İstanbul'un söyleyecek çok sözü var

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

İstanbul'u anlamak için yalnızca haritasına bakmak yetmez. Bir mahallenin sokağında yürümek, bir esnafın derdini dinlemek, bir muhtarın mahallesi için taşıdığı kaygıyı anlamak gerekir.

Çünkü İstanbul; asırları aşan tarihi, kıtaları birleştiren dinamizmi ve 16 milyona yaklaşan nüfusuyla büyük bir şehir olmanın ötesinde, milyonlarca ayrı hikâyenin buluştuğu bir hayat merkezidir.

Bu şehirde her mahallenin ayrı bir kimliği, her ilçenin kendine özgü ihtiyaçları, her insanın geleceğe dair farklı beklentileri var.

Böylesine büyük ve kozmopolit bir şehri yönetmek, masa başında alınan kararların ötesinde; şehrin kılcal damarlarına dokunmayı, insanını anlamayı ve gerçek sahiplerini dinlemeyi gerektirir.

İstanbul'u yönetenlerin İstanbul'u dinlemesi gerekir.

İşte AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir'in öncülüğünde hayata geçirilen “İstanbul'u Dinliyoruz” programı, tam da bu anlayışın sahaya yansıyan önemli adımlarından biri.

Sultanbeyli'de başlayan, Bayrampaşa, Arnavutköy ve Beykoz’da devam eden buluşmalar, İstanbul'un meselelerini doğrudan o meseleleri yaşayan insanlardan dinlemeye imkân sağlıyor.

Bir ilçede kentsel dönüşüm öne çıkarken başka bir ilçede ulaşım, altyapı, sosyal yaşam alanları veya gençlerin talepleri gündeme geliyor.

Çünkü İstanbul'un sorunları ortak olsa da her ilçenin hikâyesi, ihtiyacı ve önceliği farklı.

ORTAK AKIL

Bir şehrin geleceğini şekillendirirken o şehirde yaşayan insanların düşüncelerine başvurmak, katılımcı yönetim anlayışının en önemli gerekliliklerinden biridir.

“İstanbul'u Dinliyoruz” programının en kıymetli tarafı da İstanbul'un meselelerini doğrudan muhataplarından dinleyen kapsayıcı yapısıdır.

Mahallenin gözü kulağı olan muhtarlar, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, okul aile birliği başkanları, esnaf ve iş dünyasının temsilcileri, spor kulüpleri ve kanaat önderleri aynı masa etrafında buluşuyor.

Muhtar mahallesini anlatıyor, esnaf ticaret hayatındaki beklentilerini paylaşıyor, okul aile birliği başkanı çocukların ihtiyaçlarını dile getiriyor. Sivil toplum temsilcileri ise kendi çalışma alanlarından hareketle şehrin meselelerine ilişkin görüş ve önerilerini ortaya koyuyor.

Herkes kendi penceresinden İstanbul'u anlatıyor.

Ortaya ise aynı şehrin farklı hikâyelerinden oluşan ortak bir akıl çıkıyor.

Bu buluşmalar, alışılagelmiş protokol toplantılarının ötesine geçerek sorunların, yapıcı eleştirilerin, çözüm önerilerinin ve geleceğe dair beklentilerin doğrudan paylaşıldığı bir istişare ortamı oluşturuyor.

Çünkü ortak akıl, herkesin aynı şeyi düşünmesiyle oluşmaz. Farklı düşüncelerin aynı şehrin geleceği için bir araya gelmesiyle güçlenir.

İSTANBUL'U DİNLEMEK İSTANBUL'U ANLAMAK

Dijitalleşen dünyada iletişim imkânları her geçen gün artıyor. İnsanlar artık düşüncelerini, taleplerini ve şikâyetlerini birkaç saniye içerisinde binlerce kişiye ulaştırabiliyor.

Ancak bütün bu teknolojik gelişmelere rağmen yüz yüze iletişimin, göz göze konuşmanın ve aynı masa etrafında buluşmanın oluşturduğu samimiyetin yeri çok farklı.

