak da maçın sonunda teslim olmak zorunda olduğunuz anlamına gelmiyor.

 

Önceki akşam Rize’de gündüz geceye, beyaz siyaha dönüştü. Ama futbolun en güzel yanı, karanlığın ardından yeniden ışığın doğabileceğini göstermesiydi.

 

Ve Karadeniz derbisi bir kez daha hatırlattı: Futbolda hiçbir şey bitmeden bitmiş sayılmaz!

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...