Bir insanın derdini kendi ağzından dinlemek, bazen sayfalarca raporda karşılaşamayacağınız ayrıntıları görmenizi sağlar.

“İstanbul'u Dinliyoruz” buluşmalarında da mahalle mahalle, sokak sokak yaşanan sorunlar ve vatandaşların beklentileri doğrudan İl Başkanı Abdullah Özdemir'e aktarılıyor.

Ulaşımdan altyapıya, eğitimden sosyal yaşam alanlarına kadar pek çok konuda sorular soruluyor, görüşler paylaşılıyor, çözüm önerileri değerlendiriliyor.

Üstelik katılımcılar yalnızca sorunlarını dile getirmekle kalmıyor; daha yaşanabilir bir çevre, daha estetik bir şehir ve daha huzurlu bir İstanbul için kendi geliştirdikleri fikirleri de ortaya koyuyor.

Sorunların yerinde dinlenmesi, çözümün de doğru yerden başlamasını sağlıyor.

Bu yönüyle program, vatandaşla siyaset kurumu arasındaki iletişimi güçlendirirken İstanbul'un geleceğine ilişkin ortak bir sorumluluk bilincinin gelişmesine de katkı sunuyor.

39 İLÇEDEN İSTANBUL'UN GELECEĞİNE

Bir şehri gerçekten değerli kılmak, o şehirde yaşayan insanların aidiyet duygusunu güçlendirmekle başlar.

Bir muhtarın mahallesindeki park talebi, bir okul aile birliği başkanının eğitim ortamına ilişkin önerisi veya bir esnaf odasının bölge ekonomisine dair beklentisi, ilk bakışta birbirinden bağımsız meseleler gibi görülebilir.

Oysa bunların tamamı İstanbul'un büyük hikâyesinin parçalarıdır.

İstanbul'un 39 ilçesinde gerçekleştirilecek buluşmaların ardından, sahadan gelen görüş ve öneriler doğrultusunda İstanbul'un vizyon belgesinin şekillenmesi hedefleniyor.

Böylece ilçelerden gelen değerlendirmeler yalnızca toplantı salonlarında konuşulmuş konular olarak kalmayacak; İstanbul'un sosyal, kültürel ve ekonomik geleceğine ilişkin çalışmalar için önemli bir birikim oluşturacak.

GELECEĞİN İSTANBUL'U İÇİN GÜÇLÜ BİR HAFIZA

İstanbul, dünyanın en önemli şehirlerinden biri.

“İstanbul'u Dinliyoruz” programında ortaya çıkan görüş ve öneriler, geleceğin İstanbul'u için önemli bir hafıza oluşturma potansiyeli taşıyor.

Çünkü her talep bir ihtiyacı, her öneri bir beklentiyi, her eleştiri ise üzerinde düşünülmesi gereken bir meseleyi işaret ediyor.

Bu birikimin doğru değerlendirilmesi, İstanbul'un yarınlarına ilişkin daha kapsamlı ve gerçekçi politikaların geliştirilmesine katkı sağlayacaktır.

Asıl mesele, İstanbul'u yalnızca bugünün şartlarıyla değerlendirmekten çok, gelecek nesillerin yaşayacağı şehir olarak da düşünebilmektir.

İstanbul'u yaşamak için İstanbul'u yaşatmak gerekir.

Bu anlayış; şehrin tarihine sahip çıkmayı, kültürel değerlerini korumayı, insanının hayatını kolaylaştırmayı ve geleceğine karşı sorumluluk taşımayı gerektirir.

İstanbul'u değer vermek, güzelliklerini anlatmakla başlar. İstanbul'a hizmet etmek ise sorunlarını anlamakla, insanını dinlemekle ve çözüm için sorumluluk almakla mümkündür. Yani; İstanbul’u sevmek, İstanbul’u dinlemekle başlar.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...